26 Nisan 2010 Pazartesi

"bizim yolumuz darmış zormuş yokuşmuş kime ne"


Sayın okur; bu yazı bir “olur olur bal gibi olur” yazıdır. Kusburnu’na ithafımdır. ..

Daha öncede söylemişimdir, bugüne kadar kapıkuleden sonrasını görmüşlüğüm yoktur. Haliyle bir pasaportum da yoktu. Ama yazının başlığından da anlaşılabileceği üzere artık bir pasaportum var ve bu yazı da bir pasaport sahibi olunuşun hikayesidir.


Bendeniz devlet erkanından korkarım. Vergi dairesi, ssk, emniyet falan filan, oralara işim düştüğünde beni bir güzel sıkıntı sarar. Değerli kusburnunun da yakın zamandaki pasaport uzatma maceralarına tanık olunca, bir pasaport sahibi olmaya niyetlenince büyük şehir beni bozar, bu işi Bandırma’da halletmeyi deneyim dedim. (şehir dışında çalışıyor olmasaydım, bu iş İstanbul’da da pek kolay olabilirdi tabi)

Araştırmalarım sonunda bir günde pasaportu alabileceğimi de öğrendiğimden, gönül rahatlığı ile pasaport muzdaribi kusburnuna Bandırma’ya gidip, 1 günde de pasaportumu alacağım dedim. Kendisi de “olur mu canım öyle şey, biz niye bu kadar sıkıntı çektik ki o zaman” dedi. Ben de “vallahi de billahi de öylemiş” dedim. Kendisi de sözlü olmasa da hissiyatıyla, git de boyunun ölçüsünü al dedi bana. Ben de IDO’ya karşı başlattığım psikolojik savaşta galip gelip, ek sefer koydurtmama rağmen biletimi bir gün öncesine aldım ve bu sefer bir geç kalma, ekstra taksici asabiyeti de yaşamadan mışıl mışıl uyuyarak dün Bandırma’ya geldim.

Anneciğimin hazırladığı kahvaltıya koşmadan babamla emniyete gittik, azıcık sıkıntı çekmek maksadıyla da parmak izimi vermeye olay yeri incelemenin olduğu ve Bandırma’nın hiç görmediğimiz bir mahallesine gönderildik. Hödük bir polis tarafından 10 parmağımın da bir güzel fotoğrafını çektirip, gurbet hevesiyle fişlendikten sonra tekrar emniyete dönüp, evraklarımı teslim ettim. Açlık kaygım hepsinden fazla olduğu için de pasaport çıkınca babam alacak bir sorun olur mu acaba sorusunu sormadım. ( çünkü daha önce bir sorun olmadan alınacağı söylenmişti)

Velhasıl saat 16.30 olunca, babam imza için benim de gerektiğimi ama yarın öğlene kadar da gidebileceğimi söylediğinden olağan tembeliğimi de devam ettim. Bu sabah da pasaportçu polis amcanın iyi niyetine güvenerek, bir koşu emniyete gittim ve törenden gelen amcadan aldığım pasaportumla bu mevzuyu kazasız belasız hallettim.

Üstüne üstlük “siz önceden söyleseydiniz imzayı alırdık ama söylemediğinizden tekrar sizi buraya getirttik, kusura bakmayın” diyen bir polisle de tanıştığım için sevincim çifte kavruldu.

Birinci etabı böylelikle bitirdik. Bundan sonra daha da korktuğum vize süreci var ki, o macerayı da yalnız başıma yaşamayacağım için korkmuyorum.
Kusburnu gibi bu şehirde yaşamaktan bazı bazı tükenen bünyelere de Bandırma’yı da iftiharla sunuyorum.

ps. başlık şarkısı Bırak Konuşsunlar- Nazan Öncel
ps.2. Blog resimleri teknik imkanlardan ötürü daha sonra eklenecektir.

9 yorum:

kusburnu dedi ki...

senden özür dileyen polis memurunun adını, adresini, cismini bir güzel öğrenseydin. şu ülkede bir polis dostun olsun, gerisi boş olsun.. torpilli bandırmalı seni..

varol döken dedi ki...

açlık kaygısı nasıl bastırıldı onu anlat sen...

yemişim pasaportu!

Fery... dedi ki...

yolculuk nereye ??

Fery... dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Fery... dedi ki...

ayrıca ben başlık şarkısını çok severim...

Sen yanımda olunca sanki hayat şahane
Hiçbir çekincem yok benim
Takılma böyle şeylere
Bırak konuşsunlar yorulsunlar biz aşkımıza bakalım
Bırak sevinsinler gülüşsünler biz bize bakalım
Bize bir şey olmaz hiçbir şey olmaz bunu unut bir kere
Bizim sonumuz varmış yokmuş yoksa da kime ne
Elini tutar yürürüm yürürüm baska işim ne
Bizim yolumuz darmış zormuş yokuşmuş kime ne
İster kapris yap ister
Nenem gibi şekerleme
Her halin çok sevilesi başkalarından bana ne
Bırak konuşsunlar yorulsunlar biz aşkımıza bakalım
Bize bir şey olmaz bi' şeycik olmaz bunu unut bir kere
Bizim sonumuz varmış yokmuş yoksa da kime ne
Elini tutar yürürüm yürürüm baska işim ne
Bizim yolumuz darmış zormuş yokuşmuş kime ne
Biz aşkımıza bakalım

Fery... dedi ki...

offf ya Ferhat Göçer mümkünse susabilir mi, Nazan Öncel söylesin bu şarkıyı... hiç sevmedim...

malumafatrus dedi ki...

kusburnu; polisin adı metin; babamla adaş:)

Varol; Babamın başının etini "açım, çok açım" diye yedim; sonra da annemin şahane kahvaltısını balkon güzelliği eşliğinde yiyeceğimi düşünüp, kendimi öyle teskin ettim.

Fery; ben itiraf ediyorum, ferhat göçer sayesinde hatırladım şarkıyı, o yüzden de senin kadar antipatik yaklaşamıyorum konuya:)

Ve şu an için, pasaportu aldığımla kalıyorum:)

Fery... dedi ki...

Nazan Öncel'i gönderiyorum, onu dinle hemen fikir değiştireceksin bence :))

farawaysoclose dedi ki...

iyi ki çipli pasaportlar çıkmadan almışsın. basında yazdığına göre yenilerin çıkması 1 ay sürecekmiş ve feci pahalı olacaklarmış.

bu arada sana 3 vakte kadar yeşil pasaportlu bir kısmet dilerim! hem pasaport çıkartma-uzatma vs. parasından kurtulursun hem de pek çok yere vizesiz gidersin :D