18 Mart 2010 Perşembe

"yaşarım gün doğdukça serde hayat var"


Zamanla kolaylaşması gereken hayatımı inatla zorlaştırmaya bayılıyorum. Küçük ve pratik bir çanta sahibi olma hayallerimi gerçekleştirmek bir yana, spor vesilesiyle taşıdığım pılı pırtıyla da iyice bohçacı kadın haline büründüm. Sonra iki çanta taşıyacağıma hepsini biraraya getireyim dedim ve bildiğiniz minik seyahat bavulunu kendime yaren edindim. Bu bildiğimiz bavul, erkekler için 1 haftalık, standart hemcinslerim içinse 3 günlük bir seyahatte gönül rahatlığıyla kullanılabilir.

Bense baktım, sporda kalabalıktan dumbell ile çalışamıyorum, sürekli yanımda olacak bir ağırlığı taşımak daha avantajlı, bavulumla günlük seyahatlerime başladım. Çok param olursa ve spor salonunda bir dolap kiralayabilirsem, oraya koyacağım tek şey ayakkabılarım olacağımdan, bu hamallık halimden temelli kurtulma hayalim ne yazık ki pek yok. Yine de "şu da lazım olur", "bunu da taşımakta fayda var" hastalığımdan kurtulup, gerçekten asgari ihtiyaçlarımı yanıma alır ve çantanın hacmi arttıkça içine konanların da sayısı artmalı bağlantısının manasızlığını şuursuz bilinçaltıma kabul ettirebilirsem bir gün tuhaf bir ferahlama hissedebileceğimi, o günde yeteri kadar kaslı olabileceğimi umut ediyorum.

Kıssadan hisse, Orhan Pamuk'un babasının varsa benim de artık bir bavulum var. Her hafta okuduğum kitabın en sevdiğim sayfasını koparıp ( ki sevmem ben kitaba şiddet uygulamayı) bavula atarsam Nobel aldıktan sonra yayınlayabilecek yepyeni (derleme falan da değil yani) bir kitap sahibi olurum.

Ama bu ülkenin insansever başbakanı nobel barış ödülünü almadan, bana edebiyat alanında (şapşahane dilbilgim de unutulmasın lütfen) verilecek Nobel ödülünü kabul etmem mümkün değil, bunu da bilmenizi isterim.

imza: bir ufak( ufal da cebime gir diyeceklere sevgilerimle) şizofren...

Bu yazıda asıl vurgulamak istediğim ama kaçırdığım nokta; Çantam çok ağır olsa da; sporla uzaktan yakından alakası olmasa bence pek sempatik. Kendisinden sıkılmak için kendime iki hafta veriyorum o da ayrı:)

ps. Başlık şarkısı Yonca Lodi- Sende Yaram Var

6 yorum:

guvenek dedi ki...

beyin sartli calisiyor tabi, bavul kelimesini gorur gormez orhancigim gelmisti aklima; yaniltmadin beni:)

kusburnu dedi ki...

o çanta meselesini ben sanırım atlattım artık. uzun bir süre haftasonları dahi normal boylarda bir çanta taşımış biriyken erkeklere bakıp deli oluyordum, elleri kolları boş gezeliyorlardı yollarda.
sonra lan dedim, ihtiyacım olan ne var şu çantada. cüzdanı bile almadım, banka kartı, kredi kartı, ehliyet, para, selpak, cep telefonu. bitti. hepsini ceplerime doldurdum, ellerim kollarım boş yürüdüm yollarda. özgürceeee..

varol döken dedi ki...

başbakan bizzat kendisi dolaşıyormuş facebook ile bloglarda bana hakaret eden var mı diye...

benden uyarması, hapishaneye bavul götürülmüyor:)

varol döken dedi ki...

bu eksiklik duygusu sadece cinsiyetle değil aynı zamanda karakter ve buna bağlı olarak burçlarla da ilgili... belki o kadar büyük bavullar taşımıyorum ama şu eksik bu eksik şunu alsa mıydım bu kalsa mı duygusundan kurtulamıyorum...

bu yüzden hiçbir yere gitmek istemiyorum, uçak biletimi de yırtıp çöpe atacam...

aaa e-bilet lan o...

varol döken dedi ki...

bir sırt çantasıyla dünya turu türkler kendini berbat hissetsin diye birleşmiş milletler tarafından lozan antlaşması sonrası uydurulmuş...

hadi sırt çantasına öyle ya da böyle sığdık, dünya turundan kasıtları libya, kamerun, ürdün, antigua barbados falansa başka...

hollanda'ya vizeyi kaldırın, yemin ediyorum bıktım fotokopicilerden...

malumafatrus dedi ki...

kusburnu; Benim ellerim boş olunca da bir tuhaf oluyor, sol kolumun rap rap hali zaten malumunuz, yani bir çanta olsun ayarı da bulabilsin istiyorum.

Guvenek; orhan pamuk ve orhancım; orhancım ve orhan pamuk mu? Seninle dünyaya bakış açımız bildiğin farklı ya:))

Varol; bavul değil de hapishaneye laptop götüremezsek pek fena:) artık ben el yazısı ile yazarım, kusburnu da haftalık olarak yazılarımı yayınlar diye umuyorum.

yayınlar mısın kusburnu?