21 Mart 2010 Pazar

"sen varsın, iyi ki varsın yanımda"


Eşit bir güne karşılık eşit bir gecenin mevcut olduğu 21 Mart’tan seslenmekteyim size, fonda hayat kadar realist bir şarkı, sözleri size kolaylık olsun diye burada, günler bitip geceler baslarken, geceler bitmek bilmeyip günleri tuketirken ve en nihayetinde hakimiyet günlere geçerken hayat geçiyor sayın dünyalı. Ben buraya su yazıyı yazmasam da bilirsin bugun gece ve gündüz eşit, ama hayat sana dışarıda esen bunaltıcı havanın sebebini , işten çıktığında aydınlıkla karşılaşmanı "bahar geliyor" dışında sorgulatmazken, ben yine burada vicdanin olarak soruyorum hayatın geçip gidiyor sen bu arada ne yapiyorsun diye?

Belirtmek isterim, dünya bizden ve bizim ona yaptıklarımızdan feci halde sıkıldı ve simdi de oyunbozancılık rolünü üstlendi...ve takdir edersiniz ki her şekilde mutlak hakimiyet onda olacağından kaybedenler kulubündeniz biz ...Peki karamsar mıyız ? bazen...yerli ve yersiz sekillerde…

Aslında bu yazının amacı dünya halleri değildi, ufak bir hedeften sapma olsa da (dahi anlamında okuyun siz onu) bugün yazı yazılmasındaki amacımıza dönelim (yani aslinda sadece ben dönebilirim)

Efendim malumunuz bugün 21 mart, 20 marttan sonraki 22 marttan önceki gün olur kendileri. Ve bu iki tarihte biz klan ajandasında değerli miniğim, öğrencim ilkercigimin ve asker kardeslerden cihanimin doğum günleri olarak yer alır… ve ben süper tembel yazı sahipcisi olarak bugün kaleme aldıgım yazım ile her ikisinin de doğum günlerini kutluyorum ve bir tasla iki kuş vurmaya yelteniyorum.

Biri asker biri son sınıf öğrencisi olduğundan, mevcut zaman onlar için çok güzel değil biliyorum. Ama söz konusu hep bir gelecek hep de bir umut dünyası mevcut olduğundan bu yemyeşil dünyanın tüm iyimserliği ile en şahanesinden dileklerimi umutlarımı hayallerimi paylaşıyorum bu iki muhtesem klan sahsiyeti ile…ilkere sarılarak demiş olsam da, cihana iyi ki doğmuşsun demek için teknolojiye sığınıyorum…

Hayat umutlara yer kalmaksızın , hayallere yer bırakmaksızın güzel olsun herkes için, ama öncelikle o iki genç adam günler yavaş yavaş uzayıp da biz kendimizi 21 Haziran'da bulana kadar, askerliklerinden okullarından ıvırlarından zıvırlarından kurtulsun…

Mümkünse de her şey çok güzel olsun…

Ustat'ta yayınlanma tarihi: 21 Mart 2007

Bugünden notlar;

  • Benim için 19-22 Mart tarihleri gayri resmi doğum günü festivali sayılabilir...
  • 19'u abiciğimin, 20'si miniğin, 22'i de bir koca hayırsızın yaş dönümü...
  • Abiciğim doğum günü için ayrı bir yazı yazmam gerek ama onu bir süre sonra yazacağımdan, şimdilik şapşahane yaşlar diliyorum bu üç adama da.
  • Bu yazıyı da utanmasam her sene yayınlarım, çünkü şu kadar yazım arasında chn'ın hatırlayıp bana da hatırlattığı tek yazı kendisi olur.
  • Tabi bu yazıyı chn ve ilker'in okuması için ikisine de ayrıca mail atmam gerek ki, bu da kendilerinin ayıbı olur... Hatta bu yazıyı geçen senede kullanmışım ve o zamanki notum da bakın ne demişim;
  • "Bugünden edit: 5 sene daha bu yazıyı kullanırım ben, nasıl olsa doğum günü sahipleri bu blogu okumayı bırakalı, ben de onlara bu konuda dırdır ve vırvır yapmayalı çok oldu. Ee neden koyuyorsun öyleyse bu yazıyı diyorsanız, ne farkım var Hıncal Uluç'dan diye sorarım."

5 yorum:

Fery... dedi ki...

gelip iki kuple yorum yapsalar bari o da yok :)

sen de şaşırt da bir dahaki yıl farklı bir yazı yaz, beynim bulandı ne askeri yahu diyorum :))

malumafatrus dedi ki...

Birbirinden bu kadar farklı iki insan maşallah konu hayırsızlık oldu mu birbirlerinin kopyası oluyorlar. Birine 10 kere öldün mü diye mail atsam cvp yazmaz, öbürü de duyduğun üzere okurları ile bir iletişim kurmayı tercih etmiyormuş..

Hatırlat seneye yazıyı kopyalamayım artık:)

malumafatrus dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Marko dedi ki...

Bir de mail atmışsın okuyayım diye ama o da junk denen outlook'un göz ardı etmek istediği havuza düşmüş. Lakin ben, hayırsız ama araştırmacı öğrencin, mail box'ını 3 gün gecikmeli de olsa kontrol ederek bu yazıya ulaştım; sonunda yorumumu da düşüyorum. Sıkıcı bir Çarşamba günü, doğum günüm benden 1 sene daha uzaklaşmaya yüz tutmuşken bu yazıyı görüyor olmak yeniden bir süpriz hissi yaşattı bana (sürprizleri seviyorum). Sen bu yazıyı yazdığında "son sınıf öğrencisi" imişim, aslında halen bir yerlerden, bir şekilde mezun olmaya çalışıyorum (edebiyat ve hayata göndermedir). Bu yolda bana yol gösteren, destek olan, arada bir ses edip varlığı hissettiren bir öğretmene fevkalade (bu lafı da seviyorum) ihtiyacım var. Gel sen biraz basketbol yaz, ben de biraz üniversite yıllarımdaki Haşmet Babaoğlu tadındaki yazılarımdan alıntı yapayım, blog konusunda da orta noktayı bulalım. :)

Teşekkür ederim Tuğba, bu yazı için, hafta sonu için, aslında her şey için... Yalnız yazıyı gördüm, gelecek sene yenisini isterim (bu da yüzsüzlükte ve yazıda son nokta olsun).

Sevgi, saygı ve daha niceleri olsun...

malumafatrus dedi ki...

seneye yeni yazacağım hem de artık sadece sana özel yazacağım İlkercim. Diğer hayırsızın ısrarlı iletişimsizliğini artık ben de benimseyeceğimden, yazı falan yazmam kendisine diyeceğim ki, bunun da hiç umurunda olmayacağını biliyorum.

sen benimle fanatizm oranı az olan basket maçlarına gelirsen, ben seve seve basketbol yazarım tabi:) Sen basketbol blogunda mutlu mesut olduğu için haşmet yazısı yazmasan da olur sanki. Ama yazacağım diyorsan, ben sana özgü soruları içeren yazılar yazmaya hemen başlarım biliyorsun:))