17 Mart 2010 Çarşamba

"saymadan bitirdin hep yılları"


  • Biyolojik saatin olduğu yerde akıl ve fikriyatınızın sözü ne yazık ki pek geçemiyor. Hafta içi işe gitmeyeceğiniz bir şanslı günde, "şu saate kadar uyuyacağım" diye yattığınız gecenin sabahında her günkü uyanma saatinizde gözünüzü açınca ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız sanırım.
  • Hafta içi eve 6 civarında gelmeyi unuttuğumdan, vicdanımı ikna edip spor yerine direkt eve geldiğim zamanlarda, o saatte evde olmayı unutan hain biyolojik saatim afallıyor ve saat 8'e kadar bildiğiniz vakit öldürüyor. 8'e kadar işlerimi tamamlayıp rahatça ev keyfi yapabilecek aklıma karşın, biyolojik saatim sen düzenini bozma, 8'e kadar boş gözlerle bir şeylere bak sadece diyor sağolsun ve kazanan da genelde hep kendisi oluyor.
  • Şiddet hayatımızın her noktasına girdiği için,artık kendisine burun kıvırmak yerine hayatımıza belirli kural ve şartlarla kendisini dahil edelim artık diye düşünüyorum. burnunuzu ve kulağınızı kesen kocanızı hangi şekil şart adam eder onu bilemiyorum ama en azından birbiriyle husumetleri olan gazeteciler, birbirlerine kendi köşelerinden hakaret etmek yerine; haftanın bir günü canlı yayında ringe çıkıp kavga ederlerse yaptıkları işe gazetecilik derken biraz daha düşünür, yazdıkları satırları tekrar tekrar okurlar diye umut ediyorum.
  • Medya sayesinde beddua dağarcığım da, mahalle kavgası dağarcığım da gün geçtikçe zenginleşiyor. Yine de yeterli seviyeye erişemediğimden bir medya kuruluşunda " Doğumunda annen sifonu çekmeyi unutmuş diye, seninle daha fazla uğraşamam." türünden bir yazının nasıl yayınlanabildiğini idrak edemiyorum.
  • Türk aile yapısına gözü gibi bakan RTÜK'ün yazılı basın için bir benzeri olmadığı (olmasın zaten) ve başbakan dışında da gazetelerin bir kontrol mekanizması olmadığı için, gün geçtikçe daha büyük rezilliklere tanık olacağız, haliyet-i ruhunuzu buna hazırlayın sayın okur.
  • Google adwords'un maillerimizi okuyup okuyup tepeye, kenara köşeye reklam iliştirme mantığını anlamakta bazen ciddi zorluklar çekiyorum. Yani bir kelimeden reklam türeteceğine biraz daha olayın derinine inerse, reklamı da hayırlı bir işe vesile olur bence. Hangi mail yazışmamdan "İstanbul kız arkadaş" sitesinin reklamını bana yapma gereksinimi buldu, maillere tek tek bakıyor hala bunu idrak edemiyorum.
  • Ek İş- Çorap ve İç Giyim reklamında ısrarcı olmasının sebebini ise kusburnu'nun bana gönderdiği bir fw. mailden kaynaklandığını anladığımdan, "google hakkımda ne düşünüyorsun acaba" sorusunu şimdilik sormuyorum.

Meraklı okura fw mailin açıklaması;

Küçük kız okulda (yukarıdaki) resim ödevini hazırlar, notunu alır eve gider, ertesi gün elinde şu notla okula döner:

Sevgili Bn. Davis,
Küçük kızımın çizdiği resmin konusunu netleştirmek istiyorum.Ben bir striptiz klubünde sahneye cikip boru dansı yapmıyorum, bir nalburiye marketinde çalışıyorum. Kızıma son kar fırtınasından sonraki satışlardan ne kadar çok para kazandığımızı anlattım. Bu resim beni kürek satarken gosteriyor.
Bn. Harrington

ps. başlık şarkısı Senin gibi olsun- Umut Kaya

11 yorum:

kusburnu dedi ki...

valla google ne mantıkta çalışıyor ben de çözemedim. bana tatil falan öneriyor genelde, tur şirketleri falan. diyorum ki anlıyor çalışmaktan bunaldığımda, zeki şey. ama öyle deil muhtemelen :))
zamanı harcama meselesi benim için de geçerli. bu akşam spora gitmeyelim, evde olalım dediğimde bir bakıyorum salak salak verimsiz mutsuz bi aksam gecirivermişim. yoğun olmayınca bünye kaldırmıyor :)

varol döken dedi ki...

ben de polemik yaratmak istiyorum... çok iddialı laflarım var, kullanamıyorum içimde kalıyor... suni bir gündem suni bir kasırga yaratabilir misiniz benim için sayın blog sahibesi?

malumafatrus dedi ki...

Varol;
ben de sandık lekesi olan iddialı laflarımı artık havalandırmak istiyorum, bu sebeple yapay bir kasırga bana da iyi gelebilir:)

ama önce ben bu polemikleri biraz daha dikkatli okuyup, strateji çalışması yapmalıyım...

Kusburnu; Kısıtlı vakitte daha çok prensibi sanırım her yerde geçerliliğini koruyor.

Fery... dedi ki...

burnunu ve kulağını kesen kocasından şikayetçi olmayıp biz konuyu aramızda hallettik diyen hatun kişi, ben sana ne diyeyim ya ne diyeyim :(((

bazen gerçekten sadece durup ağlamak istiyorum...

malumafatrus dedi ki...

en son okuduğumda, yok öyle bir şey şikayetçiyim sonuna kadar demişti; o yüzden ablanın günahını almak için bekleyebiliriz bence. Tabi şu da var yıllardır aynı şiddeti görüp, çocukları ( ve muhtemelen düzenli bir geliri, piskopat kocasından onu koruyacak birileri olmadığından)için geri döndüğünden; bu saatten sonra dönerse de pek şaşırmamak lazım.

Fery... dedi ki...

o zaman lidyalıların allah belasını versin, para için insan bu zülme katlanır mı ya, gelsin ben bakacağım tövbe tövbeee... Ulen adam kulağını burnunu kesiyor sen kocamdır yapar diyorsun yok artık ya yok...

varol döken dedi ki...

kulağı burnu kesene kadar dudakları bantlasaymış gül gibi geçinip giderlermiş...

varol döken dedi ki...

fery'nin şu an kulağımı burnumu bükmek istediğini çok iyi biliyorum:)

varol döken dedi ki...

yalnız şiddete karşı değilim onu açıkça söyleyeyim. orantısız şiddete karşıyım, yani şimdi kulak burun kesen adamın parmağını kesmek istiyorum diye şiddete meyilli derseniz onu da kabul ederim...

Fery... dedi ki...

şiddete karşı olup olmamak değil mesele, mesele o noktaya gelmek ben ona takılıyorum... sonuç ortada zaten neyini tartışayım kulaksız burunsuz ama kocamdır yapar diyen bir hatun...

hep birlikte geldiğimiz nokta bu, hepimize cümlemize bravo...

aaa sinirlendim ayol :P

malumafatrus dedi ki...

ya ben ilk defa, kadının ne yaşadığını bilmeden konuşmama taraftarıyım. Köprüleri yakıp yıkmak her zaman o kadar kolay olmayabilir. Yani eğitimli iyi bir işi olan kadınların şiddet görüp susması; bir kocaya bağlı hayat süren ve öldürse de kocamdır diyen kadınların şiddete tepkisinden daha vahim benim gözümde.

Ayrıca ben de ne yazık ki şiddetin gerekliliğine gün geçtikçe daha çok inanmaya başlıyorum.