2 Mart 2010 Salı

"inan ki çözümüm seninle değil"


"... Annenin karnında büyüyecek olan her neyse, ona da aitti. Ve üzerinde mutlaka bazı hakları olmalıydı. Var olmamasını istemek gibi. Baba olmamayı istemek gibi. Herhangi birinin babası olmamayı istemek, temel insan haklarından biriydi. En azından baban öyle düşündü. Ancak kabul etmediği takdirde kimsenin bedenine de dokunulamazdı. Dolayısıyla yasa zoruyla annenin içindenkini sökmeye olanak yoktu. Ancak doğacak olanın yarısı ona aitti. Mantıklı bir hakime, böylesi bir hakka sahip olduğunu kanıtlayabilirdi. Babalığı ret hakkı. Hangi kadın, "babasının desteğini istemiyorum. Çocuğu kendim büyüteceğim. Kimseye ihtiyacım yok!" diyerek kurtulabilirdi. Hangi kadın bir erkeği zorla babalık bilinciyle tanıştırabilirdi? Hangi kadının böyle bir hakkı vardı? Baban, yanıtlarını sorularının peşine takıyordu: Boşalan erkeklerin doldurduğu kadınların hepsi! Ancak diye ekliyordu baban, yemek masasının diğer cephesinde konuşan anneni duymazken: İçini kadına döken erkeğin baba olmaktan başka çaresi yok mu? İçindekini kadına dökmek, babalığı kabul kararı mı? Hayır! İçin dökülmesi sevmenin sonucudur. İçin dökülmesinin nedeni sevmektir. Çocuk sahibi olmak değil.

Dönüşü olan hiçbir karar sonuncu değildir. Dönüşü olan hiçbir karar kesin değildir. Hiçbir hayal, gerçekleşmediği sürece mutlak değildir. Mantıklı bir hakim, doğru bir yasa ve babalığı ret hakkı. Bir yerlerde olmalı. Kimse bana çocuk sahibi olmayı emredemez. Annen konuşmaya, babansa düşünmeye devam ediyordu: Mutlak biz uzlaşma! Gereken bu! Hemfikir olmak! Çocuk sahibi olmak için gereken bu! Uzlaşma yoksa tek taraflı bozulabilecek bir sözleşme. Kabul kelimesinden iki adet duyulmalı. Aksi takdirde inatçı anne adayları çocuğun sadece yarısını doğurmalı! Kendine ait olan yarıyı!"

Azil- Hakan Günday

Her zaman her yazdığıma inanıyorum demek değildir ama bu fikriyata katılmasaydım, bu saatte bu yazıyı kopyalamakla bu kadar uğraşmazdım. Bir insanı dünyaya getirmek ne olursa olsun tek kişinin tekelinde olmamalı. Ben senden hiçbir şey talep etmeyeceğim diyerek, bir çocuğu sorgusuz sualsiz annesiz veya babasız bir hayata başlatmak da bence kimsenin tekelinde olmamalı. Birileri de Hakan Günday'a kulak vermeli.

ps. başlık şarkısı Balık Olsaydım- Hayko cepkin
ps. Resim hala aynı resim, sizse hala adres diyorsunuz:)

11 yorum:

varol döken dedi ki...

hakan günday'a uzun süre kulak verince bir şey duyamaz oluyorsun... bütün düşünceleri birbirine karışıyor... sonra onu asmalımescit'te yürürken görüyorsun, acaba diyorsun o hangi hayatı yaşamaya karar vermiş...

malumafatrus dedi ki...

kendisine uzun süre kulak vermemek için dün 2 adet chuck palahniuk, 1 adet de nick hornby kitabı aldım. Ama en son Marc Levy'nin yeni kitabını gördüm, kitap okuma sıram yine şaştı:))

Yazarın en şahanesi hiç yaşamadığı hayatı, aslında ben de oradaydım biliyor musun hissi verdirendir. O yüzden Hakan Günday bir bankada 9-5 çalışsa da sana inat yargılamayacağım kendisini.

varol döken dedi ki...

hakan günday bir bankada 9-5 çalışsa inan daha inandırıcı olurdu gözümde... bunca eleştirime rağmen bir film yapacağım onu sonunda...

hangi kitaplarını aldın?

malumafatrus dedi ki...

Remzi'de ne bulduysam aldım:) Böyle de bilinçli okurum. Gösteri peygamberi, Tıkanma ve Shakespeare para için yazdı.

varol döken dedi ki...

gösteri peygamberi ve tıkanma en iyi 2 kitabı...

shakespeare para için yazdı ise bende olmayan az kitabından biri, bir deneme diye hatırlıyorum... nick hornby için en iyi başlangıç about a boy'dur ama sanırım bu da iyi bir başlangıç:)

şimdi benim de senin en az 3 tavsiyene uymam gerekiyor, bu yüzden önümdeki açılmamış 3500 sayfayı bir an önce bitirmeliyim... yolları uzatmak için maslak üstünden mi gelsem:)

malumafatrus dedi ki...

onun yerine daha çok deplasman maçına gidebilirsin bence... Allah kimseyi Maslak yollarına düşürmesin ayrıca.

Fery... dedi ki...

bu kavgayı vermemek için belki de adam içini dökerken kadına ne çok sevse de sonucun iki kişiye ait bir çocuk olmaması için yapması gerekeni yapsın... aynı şekilde kadın da...

iki kişiden biri acaba diyorsa da doğmasın o çocuk ama mümkünse doğmayacak çocuk da can bulmasın...

off aman zor...

varol döken dedi ki...

bu haftaki olimpiyat faciasından sonra gençlerbirliği deplasmanına gitmekten vazgeçmemi kitaplarla açıklamaya gerek yok sanırım...

ama tüm hayatım mantıksızlık üstüne kurulduğundan bu kararı da mantıksızca geri alır, cam kenarında ankaragücü taraftarının atacağı taşlara karşı kalın kapaklı bir kitabı kenara ayırırım...

maslak konusunda da amin diyorum...

farawaysoclose dedi ki...

Hakan Günday'a katılmıyorum.

bu faaliyette erkek edense, kadın da edilendir. kadının içine erkeğin tohumları girdikten sonra, döllenme olup olmaması kadının elinde değil. kaderine razı olacak. erkekse, tohumlarını döküp dökmeme tercihine sahip her zaman.

madem baba olmak istemiyor, bir zahmet sahip olsun tohumlarına!! hem her tarafa sepeyim özgürce, hem de aman bebek olmasın?! yok öyle.

malumafatrus dedi ki...

Magazinden örneklersek; sorarım sana faraway; deniz akkaya'nın efe önbilgin'in çocuğuna öyle ya da böyle doğuracağım demesi, sonrada onların ayrıyken tekrar beraber olmaya karar vermesi güzel bir şey mi? birinden biri buna mecbur kaldığı sürece hiçbir ilişki sağlıklı olamaz bence.

farawaysoclose dedi ki...

sana katılıyorum.
tek demek istediğim, erkek kısmı illa baba olmaktan kaçınıyorsa, bir zahmet prezervatif takıp tohumlarına sahip çıksın! :P