29 Mart 2010 Pazartesi

"firar eder aklım başımdan uçar gider"

"Makbul ile makbul olmayanın izdivacı üstüne"


İnsanlar neye göre birbirlerine uygun ya da uygunsuz bulunuyor, bunun net bir cevabını vermek mümkün değil herhalde. Bir sürü şeyin toplamı olsa gerek: Birlikte iyi fotoğraf veriyorlarsa, aşağı yukarı benzer geçmişlerden, çevrelerden geliyorlarsa, imajları birbirine denkse, sınıfları, yaşları, gelirleri arasında çok büyük zıtlıklar yoksa laf çakan çıkmıyor.
Ama ortalamanın dışına taşan bir statü, yaş, hatta his farkı hemen celallendiriyor. ‘Yakıştı mı’cılar alıyor enstrümanı eline.
İnsanları kabaca ikiye ayırmak mümkün: Kabul görenler ve kabul görmeyenler.
Mesela doğru düzgün biri olmak, eli yüzü sağlam işler kotarmak ille de
kabul görmek anlamına gelmediği gibi, geçmişte çok sakil hallere
düşüp düşüp hâlâ inanılmaz biçimde temiz ve şık kalabilmiş, türlü çeşit rezalete rağmen her koşulda baş üstünde yeri hazır bulundurulanlar da var. Ama kabul görmeyenlerdenseniz geçmiş olsun; hiçbir yere, hiç kimseye kolay yakıştırılmayacağınız muhakkak...
Makbul olmayanlar, diğer makbul olmayanlarla takıldığında sorun yok. Ama ne zaman ki bir makbul olmayan, bir makbul olanla yan yana gelirse, vay vay vay, işte o zaman beraberinde tantana da geliyor.
Makbul, diğer makbullerin hakkı çünkü! Öbür kategoriden biri tutup da onu alırsa, bu en doğal haklarını, paylarını çalmış oluyor, onların elindeki listeyi bir eksiltiyor... Makbulü makbule kaptırmak da tatsız evet, ama öbürü yenilir yutulur iş değil.
Kaan Tangöze ile Seçkin Piriler’in evliliği bana biraz da bunları düşündürdü.
Duman’ın solisti Kaan Tangöze, Türkiye’deki en iyi erkek seslerinden. Boğuk, çatlak sesi insanın hakikaten içine işleyen, oturan, oturduğu yeri ince ince oyan biri... Baştan beri yoğun, derin duygularla, arızalarla bir arada düşünülen, manalar yüklenen biri... Ve de çok sevilen, meftun olunan biri...
Seçkin Piriler ise, bilemeyiz tabii içinde kopan lodosları, poyrazları, ama dışarıdan fazlaca güneşli görünüyor. Şekeri fazla kaçmış bir lolipop gibi duruyor. Mankenliğin birinci liginin epeyce uzağına düşüyor.
Birçoğu için anlaması, daha doğrusu kabullenmesi zor ilişkilerdendi. Aşırı güleç, aşırı coşkulu, aşırı demode gardıroplu gibi sıralanıyordu vasıfları, ama işin özeti pek de makbul bulunmayan bu kız, o fevkalade makbul oğlana layık değildi, denk değildi!
Çift geçen hafta kıyılan nikâhla bir adım öteye gidince, bu defa kimin kimle beraber olacağına karışamayacağımız, ama bir rock’çının düğününün de böyle olamayacağı tartışılmaya başlandı! Sahi tek ve asıl mesele bu mu? Gelinliğin modeli? Düğün yeri?
Galiba evvela şunu kabul etmemiz lazım. Ev hali, ‘çiftlik’ hali başka bir şey. Bazen bizim kafamıza göre ‘olmadık’ insanları mis gibi olduran bir şey.


...

Nur Çintay gibi ben de kafamıza bu kalıpları kim oturttu da tanımadığımız etmediğimiz insanları " o onla nasıl çıkar/evlenir?" diye hadsiz bir şekilde sorgulama hakkını kendimizde buluyoruz bilemiyorum.

Diyelim ki Seçkin Piriler, bildiğin aptal - ki buna inanmamız için birçok mazeret bulabiliriz- kim bize Kaan Tangöze'nin akıllı kadın sevdiğini söyledi. Kendisinin bugüne kadar bir dergiye; "şöyle kadınlara bayılırım", "dış güzellik benim için bir şey ifade etmez, ruh güzelliğine bakıyorum", "sarışın olsun istersen çuvaldan olsun" türünden bir beyanatı oldu mu olmadı. Aksi oldu mu, olmadı?

Kaan Tangöze'nin eşofmanla konsere çıkması, sevdiği kadın için damatlık giymesine engel olur mu? Olmaz.

Biz konuşuruz, onlar keyiflerine bakar. Biz onay versek de vermesek de onlar mutlu olabilir.

Bu yazıdan erkeklere çıkacak önemli fikriyat; Bir kadının evliliğe ikna edemeyeceği erkek yoktur, bu yüzden lütfen boşuna bir mücadele için kendinizi yormayın.

Bu yazıdan çıkartılmayacak anne hissiyatı; kızım olsa Kaan'la evlenmesini istemezdim o da ayrı. ( Benimki sağlık sebepli ama:) o mor gözlerin pek sağlıklı bir bünyeyi ifade etmediğini hepimiz tahmin ediyoruz herhalde)

ps. başlık şarkısı Olmadı Yar- Müslüm Gürses

10 yorum:

varol döken dedi ki...

bence gelinlikle damatta problem yok, yani varsa da onların problemi... asıl problem davetlilerdi... hele o tuğba altıntop'un kıyafeti neydi... insan hiç arkadaşının düğününe çizme giyip gider mi ya, ayıp...

varol döken dedi ki...

çizme giyip derken sadece çizmeden bahsediyorum... bknz:

http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/GaleriDetay.aspx?cid=34058&p=8&rid=2368

malumafatrus dedi ki...

bence dalmaçyalı elbise daha fena...

İnsanların düğünlerine bir yıl boyunca yarım saat bile konuşmadığı ( hatta karşı tarafın hiç tanımadığı) insanları davet etmeleri mi daha fena, şahane haliyle Tuğba altıntop' umu emin değilim.

kusburnu dedi ki...

aha, bir magazin forevercı daha.. çizmeleriyle gelen tuğbaya on üzerinden 6 veriyoruz, o ne çizme öyle tuğba yaaa..

malumafatrus dedi ki...

acaba neden oradaki Tuğba'nın Tuğba Altıntop olmadığını düşünüyorum sayın kusburnu?

kusburnu dedi ki...

:)) ne bileyim için fesat heralde..

Fery... dedi ki...

kime ne ya kime ne adam kadın birlikteler mutlular o kadar...

ama gelinlik gerçekten korkunç o ne zevksizlik :))

varol döken dedi ki...

hiç durmuyoruz değil mi? bak bize ne derken bile ben tuğba altıntop'a sataştım, kusburnu bana katıldı, fery de gelinliğe taktı... asla bana ne diyemiyoruz değil mi:)

halbuki bize ne lan (lan kendime... hiç bir bayana lan denir mi anaaa bayan dedi landan beter bu vurun varol'a vurun varol'a:)

malumafatrus dedi ki...

bana ne yahu demeye başladığım için" bayan diyen dilin tutulsun Varol" demiyorum:)

benim hayatım çok sıkıcı, ona buna laf etmezsem daha da sıkıcı olur, sırf bu sebeple etrafa atıp tutmaya bayılıyorum, yoksa başka bir kötü niyetim yok.

gerçekten...

farawaysoclose dedi ki...

her genç kızın rüyasını (taşlı pullu gelinlik+taş gibi koca) gerçekleştirdi ya Seçkin, helal olsun diyip önünde saygıyla eğilirim..