22 Mart 2010 Pazartesi

"bir an gelir, her yer sen olur"


İçimdeki 60 yaşındaki ruhtan ötürü alternatif tıbba (kaba tabiriyle koca karı ilaçlarına) hevesli ve meyilliyim. Ivır zıvır hassasiyetlerimi aldığım ananemin en güvendiği cilt kremi Acıbadem'e de heves etmem bu sebeple oldu. Bir vakitler shiseido'nun su bazlı bir nemlendirici dışında, bildiğiniz nivea kremden öteye cildime iyi gelen bir kremle tanışmadım. Açıkçası bu kadar yağlı ve bu kadar nahoş kokulu bir kremden gelecek hayıra dair şüphelerim var ama yine de, inanırsam olur diye düşünüyorum. Olmazsa bu kadar yağdan mütevellit bildiğin ergen sivilcelisi olup çıkarım diye düşünüyorum. Çok kuru bir cildim olmamasına rağmen uzunca süre Arko'nun da Nivea'nın da en yağlısından el kremleriyle de haşır neşir olduğumdan, bugüne kadar bir şey olsaydı olurdu herhalde diye de kendimi avutuyorum.

Oje tercihinde bazı bazı saçmalasam da genelde french çizgisinde hareket ederim. Kırk yılda bir sürdüğüm kırmızı ojeye ise en fazla günün ortasına kadar tahammül edebilir, onun dışında da renklere meyil etmem. Daha doğrusu yakın zamana kadar etmezdim. Ama işte ne oldu, pis moda yine beni kendime yabancılaştırdı.

Ve bendeniz artık simsiyah oje sürmekle kalmayıp, birkaç gün dahi bu ojeye tahammül edebilir bir hale geldim. (Hala kısacık tırnaklara koyu renk oje sürülmesine karşıyım ama) Benim genel tavrımı bilenlerin gözleri tırnaklarıma gidince "gotik oldum ben artık" geyiğini yapmaya bayıldığımı da ayrıca belirtmek istiyorum. Geçen hafta aynı espriyi yaptığım büyük patronun
(öyle de sıcak bir ortamda çalışıyoruz, inanmazsınız) kedi de kesmeye başladın mı sorusu ile herkesin alışma sürecinin benimki kadar kolay olamayacağını da idrak ettim ki, bu sebeple moda insanın kendine yakışanı değil yakıştırılanı giyinip kuşanmasıdır diye anti- hüseyin çağlayan fikriyatı üretiyorum.

Genelde de dizi izlerken böyle boş yazılar yazmaya bayılıyorum. ( bilen bilir normalde çok ağır gündemi olur yazılarımın)

Bu yazıdan çıkartılmayacak datamining araştırması;

Vicks ve bengay gibi mentollü krem kokularına bayılanların yüzde kaçı after eight'e de bayılır acaba?

mordred'a not; Bakma kız yazısı yazdığıma, kısa bir araştırma sonucu messi için de bir yazı yazacağım. En olmadı Messi ile Arda'yı kıyaslamak ceza sahasında yapılacak en küsurlu harekettir diyeceğim.

ps. Başlık şarkısı Aşkın Nur Yengi- Sevgiliye

8 yorum:

kusburnu dedi ki...

kenevir kremi gibisi yok der, geçerim :)

farawaysoclose dedi ki...

reçeteye yazdırıp aldığım "ürederm hydro" diye bir krem var. %10'dan başlıyor içindeki yağ(?) miktarı. tavsiye ederim.

malumafatrus dedi ki...

kusburnu; keşke herkesin kenevir kremi alan arkadaşı olsa değil mi?

faraway; bir ara öyle bir krem kullanıyordum lisede, adını unutmuştum sonra belki de budur. Tam havanın gelgitli dönemlerinde de gayet işime yarar diye düşünmekteyim. Önerin için bin teşekkür.

kusburnu dedi ki...

evet keşke.. ve adına ajdar şarkılar yazsa o arkadaşın :)

malumafatrus dedi ki...

sen de kenevir diye şarkı yaz bari, ne dersin?

varol döken dedi ki...

ben yazayım:

kenevire ağıt

bir iple astılar onu
oysa zaten ona çıkardı
en sağlam iplerin sonu
uyuşturuyorsun dediler
bütün uyuşuk beyinliler
yaktılar benzin bidonlarıyla
kimsenin bilmediği
köy yollarında
kokusu ormanı sarhoş etti
çiçekler açtı, tavşanlar neşelendi
döktüler onu yalnız tuvaletlere
kanalizasyona renk geldi
sonunda krem yaptılar onu
kenevir kendini intihar etti

varol döken dedi ki...

norveçli balıkçıların mucizesi, türk kadınların gözdesi olamadı mı?

varol döken dedi ki...

kadınlar çiçektir ve çiçekler su ister reklamından, ciresaptine çiçek özlü kreminden ötesini de tanımam...