20 Mart 2010 Cumartesi

"bilmeli mi bilmemeli mi?"


Bu akşam şahane bir Cumartesi akşamı eğlencesi olarak dünyanın en şişman adamının düğününü izledim. Bununla beraber başka belgesellerde izlesem de aklımda en çok yer eden Manuel Uribe'nin düğün heyecanı oldu.

İnsan ne olursa olsun kendinde olmayanı istiyor, bu hayat kesiti sayesinde de bunu bir kez daha idrak ettim.

Bir insan yarım ton ağırlığına çıkarken kimse nasıl dur demez, nasıl daha erken müdahele edilemez onu ne yazık ki bir türlü idrak edemedim.

Yanlış anlamış olabilirim ama Manuel'in bir sağlık sorunu yokken şişmanlıyor kendisi. Bir yerden sonra ise şişmanlık acayip sağlık sorunlarına sebep oluyor. Vücudunda ödemler atılamadığı için türlü türlü et parçaları oluşuyor. ameliyatla 80 kilo et alınıyor. sonra operasyon pek işe yaramadığından olsa gerek bu parçalar daha da büyüyor, Manuel depresyona giriyor. Sonra son çare lokal bir gazeteci onu haber yapıyor ve sonrasında doktorlar, diyetisyenler araya girerek epey bir kilo veriyor. ( mevcut kilosunun 1/3'ü) Bu motivasyona Manuel'in hayatında epey değişimler oluyor, ama Manuel hala yatağından hareket edemiyor.

Ve bu yatakla bütünleşen Manuel, eski bir arkadaşının eski eşiyle de bu dönemde flört etmeye başlıyor. İşin ironik kısmı, eski arkadaş da pek şişman ve muhtemelen de sağlık sorunlarından ötürü vefat etmiş. Yani değerli gelinimiz, kaderini tekerrür ettirmeyi seviyor ve bu sebeple de Manuel'le evlenmeye karar veriyor.

Evlenmek derken, bir nikah defterine imza atmak değil. Bildiğin çalgılı çengili düğün. Bilmediğimiz kısmı damadın düğüne yatakla gitmesi, geline ilk dansta yataktan eşlik etmesi. Bilemeyeceğimiz kısım, gelinin hangi hislerle Manuel ile evlenmeye karar vermesi.

Belgeseli daha önce izleyenleriniz olmuştur, bundan sonra da izleyebilirsiniz.

Ama ne yazık ki Manuel'in bundan sonra başka macerası olmayacak.

Belgeselin sonunda 2 seneye kalmaz kalpten ölür dediğimiz Manuel, ne yazık ki 2009 yılının ortalarında hayata veda ediyor. Bunu da benim şizofrenim değil, wikipedia söylüyor.

Bu da bana belgesel izlemenin dizi izlemek kadar kolay olmadığını pek güzel hatırlatıyor.

Diyecek pek bir şey yok, sadece Manuel'in ruhunun bedeninin çektiği sıkıntılardan uzak olmasını umarak bu geceki teselli çuvalımı doldurabilirim.

3 yorum:

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

gelin ata binmiş ya nasip demiş :] bu da sanırım ona benziyor.. allah bir yastıkta kocaksın dicem ama bunlara bir yastıkta yetmez ki şimdi..

mordred dedi ki...

çok takıosun bence bazı şeyleri :)

varol döken dedi ki...

suçluluk bütün kilolardan ağırdır...