22 Mart 2010 Pazartesi

"bilirim bu sevda çok gelir sana"


Bazı bazı, başıma gelenlere sevinip üzülmek arasında ciddi gelgitler yaşıyorum. İlk bakışta sevinmem gereken bir şeyin sonucunda aslında üzüleceğimi, kötü bir sonuç olarak gördüğüm hadiseye aslında sevineceğimi görüp hissiyat karmaşasına düşüyorum.

Borsa usulü hissiyatlarımdan ötürü üniversite döneminde minik bir civcivken aldığım öğrenim ve harç kredisinin geri ödemesi gözümde epeyce büyümüştü. O günde bugünkü gibi paranın değerini bilemiyordum ama o gün bugünden farklı olarak epey az bir maaşla bir de o borcu nasıl ödeyeceğim derdiyle boğuşuyordum.

Oturup oturup, "yuh be kardeşim 3 sene borç mu ödenir?", "azıcık para bu kadar katlanarak mı geri ödenir?" diye derin isyan sularında yürür giderdim. Sonra geri ödeme vakti geldi, işim değişti, azıcık param arttı ve bitmez dediğim 3 sene de su gibi geçip gitti. Ve ben ne mutlu ki artık bu kazıkçı devlete olan borcumun son taksidini ödemiş bir kuş olarak yazıyorum bu satırları size.

Şimdi bu durumda sıfır yükümlülüğün huzuruna mı ereyim, bunca zaman nasıl o kadar çabuk geçti diye mi üzüleyim karar veremiyorum.

Ama sanırım bu sefer oyumu "bitti gitti, çok şükür iyi oldu" şıkkından yana kullanıyorum.

Şimdi yapmam gereken annemin beni para biriktirmek için sokacağı bilumum borçtan sıyrılmak için iyi bir strateji belirlemek; " bu dünya ne sana ne de bana kalmaz, Sultan Süleyman'a kalmadı. Böyle hiç bir kitap yazmaz" felsefesini kendisine empoze edebilmek.

Geleceği düşünmek iyi hoş güzel de, geleceğin de bir tanımı yapılmalı artık. Yani insanlar en fazla 10 sene sonrası için bir yükümlülüğün altına girmeli, 10 yıllık kredi ise bankaların portfoyünden hemen kaldırılmalı.

Yarınımız belli değilken bu kadar gelecek planı, bu bünyelere yükten başka bir şey getirmiyor ne yazık ki.

Ve para biriktirmek sonunda bir taşınmaza para yatırılacaksa şu haliyet-i ruhumla pek de akıl karı bir iş değil benim için.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuç;

Beni ve annemi azıcık tanıyan, bu kavgada kendisinin galip olacağını ve benim borçsuz özgürlük günlerimin pek uzun sürmeyeceğini bilir. Yani siz bu yazıyı, bekarlığa veda yazısı olarak da düşünebilirsiniz sayın okur.

ps. başlık şarkısı Yonca Lodi- Aşar Gidersin

7 yorum:

kusburnu dedi ki...

"ev al ev, bu şehirde üç tane evin olsun, ikisini kiraya verir, birinde oturur, kira paralarıyla gül gibi yaşar, dilediğin işin keyfini sürersin, istersen çalışmaz yer içer büyütürsün." der büyüklerimiz..

barkinturan dedi ki...

yani içime bir ateş saldın tuğba. ben henüz 2.taksidi ödüyorum bu ay.
simdi söyle bana yeğen, hangimiz daha mutsuzuz?

varol döken dedi ki...

varol döken'in kartonevler projesine katılın, siz de evinizi bedavaya alın... geri ödeme yok, faiz yok, masraf yok... ayrıca karton ev alana kibrit kutusundan araba bedava... böyle kampanya görülmedi...

kampanyanın sloganı da şu:

bir ev ile araba yeter mi yaşama?

farawaysoclose dedi ki...

ev borcuna girme!! bütün özgürlüğün elinden alınır. şimdiki işine ve benzeri işlere, bu hayat mahkum kalırsın. ayağında pranga gibi o ev kredinisinin ağırlığı hep seni engeller. hayaller kurarsın "ya şöyle 3 ay dil kursuna buraya gitsem, biçki dikiş kursuna şuraya gitsem" diye, o borç dikilir karşına.

nasıl olsa o ev bir gün alınır. şimdi tam da bekarken, her an kuş gibi uçup gidebilecekken, boşver gayrımenkülü.

illa birikim yapacaksan, bireysel emekliliğe gir, her ay beşi bir yerde al sakla yastık altına :)))

malumafatrus dedi ki...

değerli arkidişler, benim için son noktayı faraway koymuştur. Ben daha 2 ay önce başladığım bireysel emekliliğik tutarımı arttıracağım sözünü vererek annemi kandırmaya çalışayım.


barkıncım senin aldığın araba mı ev mi emin olamadım ama hangisi ise hayırlı olsun. Sen bizim konuştuklarımızı da hiç kafana takma, girdiğin yolda kararla yürü.

Varol; kartondan ziyade bence legodan yapılmış evler daha çok talep görebilir diye düşünmekteyim, en azından depreme dayanıklılığı yüksek olur.

varol döken dedi ki...

ilk senenin sonunda 4 dersten kalarak, o krediyi alamayacak olmam o zamanlar üzücü yıllar sonra bu borçları hakkaten geri ödeneceğini anlamamla da sevindirici olmuştu...

bir de ha 4 ha 24 diyerek 4 sene sonuna 24 dersle girmem de düşündürücü:)

malumafatrus dedi ki...

bizim bir arkadaşımıza da burs çıkmadı denmişti ama meğersem çıkmış. Kızcağıza geri ödeme mektubu gelince haber oldu bundan. Yani para ondan habersiz bir şekilde birikmiş bir güzel. Ben de hep başıma böyle bir karmaşanın gelmesini umut ediyorum. Buradan benden habersiz biriken parama da selam ediyorum.