25 Mart 2010 Perşembe

"benim aşka inancım kalmadı hiç"


Aslında üst üst magazin yazmayı sevmiyorum. Ama magazin gündemi bana böyle şahane bir malzeme verince de, kusura bakmayın ama olaya dair iki kuple etmemeyi magazin ruhuma ihanet olarak görüyorum.

Bilmeyenler için özet;

Dün Tuna Kiremitçi şöyle bir yazı yazıyor; İclal Aydın da uzun zamandır içinde tuttuğu hissiyatları dökmek için bu yazıyı vesile görüyor ve Tuna Kiremitçi'ye ( eski kocasına) Ayar Çekerim Görürsün başlıklı bir yazı yazıyor. Bu yazıya karşılık da Tuna Kiremitçi, vatan yönetiminden önce medyatavaya'ya istifasını gönderiyor, ki bu vesileyle de olay başka bir boyuta taşınıyor.

Fen Lisesi okumuş ama magazine bulanmış karakterimden dolayı, yazıyı olabildiği kadar bilimsel bir şekilde ele almaya çalışacağım.

Olayın 1. boyutu;

İclal Aydın, kendini İclal Aydın yapan üslubuyla uzun zamandır laf çarpmadığı Tuna Kiremitçi'ye bugün alenen ve direkt bir şekilde hissiyatlarını döküyor.Beni azıcık tanıyan okur, olayın en çok bu kısmına takılacağımı bilir. Ben İclal Aydın'ın eski kocasıyla yaşadıklarına, bu ilişkiden ötürü çektiği sıkıntılara hiç girmiyorum. Benim iki kuple laf etmek istediğim nokta, hiçbir şey üretmeksizin sürekli bu konuyu gündeme getirerek gündemini kendi yapması ve sonrasında da kimse tarafından kaile alınmıyorum diye olağan asabiyetlerini sergilemesi.

İster 3 yıl ister 3 gün olsun; aynı gazetede yazıp meslektaş olduğunuz eski eşinizle hesabınızı köşenizle gördüğünüz vakit, "bana saygı duyun" deme lüksünüz olmaz. Derseniz de komik duruma düşersiniz. Derseniz sürekli Okan Bayülgen'e laf eden Ayşe Özyılmazel'den farkınız kalmaz ve bu yüzden de en çok eleştirildiğiniz vakitte sizi en çok Ayşe Özyılmazel destekler.

İnsan bugün sevdiğine de 3 sene sonra seveceğine de seni seviyorum diyorsa, bu dünyada çoğu insan sevdiğine aşkım,canım, börtüm böceğim bitanem şeklinde sesleniyorsa; kimse kimseyi "bana böyle demişti, ona da öyle dedi" diye suçlamamalı. İnsan her aşk seferinden sonra kronometreyi sıfırladıkça daha mutlu ilişkiler yaşar. Ve İclal Aydın; kendisi buna başaramazken Tuna Kiremitçi bunu yapabiliyor (belkide hayatındaki kimseyi pek fazla önemsemiyor) diye; "bana onu demişti" "muhtemelen sana da diyecek" tavrı takındığında kusura bakmasın ama kıskanç sıfatından öteye bir şeye layık olmuyor.

Olayın 2. boyutu ise medyanın gündem ekmeğine daha çok yağ süren cinsten;

ben bu yazıları istifa sebebini okuduktan sonra gördüğüm için Tuna Kiremitçi'nin yazısında gerçek bir sevgiliden bahsetmediğini anlamıştım desem, öncelikle kendime dürüst olmam sanırım ( spoiler içeren bknz. bruce wills'in ölü olduğunu bilerek 6.hissi izlemek gibi). Ama dürüst olmak adına şunu beyan edebilirim; ben Jacqueline du pre'yi tanımıyordum. İclal Aydın'ı da tanımadığı için suçlamıyorum. Ama böyle bir yazıyı yazmadan önce nasıl 100 kez düşünülmesi gerekiyorsa, Tuna Kiremitçi'nin yazısını da 100 kere okunması gerektiğini düşünüyorum. Okumayınca da ayar çekme niyetiyle çıktığı yolda ayar yiyen olması da, kıs kıs gülünmesi de beklenen bir son oluyor ne yazık ki.

Olayın 3. boyutu ise;

Tuna Kiremitçi'nin bu yazı karşısında istifa etmesi, istifa ederken de Jacqueline de Pre'yi bizlere tanıtması. Bunca zaman, bunca yazıdan sonra gelen bu istifa benim nezdimde bildiğin popülistlik. Giderayarak İclal'e bir de son dakika golü atayım çabası. Gerçi öyle bir yazıdan sonra ben de "yeter ulen diyerek" ayarın alasını vermek isterdim o ayrı.

Bu kadar şey dedikten sonra da kim haklı kim haksız sorgulamasına haliyle girmiyorum. Çünkü bu olayda sadece bir kazanan veya sadece bir kaybeden olmadığını düşünüyorum.

ve sormak istiyorum; sahi A.ş.k neyin kısaltmasıydı?

Kıssadan hisse; bakmayın bana magazin konusu çıktı diye şımarmama, kimsenin böyle ele güne rezil olmasını istemem. (Rezil olunca konuşmadan edemiyorum o ayrı)

ps. Başlık şarkısı Mustafa Sandal

güncel not: bugün vatan gazetesinde Tuna Kiremitçi'nin yazısı vardı, bu nasıl istifa, bu nasıl bir marketing çalışması onu henüz anlamış değilim.

6 yorum:

kusburnu dedi ki...

ben de dün öğrenince bu olayı dedim furuş nasıl oldu da yazmadı.. bugün geldim baktım ki yazmışsın, kaçar mı tabii senden :)

iki tarafın da ziyadesiyle gereksiz insanlar olduğunu düşündüğümden konuya bulaşmamayı yeğlemekteyim.

varol döken dedi ki...

jacqueline du pre dünyanın en büyük çellistlerinden biriydi...

ama onun da yaşadıklarının tuna kiremitçi ve iclal aydın'ın yaşadıklarından bir farkı olmaması...

bu insanları değil ama bütün bu konular hakkında yapacağım bütün yorumları gereksiz buluyorum... sonu belli olan bir şey için, ne olur kimse birbirini üzmesin...

Fery... dedi ki...

bence İclal Aydın ülkeyi terk etsin, bunca agresif bunca saldırgan olmak hala bir şeylerin derinliğini yaşadığını gösterir... Bu derinliği hala yaşatabildiği için de yine bence
Tuan Kiremitçi'yi ödüllendirmiş olmakta kendileri...

Olmamış, yazmayaymış...

farawaysoclose dedi ki...

Tuna Kiremitçi'nin romanları da köşe yazıları da o kadar basit, içi boş, ilkokul komposizyonu kıvamında ki, bunları yazıp nasıl para kazanıyor anlamıyorum!! bu kadar kolay yoldan paraları neden biz kazanamıyorum?? hadi bizi geçtim, yıllarca bir şiirini öyküsünü yayınlatabilmek için dirsek çürüten onca insan varken, tuna ile iclal'in edebiyatçı sayılmaları, kitaplarının çok satması içime oturuyor.

rivayet o ki, İclal Aydın Tuna Kiremitçi ile yaşadıklarını anlatmaya kalktığında "ikimiz de edebiyatçıydık" demiş, Enis Batur lafı yapıştırmış: "Olsaydı ben duyardım"...

farawaysoclose dedi ki...

"biz kazanamıyorum" yazmışım, kusura bakmayın :) biz kazanamıyoruz olacaktı.. neden kazanamadığımı da anladım :P

malumafatrus dedi ki...

görüldüğü üzere körleri en güzel sağırlar ağırlıyor...

http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ozyilmazel/2010/03/28/iclal_a_jacquelinei_tanimiyorum_umurumda_da_degil