28 Mart 2010 Pazar

"balayına maldiv'deyiz, manşetler çok haklı"


Büyük mutluluklar büyük beklentilerle gelmez sayın okur.

Büyük beklentilerin sadece büyük hayal kırıklığı olur.

En büyük mutluluk beklemediğiniz kapının arkasındadır.

...

İtiraf ediyorum, filmin çekim haberlerini izlediğim vakit Eyvah Eyvah için ortalama bir film olur diye düşünmüştüm.

Ne vizyona girmesini bekledim dört gözle, ne de vizyona girdikten sonra bir an evvel izlemeyi. Zaten güneşi görünce sinemaya gitmeyi unuttum, yabancı veya türk filmi ayırmaksızın uzun zaman sinema salonlarından uzak kaldım.

Ben gitmesem de birçok kişi eyvah eyvah'a gitti ve herkes "çok komik ya" dedi. Gitmeyi düşünmediğim filme gitmeye karar verdim ve kulaktan kulağa yönteminin en etkili Pr methodu olduğu bir kez daha idrak ettim.

Buraya bir parantez açmak gerekirse. Ben bazı konular için çoğunluğun sesine kulak verme taraftarıyım. Yani eğer 10 kişi bir mekana gidip kötü diyorsa benim için orası kötüdür. Benim tanımadığım biri hakkında herkes ısrarla kötü diyorsa ve ben tanıdığım vakit onun iyi olduğunu düşünüyorsam, "bende bir yanlışlık var" herhalde diye düşünürüm. Anlayacağınız bazı noktalarda sürü psikolojisinin en sadık üyesi olurum, aksini ısrarla savunana da "git de boyunun ölçüsünü al" demek isterim.

Cuma akşamı haliyet-i ruhum eksiyi gösteriyordu. Kızacak dırdır yapacak epeyce mazeretim vardı. Bu hissiyatla izledim Eyyvah Eyvah'ı. Ama ben filmi çok beğendim. Siz bana "neden" deseniz; cevaplarım incir çekirdeğini bile dolduramaz. Ayrıca şimdi size, filmi izlerken gülmekten resmen ( bir tabir olarak değil) gözümden yaşlar aktığını, film bitti diye ciddi ciddi üzüldüğümü ve sinemadan çıktıktan sonra esprileri hatırlatıp saçma salak güldüğümü söylesem de bir şey ifade etmeyebilir. Bunu anlayabilirim. Muhtemelen ben de sizinle aynı hissiyatlarda olurdum.

Ve ben şu an filmi izledikten sonra da benimle aynı hissiyatta olmanız için, Eyyvah eyvah'a bir müsait vaktinizi ayırmanızı -naçizane- öneriyorum. ve filme dair fikriyatlarımız örtüşmezse, size "zevksiz" demeyeceğimin sözünü de şimdiden veriyorum.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • yaz gelsin...ama yazın herkes aynı yere gitmesin...
  • Çarşamba günü 3 Maymun'u izlemiş biri olarak merak ediyorum; sürekli sessizliğin olduğu, fonun hep gri olduğu filmlerde eleştirmenlerin gördüğü ama bizim göremediğimiz başarı nedir?
  • Şekilciliğimden ötürü filmin afişi de daha güzel olabilirdi gibi geliyor bana.
  • Demek Akbağ'ın vücuduna bakıp, düzenli spor yapamıyorum beyanatına inanmamı kimse benden beklemesin.
ps. Başlık şarkısı Tatlı Tatlı- Demet Akbağ

5 yorum:

Aslı dedi ki...

o 3 maymun konusundaki yorumun evet ya, biri bana açıklasın. nedir?
orta sınıf insan iletişimsizliğini sembolize ediyorsun diye ben 2 saat herkesin uyuz uyuz durmasını seyretmek zorunda mıyım :)

farawaysoclose dedi ki...

dün akşam sinemada eyvah eyvah yerine "the men who stare at goats" izledik. pişmanım, keşke yazını daha önce okusaydım :(

başlık aklıma ne getirdi: nişanlımla "balayı" hayali kurarken beyfendi "maldivlere gitmek istiyorum" buyurmuştu. o günlerin getirdiği saflık ve enayilikle bütün programla ben uğraşmıştım, neyle gidilir nasıl gidilir nerde kalınır, tek tek otelleri inceledim, havayolu ile konuştum, hesap kitap yaptım... oysa ben maldivlere gitmeyi hiç istemiyordum ki!!! denize girmeyi sevmem, sıcaktan hoşlanmam, tenime kum,yosun vs değince huylanırım, uzun uçak yolculuklarında hasta olurum!! benim hayalim "Amalfi" kıyılarında ufak bir İtalyan kasabasına gitmekti :)
oh be! içimi döktüm!

Fery... dedi ki...

demet akbağ'ın vücudu ne kadar iyiyse yüzü de o derece katlanılmazdı bence bu filmde allahtan sürekli mini etek giymişti de vücuduna hayran kalarak geçirdim yüzüne bakamamazlığımı :)

bence de izlensin bu film güldüm güldüm çıktım bence en iyi sahne kör taklidi yaptıkları sahneydi :))

malumafatrus dedi ki...

aslı, ben cidden "sanat filmi" denilen şey neden var, ve biz normal yurdum insanı neden o filmlerden bir şey anlayamıyoruz bilemiyorum.

Faraway; Maldivler de güzide tüketim çağının bize dikte ettirdiği bir sonuç. 10 yıl öncesine kadar tek taş kavramı hayatımıza yokken, nasıl şimdi tek taşsız evlilik olmuyorsa, maldivlerde yakında o boyuta ulaşacak. Benim ideal eş adayım -gerçek olamayacağını bilsem de- balayı planını benim gitmeyi en çok istediğim yeri seçip, bütün planları da yapandır.

Bu blogun başında " kendime söylüyorum da laf dinlemiyorum" diye boşuna yazmıyor. Hem yazıda " büyük beklentilerden büyük mutluluklar gelmez" diyorum, hem de beklentilerimi şişirmeye devam ediyorum.

fery; bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlarda yazacaktım o çirkinliği ama işte şekilciliğimi geri planda bırakmak için sustum:)

Ben de, aynı ödlekliğe sahip olduğumdan inşaat işçisinin düştüğü sahneyi hatırlatıp hatırlayıp gülüyorum.

kusburnu dedi ki...

3 maymun'a laf yok, hangi filmde bir ergen bu kadar iyi anlatılıyor, hangi filmde gerilim teması bu kadar inceden veriliyor, o çocuğun hali, suratı, şekli, gelişi, dokunuşu,vs.. adamın diğer filmlerinden epey farklıydı 3 maymun, durma izledik demek için bkz: mayıs sıkıntısı, bkz: uzak..