2 Mart 2010 Salı

"anlayanın bir yüzü karanlık kalmış"


  • Metro güzergahım sadece bir duraktan ibaret, 4 Levent'ten biniyor 1 ve 2 Levent arası bir yerlerde iniyorum. Bindiğim kısmen son durak (aynı zamanda ilk durak oluyor) olduğundan bindiğim kapı ile indiğim kapı tamamen ters oluyor. Bunu bilmeyenler de otomatik bir refleks olarak inilecek kapıya sırtlarını dayanarak duruyorlar. ben de ineceğim için onların yüzüne bakarak duruyorum. Aslında bu kapıdan iniliyor dememek için de irademi ciddi ciddi zorluyorum.
  • Twitter vesilesiyle Justin Bieber diye bir çocukcağızın varolduğunu öğrendim. Açıkcası araştırmacı gazeteciliğim pek konuşturamadım bu sebeple de sürekli twitter'da en çok konuşulan konunun kendisi olmasını hala idrak edemiyorum.
  • Annemden gelen genetik bir mirasla yürürken sol kolumu asker misali sallarım. Bu sebeple genelde çantamı sol elimde taşırım. Unutup sağ koluma taktığım zamanlarda bir süre sonra sol kolumun robotik halleri beni o kadar rahatsız ediyor ki, çok konuşan bir çocuğa susması için şeker verilmesi gibi ben de çantamı sol elime tutuşturuyor; kendine gel evladım diyorum.
  • Boş işlerin insanı olan bilim adamları gayet basit bir anket düzenlesin, insan irisi kaslara sahip olan erkekleri beğenen hemcinslerimin sayısının bir elinin parmağını geçmediğini cümle aleme duyursun; bu sayede de yaptıkları manasız hamallık son bulsun istiyorum.
  • Türkçe'yi şahane kullanmamdan ötürü "çok öptüm" repliğine de takdir edersiniz ki bayılıyorum.
  • Yurt dışı, yurt içi , hafta sonu kelimelerinin ayrı yazıldığını sindirdim ya, dahi anlamındaki de'ciler gibi bitişik yazıldığını görünce hafif asabiyet yapıyorum ama daha çok bir derginin bir yazısında bitişik birinde ayrı yazıldığında olayın dikkatsizlik kısmına sinir oluyorum.
Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Aranızda akrep burcu varsa lütfen bir an evvel ses etsin, ona göre yakın zamanda Akrep'lere karşı olan derin sevgi ve saygımı satırlara dökeceğim, kendisi de o günlerde blogumu okumasın diye rica edeceğim.
  • Hoplamalı zıplamalı ders öncesi meyve suyu, kahve ve bir kuple de powerrade içerek midemi alamuk etmeyi başaran şuursuzluğumu ayrıca tebrik ederim.
  • Yiğiter Uluğ şu an nerede ne yapıyor, bilen eden bana ses edebilir mi acaba?
  • Levent'lerden 1-2 ve 3 olanları tam olarak nerede başlar ve nerede biter, peki bunu bilen var mı?
ps. Başlık şarkısı; Açtırdınız Kutuyu
ps.2. Resimin nokta adresi tam da burası.

10 yorum:

Aslı dedi ki...

Ah o Levent mevzusunu hiç bir şekilde çözemedim ben.

Esterhazy dedi ki...

Levent'in 2si 3u yok diye biliyodum ben mesela. 1 ve 4 var sadece diye bilirdim. Aman ben kim Levent kim ayrica; hayatimda 3 kereden fazla ugramadim sanirim. Bi Ispanya vizesi icin konsosluk, bi Kanyon, bi de bi arkadasim Bogazici'nin yurdunda kalirken ordan taksiyle gelmemizi onermisti sanirim o yuzden. Bu kadar uzun uzun usenmeden de yazdim ya, hadi bakalim.

malumafatrus dedi ki...

Baktım kafalar bu konuda karışık hemen araştırmaya koyuldum; biraz detaylı gibi anlatacağım ama anladığıma göre fark şu;

2. Levent Kanyon'un karşısından girdiğimizde Vakıfbank'ın genel müdürlüğünün, şahane iskenderci Garaj'ın Art Cafe ve Tike'nin olduğu taraflar; 3. Levent ise Levent'in en şahane kısımları olan villaların bulunduğu, iç levent de denilen yer. Oraları en iyi bir de estetikle uğraşan zengin kadınlar bilir; bknz. ONur Erol'un kliniği.

varol döken dedi ki...

ben şu türkçe mevzusunda ineyim... dilbilgisi ve imla kurallarında aslolan, konuştuğumuz dili yazıya dökmektir... bu yüzden konuşurken de anlam farkı yaratan şeyleri gözle takip etmemiz, es vermemiz, başka bir şekilde anlamamız için bağlaçlar ayrı yazılır, kelimeler ayrılır... ancak tdk bazı konularda büyük hata yapıyor... örneğin biz yurtdışı derken yurdun dışından çok böyle avrupa, güney amerika, uzakdoğu falan düşünürüz yani yurtdışı bileşik olarak başka bir kelimenin yerine geçer, bu yüzden bitişik yazılmalıdır... zaten reklamcıların asıl kutsal kitabı olan ömer asım aksoy sözlüğüne göre de yurtdışı ve yurtiçi bitişiktir...

hafta sonuna gelecek olursak, bunu refleksif olarak ben de ayrı yazıyorum çünkü hafta sonu kalıbı hala kafamda total bir anlama karşılık gelmiyor... bu hafta sonlarından sıkıldığım için de olabilir... ama hafta sonunu bir çırpıda çılgınlar gibi yaşayan cuma gecesinden pazartesi sabahına bağlayan herkes de hafta sonunu bitiştirebilir onlara da neden eğleniyorsunuz ne var be haytalar demem...

leventlerin 1.sinden bir fayda görmediğim için gerisinden zerre hazzetmem...

varol döken dedi ki...

akrepler konusunda da benim gibi yapmanı, onları kendi çemberleri içinde bırakmanı tavsiye ederim... o zamana kadar aslında onlarla gayet keyifli ve bu hayatın sınırları dışında şeyler yaşanabilir...

eninde sonunda her akrep kendini sokacaktır nasılsa...

varol döken dedi ki...

yakın zamanda bir rakı masasında yiğiter uluğ'a selamlarını da yollayabilirim... geçenlerde asmalımescit'te gördüğüm ve beğenini takdir ettiğim engin atsür'ün adresini de istersen sorabilirim:)

malumafatrus dedi ki...

Ultra süper beceriksiz olmakla beraber, söz konusu bir basketbolcunun ulaşılabilirliği olduğunda sihirli güçler edinirim :) bu yüzden teklif için teşekkür eder, bir basketbolcu için yapılan rezillikler etiketinde uzun bir yazı dizisi düzenlemeyi de kendime not düşerim.

Leventlerin 1'i pek matah değil ama 3'ü üvey evlat olduğundan 1'e de 4'e de benzemez belirteyim.

ps. biz şu an hafta içindeysek, hafta sonu da aslında haftanın dışı olmalı.

Fery... dedi ki...

senin yazım yanlışlarından rahatsız olduğun günleri de gördük ya ölsem gam yemem artık :) yani şu an şu saat şuracıkta ölebilirim gözüm açık gitmez :)

bir de ben de Ozan gibi sadece 1 Levent ve 4 Levent var diye biliyorum ama karşımdaki sen olunca hiç ısrarcı davranmıyorum zira iş hayatının belli bir bölümünü, spor hayatının tamamını, alışveriş hayatının çoğunu, sinema zevkinin neredeyse tümünü o civarda yaşadığından tamam tamam sustum der Vega'ya selam ederim...

malumafatrus dedi ki...

alışverişi hayatımın çoğu Gültepe'den ( park bravo outlet) olur Levent'ten olmaz, az buz Metrocity muhabbetim var, ama onun dışında kitaptan başka bir şey alamam Levent dolaylarından. Bir buna bir de sinema konusuna ( 16'Lık çıtırlarla film izlemeye dayanamıyorum) itiraz ediyorum. Ve tekrar iş hayatım oralarda olsun diye dualar ettiğimden, vakti zamanındaki nankörlüğümden ötürü kendimi affetmiyorum.

kusburnu dedi ki...

bakıyorum da hayko cepkin'i sevdin ha, her yazıda ayrı bir şarkıdan esintiler :)