24 Şubat 2010 Çarşamba

"yorulmadım düşünce tutmaktan"


Küçükken evde bulduğum ıvır zıvırı karıştırarak ( elma kabuğu, zeytinyağı, un, süt ıvır ıvır) harika bir karışım elde edeceğime inanırdım. ( kendini kahraman saymayan çocuk, çocuk değildir). Ateşe koyduğum süper karışımımı ise kendimi sokağa attığımdan mütevellit daha sonra annemin insafına ( çöpe) bırakırdım. Kurbağa kermitin Tv'de parmağıyla çizgi çizmesi ve bizim evin duvarındaki sarışın kıvırcık saçlı bebeğin benim küçüklük resmim olduğu dışında en uzun süre inandığım yanılsama bu oldu.

İşin aslı ben hala bu yanılsamaya inanıyorum. Şöyle ki bir gün düzensiz beslenmemden tesadüfü bir başarı edineceğim ve muhteşem iksir diye bunları piyasaya süreceğimi düşünüyorum.
İbrahim Saraçoğlu, Ahmet Maranki gibi adamların o verdikleri tariflerin hepsini deneyerek bulduğuna inanmamı kimse beklemiyor herhalde. Neymiş efendim 3 lahana yaprağını 2 dakika kaynar suda pişirip, sonra 3 dakika da maydonuzun sapı ile bekletiyormuşuz falan filan. Düşünün ben böyle bir karışım buldum, sonra da bunu ısrarla 1 hafta içiyorum, bir etki görmüyorum sonra lahana yaprağını 4 mü yapsam acaba diye düşünüyor ve iksiri güncelliyorum. Ne kadar sağlıklı olursa olsun bu denemelere ömür de denek de dayanmaz sayın okur.

Herkesin iksiri kendinde saklı ve bir gün o mucize ortaya çıkacak. Ben mesela bir süredir yeşil çay'ın insan üzerindeki etkilerini ölçümlüyorum. Günde 3 veya 4 kez içmekle beraber daha bir hayrını görmesem de birden saçlarım gürleşecek, gözlerim çok iyi görmeye başlayacak, süper dinç olacağım gibi inançlarım var. (bir vakitte nane çayı için aynı şeyi denedim, ondan umudu kestim)

Bu olmazsa içine saçma kokulu bir şey katar bir de öyle denerim ki, bu bitkisel tıpta ne kadar kötü kokarsa o kadar faydalıdır da bir teori var bildiğiniz üzere.

Şimdilik amatörüm ama pek yakında bu olaya burnumu pek güzel batırır, daha sonra da şahane bir aktar ismi olabilecek nickimle piyasaya girerim.

O yüzden artık muhteşem bir iksir bulduğumda adını ne koyacağımı düşünme vaktim...

Müsadenizle ben yan komşuya mucitcilik oynamaya gideceğim.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar:

  • Bal ve sirke bu alemde gördüğüm en faydalı iki cevher. İkisini de defansta, orta sahada hatta kalede oynat, hiç yüzünü kara çıkartmazlar. Ben bunu bilir, sirkeli hiçbir şey yiyemem o ayrı. Bal ile sirkenin muhteşem de bir karışımı var, ondan da meraklı okur için yazacağım detoks yazısında bilahere yazacağım için "azz sonra" ile veda ederim.
ps. Başlık şarkısı Sakin Eksik Şarkı ama ben başlıktaki düşünce kısmını fikriyat olarak algılayarak başlığa yazdım, siz de bir de o gözle bakın isterim.

5 yorum:

varol döken dedi ki...

yıllardır meyve ve sebze yemediğim için kendimi çok sağlıklı hissediyorum...

yediniz gdoları aldınız gıdıları...

mehmet öz sen de bamya içinde boğul emi!

malumafatrus dedi ki...

Yıllardır sebze yemiyorsan, bana bir çeşit maydanoz var denemelisin mutlaka diyen kimdi peki? Yine senin meşhur alt benliğin mi?

Bu bahsi geçen maydanoz sebze cinsinden değilse sorumu geri alırım hakim bey.

varol döken dedi ki...

maydanozluk yapma... meze o meze!

varol döken dedi ki...

mezeme sebze diyenle bozuşuruz ona göre...

meze o bir kere... aaa bak aklıma ne geldi... keşke bozacılar gibi mezeciler olsa... bağırsa böyle gecenin 3ünde sokaklarda... meeeee zeeeeeee...

hiç kimse yemezse ben yerim, ayşe arman'ın tombul bacaklarına selam ederim...

malumafatrus dedi ki...

Üzgünüm Varol ama topraktan çıkan bir şeyin adı ya sebze ya da meyve oluyor... Ben daha toprakta yetişen meze görmedim...ama yine de sen sebze sevmiyorsun da mezeler vasıtası ile azıcık haşır neşir oluyor olabilirsin kendileri ile olamaz mı?

imza: uzlaşmacı blog sahibesi
(sahibesindeki vurguyu anladın herhalde)