3 Şubat 2010 Çarşamba

"uzaydan mı geldin doğru söyle"


Hatrı sayılır şapşallığımın seyir defteri;


Aşağıda yer alan tüm tümcelerin sahibi benim. Bundan gurur duymuyorum tabi ama genelde hatalarımı paylaştıkça o hatanın, safsalaklığın getirdiği yükten kurtulduğuma inandığımdan, salaklıklarımı yazarak, halka malletmek ve o salaklıkların yüzde oluşturduğu kırmızı yanak sendromundan kurtulmak istiyorum.

2 beyanatıma ilişkin aslında şunu demek istedim diye bir mazeretim var, ama sonuncusunun mazereti yok. Zaten aptallık da hayat gibi mazeret falan kabul etmiyor.
Bugünlük sadece bu 3’nü beyan ediyorum ama geçmişe dikkatlice bakarsam bu madelleri 333’e kadar götürebilirim Allahıma bin şükür.

...

Mekan: Bizim Eski Ev

Tanık: Feri

Konu: Bizim okuldan birinin ikizinin olduğunu öğreniyorum. Ve devamında öğrenmek istediğim kaç doğumlu olduklarını öğrenmek ama ağzımdan sorum şu şekilde çıkıyor;

“Yaşıtlar mı?”

...

Mekan: İş yerinin yemekhanesi

Konu: Suyla pişmiş kırmızı et mideme dokunduğu için köftenin kızarmış veya ızgarada pişmiş olma ihtimalini sormak istiyorum; ama soruyu aynen şöyle soruyorum;

"Köfte pişmiş mi?"

Ama ahçıyı tebrik ediyorum, sadece şaşkın bir tebessümle baktı bana, ben olsam oha len ne salaksın imasını bir güzel takınırdım ifademe.
(meraklısına not; sonrasında köfte değil tavuk yiyorum)

...

Mekan; Üniversitemin lise sıralarına benzeyen sıraları
( tek farkı kapısı arkadan açılıyor). 3. Sınıftaki ilk vize haftasındayız. Yerlerimizi almışız ve okulun en karizmatik araştırma görevlisi arkadaki kapıdan geliyor ve en arkada oturan bana bana bir tomar boş kağıt veriyor ki, bir tane alıp öndekilere dağatabileyim. Bense sınav sürecinden uzak ama ukalalığım ile hala başbaşayım ve hadsizce şunu soruyorum.

"Ne yapıcam bu kadar kağıdı?"

Takdire şayan birinci hareket; Sıfır mimikle verilen, bir tanesini alıp gerisini önünüzdekilere vereceksiniz cevabı.

Takdire şayen ikinci hareket; ön sıramda oturan krm’in bu aptallığıma rağmen kahkahalara boğulmayıp, salak olduğuma dair bir imada bugüne kadar bulunmaması.


(meraklısına not; sınavdan da idare eder bir not alıyorum. Aptal da olsam ezberci zihniyetimden olsa gerek, ne olduğunu bile idrak edemediğim cevap anahtarını dolduruyorum.)
...

İşte tam da bu nedenlerden “ anlamadın mı- anlatamadım” mı kaosunda moderatör olmayıp, herkes salak ama bir ben akıllıyım diye kendimi kandırmayı şimdilik daha uygun buluyorum.
...
ps. Başlık şarkısı Kenan Doğulu- Aşkolik
Resim için ps vermekten yoruldum.

4 yorum:

varol döken dedi ki...

okulun radyosunda kendisini sanki okul değil de bütün türkiye dinliyor sanıp selçuk hoca sanattan ne anlar anonsu yapmak...

farawaysoclose dedi ki...

amerikalı hocaların genelde kullandığı "are you with me" repliği pek güzeldi. uzun bir cümlenin sonunda, tam senin demek istediğin gibi "anladın mı" derler ama kibarca :)

Fery... dedi ki...

ben 3. ye de şahidim, ki bu replikten sonra tanışmıyoruz diyecek kadar da terbiyesizdim :)

ukala bilmiş, napıcam ben bu kadar kağıdı...

Buradan Emre Artun'a selam ederim :)

varol döken dedi ki...

hakikaten ne yapacağız bu kadar kağıdı???