9 Şubat 2010 Salı

"sonra bir umut koşuyorsun yüreğin avucunda "


Üniversitede pek sevilmeyen ama çok da yakışıklı olan bir hocamız, verdiği derslerin sadece bir ön bilgi olduğunu, araştırma kısmının bize ait olduğunu, üniversitenin zaten böyle bir yer olduğunu sık sık vurgular ve ders notlarında da copy pasteciliğe bayılırdı. (Hakkını yemeyelim iyi sınav yapardı) Bu sebeple 3. ve 4. sınıf ders notlarında Almanca ile İngilizce birçok yerde iç içe geçerdi.

Ben de her iki dilin de ortasında olan bir insan olarak, ne dediğini anlar ama o an hangi dili okuduğumuzu veya kendisinin hangi dilce konuştuğunu idrak edemezdim. Bundan önceki süreçte ise aklıma gelen kısıtlı sayıdaki kelimenin İngilizce mi Almanca mı olduğunu düşünmek gibi dertlerim vardı.

İnsan Almancayı bir noktadan sonra matematik gibi görürse anlayabilir ve pekala sevebilir de (kendimden biliyorum). Ama Almanca dinlemek, apayrı bir hadise. Bence bir insana yapılabilecek zulümlerin arasında hatırı sayılır bir yere sahip Almanca konuşmaları dinlemek. Bu sebeple 1 haftalık paket programlarda dersi anlamayıp, sadece dinleyerek bile yorulurdum. ( evet dinlediğimi anlayamayacak kadar da dil yeteneğinden yoksunum)

Artık çok şükür böyle bir derdim yok. Arada inekliğim tuttuğunda Almanca mı çalışsam diye içimden geçirsem de, daha manalı işler kendime yarattığımdan hemen bu işten vazgeçiyorum.

Tanıdığım en orjinal stajyerimizin uzun zaman önce bana hediye ettiği karışık müzik cd.'sini dinlemeseydim Almanca'yla olan geçmişimi istediğim şekilde hatırlayabilirdim.

Kendisinin bambaşka vizyonu ile cd'ye eklediği Almanca şarkıları, kendime eziyeti kısmen sevdiğimden playlistimden çıkartmadım ve 1 haftadır diğer şarkıların arasında şans-kader- kısmet olasılığına bağlı olarak dinliyorum bu güzide eserleri. Ve şöyle diyebilirim; cinin biri çıksa bir yerlerden ve bana sorsa, "Almanca'dan artikel mi kaldırılsın?" yoksa "Almanca şarkı mı yazılmasın?" oyumu bir an düşünmez şarkısızlıktan yana kullanırım.

Ben müziğin böyle katledildiği başka bir dil görmedim, zaten bir dil bilgini de değilim. Almanca öğrenmek veya Almanca'yı hatırlamak istiyorsanız, bu işkenceye bir noktaya kadar katlanabilirsiniz. Ama aksi takdirde bir insan evladı " Ich bin von Kopf bis Fuß auf Liebe eingestellt" diye bir şarkıyı ne yazsın, ne söylesin ne de dinlesin.


Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • Ben yabancı dilde ortaokul ve üniversite eğitimi alsam da, yabancı dilde eğitime de fevkalade karşıyım. Bir haftada 20 saat yabancı dil dersi olabilir ama matematik, fen bilgisi gibi dersler kesinlikle ingilizce olmamalıdır.

  • Her üniversite öğrencisi de mutlaka hazırlık okuyarak, hafif kaytarma hafif ortam yaratma faaliyetlerinin tadına varmalıdır.

  • Almanca dinlemek ne kadar zor ise, İtalyan aksanlı İngilizce de benim için o kadar fena bir şeydir.

edited by kusburnu

ps. Resmimiz Meltem Sözer'den.

ps.2. Başlık şarkısı Ahmet Kaya- Şafak Türküsü

6 yorum:

varol döken dedi ki...

wir besuchen zusammen unsere tante
fenerbahçe taraftarı artık her yerde

ben de böyle şarkı yapmıştım almanca kitabındaki okuma parçasını... şu an bir sürü alman da biliyor hem bu tezahüratı hem de bizim güzeller güzeli sarı lacivert takımımızı:)

Fery... dedi ki...

Bugün Kadıköy'de anadilde eğitim diye miting yapılsa en başta yürürüm... aynen katılıyorum yabancı bir dili çok iyi konuşalım anlayalım yazalım ama eğitim dili anadil olsun olmalı..

density=mass/volume

science is the study of living things and nonliving things

:)

mordred dedi ki...

low battery

varol döken dedi ki...

science is the methodic study of happenings and things...

size yanlış öğretmişler fery hanım:)

Fery... dedi ki...

sizin tanım daha afiliymiş ama bu yaştan sonra değiştiremem ben artık bendeki science tanımı budur :))

varol döken dedi ki...

ta orta 1 de öğrendiğin tanımı hatırlıyorsun da peki bilim adına ne hatırlıyorsun diye sorsana bir:)

hayatım sloganlardan ve tanımlardan ibaret, asıl ben değişemem be fery...

sen böyle iyisin...