8 Şubat 2010 Pazartesi

"onarın ruhumu sil baştan"



80 sonrası kuşağı ( yani bizler) kayıp kuşak olarak sınıflandıran toplum, 90 kuşağını nasıl sınıflandıracak merak ediyorum.

Bizim böyle olmamıza Özal'ı sebep gösterenler, 90 kuşağının sebebi olarak da tüketim çağını göstereceklerdir muhtemelen.Ama sebebi bulmak çareyi işaret edemeyecek ne yazık ki.

Her şeye sahip oldukça hiçleşen bir gençliğin sonu ne olur, ne olabilir sorularına verdiğim tüm cevaplar tahmin edileceği üzere pek iç açıcı değil.

15- 16 yaşında çocukların iş telefonu olan blackberry kullanmalarına, koca koca çantalarla kadın olma çabalarına falan takılmıyorum artık. Bu şokları yaşayalı, küçük çocukların bağrı açık gömlek ve ceketlerle localarda viskiler içmesini özümleyeli çok oldu ne yazık ki.

Ama yani 16-17 yaşındaki çocukların spor salonuna üye olmasını henüz anlayabilecek algı ve kabulleniş düzeyinde değilim. Özel bir sağlık sorunu olanları tabi ki tenzih ederim ama bunun dışında lisede veya üniversitede okuyan çocukların arkadaşları ile sokakta, okulda bir yerlerde takım sporları yapacakken sırf popüler diye spor salonlarına üye olmasını fevkalade trajik buluyorum.

Biz yetişkinler ruhumuzdaki boşlukları tüketimle yama yapmaya çalışıyoruz (hepimiz değil tabi ) da, ruhu daha oluşmamış genç irileri bu tüketim balonunda ne bulacaklar, bu yolun sonu nereye gidecekler onu ne yazık ki tasavvur edemiyorum.

Resim adresi için ps.1.

ps.2. Başlık şarkısı Vega- Tamam tamam sustum.

8 yorum:

varol döken dedi ki...

bu kayıp gençlik hadisesini fazla büyütüyoruz gözümüzde... hiçbirimiz aslında bir bok olamadığımız için kendimize isimler koyuyoruz... kayıp gençlik, indigo kuşağı, chat kuşağı vs... oysa her dönemde olduğu gibi bu dönemde de aptal çok, akıllı az... o yüzden inan bana hiç kimse bir yere gitmiyor...

nerden geldiğini bilmeyen, nereye gittiğini nasıl bilsin hem...

malumafatrus dedi ki...

iddia ediyorum, aptallar hiçbir dönem ( en azından benim bu hayatta varolduğum süredir) bu kadar güçlü olmadılar. Aptallar gümbür gümbür her yandan geliyor. Asıl bizim bu bir dert veya sorun mu orasını tartışmamız lazım.

Ayrıca istatistik bilimine fevkalade inandığımdan, küçük örneklem gruplarından ( alakadar olduğum tüm stajyerlerden) tümevarıyor ve biz bu kadar amaçsız değildik ya diye hayıflanıyorum. Zaten daha önce de söyledim, ben artık kuşak çatışmasının diğer tarafından olduğumdan, eski beni hep şuur abidesi olarak hatırlıyorum:))

varol döken dedi ki...

ben de iddia ediyorum, aptallığın oranı en azından bizim ülkemizde kolay kolay değişmiyor... iddia falan da etmiyorum ayrıca, aptallık bence dert değil:)

dert olan şu, bu kuşak ayrımları, biz böyleydik siz şöyleydiniz, aman gençlik nereye gidiyor, aman türkçe nereye gidiyor... çok açık söyleyeyim gençlik cehennemin dibine gitsin... ben şahsen bu toplumculuk sevdasından bıktım... birini değiştirmeye çalışmak, ona yaftalar koymak, onu tanımlamak bütün bu saçmalıkların başlangıcı... ben de görüyorum elbette etrafta öyle insanlar ama benden kat kat akıllılar da görüyorum... isteyen istediği gibi takılsın, bir yere varacaksan birey olarak varacaksın... hoş hiç kimse de bir yere varamayacak zaten...

o yüzden benim içim rahat:)

Fery... dedi ki...

çevrende yetişmekte olan bir yeğen, lise ya da üniversite öğrencisi bir kardeş varsa bence sen de telaşlanırdın... çünkü gerçekten üzücü çok şeylekarşılaşıyorsun... Benim dönemim benim neslim demek istemiyorum çünkü o dönemde de değerleri farklı olan çok kişi var olması da doğal ama bir toplumda herkes bencilse herkes materyalistse herkes gemisi kurtaran kaptancı ve bu uğurda yapılanlar mübahsa ben bundan korkarım... ne yazık ki bunların sayısı artıyor hızla...

varol döken dedi ki...

@fery
o yaşta olmasa da biliyorum neden bahsettiğinizi... ama bundan endişelenmiyorum... bu gemi böyle gider çünkü... sakallı celal diye bir adam var, kitabı da var, yanlış hatırlamıyorsam orada görmüştüm... doğuya giden bir geminin güvertesinde batıya doğru koşturan insanları görmek ne boşa bir çaba diyor... hoş bahsettiğimiz doğu batı çatışması da değil ama...

bu toplum hep bencil oldu, en başından beri... hep gemisini kurtaranlar kaptan oldu, özellikle o çok övdüğümüz cumhuriyet döneminde... (siyasal olarak değil ekonomik olarak bakıyorum)

inan bana bunların sayısı artmıyor... sadece biz daha çoğuna ulaşıyor, daha çoğunu tanıyoruz gelişen iletişim araçlarıyla...

güneşli günler görmeyeceğiz çocuklar ama sürekli yağmur da yağmayacak... tarihte ve ülkemizde ne oluyorsa sadece olması gerektiği gibi olacak...

Fery... dedi ki...

bunu normal kabul etmek belki de reddettiğim... belki de anlam veremediğim aslında çok tepki verilmesi gerekenlerin eee nolmuş canım la karşılanması... bilmiyorum Varol...

varol döken dedi ki...

eee ne olmuş değil be canım... demiyorum öyle... normal de kabul etmiyorum... ama binlerce bileşenden oluşan, milyonlarca yılın getirisi olan bir şeyi de basit bir iki tanımlama ile geçiştirmek istemiyorum...

ben sanırım biraz da dünyanın sonunu bekliyorum:)

Fery... dedi ki...

yakın zaten galiba :))