28 Şubat 2010 Pazar

"hiç kimsenin dostu yoktur, herkes karşılık arar durur"


İnsanın istemediği ot dibinde bitiyor sayın okur. Hayatınızın kıyı ve köşesine denk gelmiş birini ısrarla karşınıza çıkartan kaderin ne yapmak istediğine dair hiçbir fikrim yok. Ama bu konuda gayet ısrarcı olduğunu, siz gözünüzü ne kadar kapamak isterseniz isteyin metropol veya küçük şehir dinlemeden bu kişilerle yolunuzu kesiştirdiğini biliyorum. Ve zaten bu yüzden de, görmekten gerçekten mutlu olduğunuz birine “ ne güzel sürpriz böyle “ diyorsunuz.

Uzun süredir aklıma olan bir konuydu bu tesadüfbozmaları. Kısmet hızlandırılmış tesadüfler zinciri sebebiyle Bandırma dönüşüme denk geldi.

Ben hayat güzergahının sınırları çok belli bir insanım. Beni sadece yazılarımdan tanıyor ve çok gezdiğimi düşünüyorsanız ortada bir anlatım bozukluğu olduğunu, onun da benden kaynaklandığını pekala iddia ederim. Sınırları belli yollarımda sıklıkla okuldan, eski işten ıvırdan zıvırdan tanıdığım insanları görürüm. Ama bu insanlar benim için o kadar manasızdır ki, ya görmezden gelir ya da sade bir tebessümle olay yerinden ayrılırım. Bazı bazı niye denk geldim ki bununla dediğim insanlarla da pek tabi tekrar tekrar karşılaşırım.

Bandırma seyahatlerinde de bayram dönemleri eski okul arkadaşlarımla karşılaşmaya alışığımdır. Ama bu kendi halindeki hafta sonunda bile, dershaneden gayet nefret ettiğim birini bilmem kaçıncı kez gördüğüm için “ bu işe artık bir dur demem” gerektiğine karar verdim. Eğer bu insanlar benim için manasız olduğu için zırt pırt karşıma çıkıyorlarsa, ben artık herkesi sevmeye başlıyorum sayın okur. Geçmişten gelen herkese kapım açık, tebessümüm hazır. Bu sebeple de her denk geldiğimle “ aaa canımmm ne güzel seni görmek” diyalogları kurup kaderin oyununa çomak sokacağım. Başka türlü bu tesadüf hevesinin kırılacağını düşünmüyorum ne yazık ki.

Bir de zamansız tesadüf halleri vardır ki, onu da başka bir yazı konusu yapmayı uzun yazı okumaktan en başta kendim sıkıldığım için tercih ediyorum.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar:

  • Bilmem kaçıncı seferim ve hala ve hala IDO’da internet erişimine ulaşamamış bir insanım.
  • Bilmem kaçıncı seferim ama hala IDO’dan aynı azimle nefret edebiliyorum.
  • Bayram, seyran olmayan bu hafta sonunda gidiş ve dönüş seferlerimin bu kadar kalabalık olmasını insanların sıla özleminin arttığı ya da aslında bu hafta sonunun gizli bir bayram olduğu ama benim farkında olmadığım şeklinde düşünüyorum.
  • Ve hayır içimdeki "saç kestir" dürtüsüyle karışık depresyonuma rağmen saçımı da kestirmedim, bu sebepten de kendimle gurur duyuyorum.
ps. Başlık şarkısı Rashit- Her şeyin bir bedeli var
ps.2. Resim adresimiz de yerim yurdum kadar belli.

13 yorum:

Aslı dedi ki...

Ot kesin dipte bitiyor. Ben de kaçıyorum ama kurtulamadığım tiplemeler var aynen. Seversek geçer mi dersin?
not: depresif ruh halinde saç kestirmemene sevindim, aman aman diyorum.

malumafatrus dedi ki...

seversek belki karşılaşmayız, seversek kader "dur şunu görmekten mutlu olmayacağı birini karşısına çıkartayım" dediğinden sevmediklerimizi bulamaz diye umut ediyorum.

Kestirme kısmı ya kahkül ya da katların belirginleşmesi olacaktı ama aslında depresyon kısa sürünce, bir de kitaplar merhem olunca, saç başla uğraşmaya çok şükür gerek kalmadı.

Fery... dedi ki...

kapa gözünü uyu, eğ başını yürü, görme duyma yok say...

varol döken dedi ki...

merhem olan kitaba gel: azil:)

fery, resimleri update etmiş, fark etmedik sanmasın:)

kadınlar ne olur saçlarını küt kesmesin ve kahkül bırakmasın...

varol döken dedi ki...

hiç kimsenin dostu her kimsedir, rastgele gelir...

bir karşılık beklemiyorum demek bile bir karşılık beklemeden yaptığın için ne güzel bir insansın sen karşılığını beklemektir... aslında bütün iyilikler önce kendimiz içindir...

varol döken dedi ki...

sırf böyle kalabalık karşılanmak için yurtdışına gidiyorum diyip 1 sene evden çıkmamak istiyorum...

sürprizli ve güzel karşılaşmaları çok seviyorum...

ama hep ben yaptım, hiç karşılık alamadım:)

malumafatrus dedi ki...

karşılaşma güzel olsa ben de severim ama işte güzeline hasret kaldığımdan da isyan ediyorum.

Süprizli karşılaşmalardan kitap yazarım ve bu işi bir dönem gayet iyi yapardım ama işte ben de hiç karşılık alamadığımdan bu işlerden elimi eteğimi çektim. Aslan'ların kaderi mi bu acaba?

Bir ara saçlarım küttü, yemyeşil de gözlüklerim vardı:)) Çok şükür o döneme ait pek fotoğrafım yok.

Kahkül dediğin şey anlı geniş kadınlar için bir kurtarıcı, öyle kahkül bırakmasın demekle olmaz başka çözümler üretmek şart.

malumafatrus dedi ki...

Bu arada; "fery, resimleri update etmiş, fark etmedik sanmasın:)" cümlesinde, virgülün yerinden resimleri update eden benim diye anlamalıyım? öyleyse bahsi geçen resmim profil fotosu diye düşünür ve bu değişim daha önce oldu, dikkatsiz okur olmuşsunuz Varol Döken diye de eklerim.

Yok feri bir yerlere foto yüklediyse, en beğendiklerimi yüklediğine sonsuz inancım olduğundan !!! kendilerini görmemeyi tercih ederim.

Fery... dedi ki...

resimleri update eden kim ben mi malumafatrus mu bensen o kadar bihaberim ki nerdeki fotoları update etmişim :) beynim bulandı Varol sayende..

Bir de arada kaynamasın çok çok çok doğru bir laf etmişsin;

aslında bütün iyilikler önce kendimiz içindir...

biz ne yapıyorsak aslında özünden kendimiz için yapıyoruz böyle de bencil bir sistem insan dediğin...

varol döken dedi ki...

ortalığı bulandırmadan, karışıklık yaratmadan ve aydınlatıcı cevaplarım için karşılık beklemeden (ki külliyen yalan, sürekli bu iki ateş arasında kalmak istiyorum:) yazıyorum:

1- resimlerini update eden fery ya da ben öyle sandım çünkü çok uzun süredir blogger profil fotosudaki feri sönmeyen gülümsemesi yerine karşımıza soru işareti çıkıyordu... update'ten kastım yeni resimler değil, eski resimlerin yeniden yüklenmesiydi...

2- bu okuyucu hiç dikkatle okumadığı satırlardan bile sakin sevdiğinizi hem de hem sakin'i hem sizi hiç tanımadığı halde hatırlayacak bir okur... elbette ki profil fotonuzdaki değişikliği de fark etti ama bu loş ışıklardan bu gözlerin önündeki perdeden de hep imtina etti... elbet o profil fotosuna bir gün o meşum yerde iskender yerken ki fotonuz konur, elbet bu okur o zaman hafta sonu yazmama ilkesini bozup anında yorumunu uçurur...

3- aslanların kaderini deviremediğim için asla, kadehleri bir bir devirmeyi seçtim bu hayatta...

şimdi öğle yemeğimi yiyebilir miyim gönül rahatlığıyla:)

Fery... dedi ki...

şiir gibi olmuş :))

ben fotoğrafta bir değişiklik yapmadım valla, blog açtığım günden beri aynı foto... bir gün gelip 82 yaşında olduğumda da -ki sülalemizde bu yaşı gören yok- aynı foto olacak :)

google ın azizliği olmuş beni soru işaretine çevirmiş terbiyesiz :P

kusburnu dedi ki...

varola ek olarak ben de şunu belirtmek istiyorum ki şöyle diyen insanlara acayip uyuzum; "ben hiçbir karşılık beklemeden onun için neler yaptım, şimdi bana yaptığına bak." demek ki beklemişsin karşılık abicim, demek ki geleceğe yatırım yaptığını düşünmüşsün ablacım ama yememiş, olmamış. bari bizi yeme, karşılık beklemedim diyerek. karşılık beklemeden yapılan şeyler dile de getirilmez..

varol döken dedi ki...

kusburnuna karşılıksız katılıyorum...