28 Şubat 2010 Pazar

"vitrinde sergilenen vicdanlar fiyatları etiketleri var"



Hakan Günday mesaime verdiğim araya bu hafta sonu hızlandırılmış bir Azil programı ile geri döndüm. Zaman açısından bu kadar şansım olmasa bile sanırım bir çırpıda okumaya çalışırdım Azil’i. Asil’in geçirdiği/geçireceği evrime duyarsız kalmanız pek mümkün olmasa da kitapta yazılanları sindirmek, düşünmek, dünyaya da bir de Asil’in gözleri ile bakmak öyle iki günde olabilecek bir şey değil. Hatta bana göre çoğumuz için hiçbir zaman gerçekleşecek bir şey bile değil.

Nasıl Piç, Kinyas ve Kayra ekolünden bir kitapsa Azil de Ziyan ekolünden bir kitap. (Gerçi Azil kronolojik sırada Ziyan’dan önde yer alıyor ama Ziyan’ın sonunda Azil bir devam kitabı şeklinde refere ediliyor)

Ben “iyi ki okudum” diyorum ama derin düşünceler sahibesi olsaydım veyahut ergenlik bunalımında hayatın anlamını sorgulasaydım bu kitap bende nasıl etkiler yaratırdı, etkileri ne kadar şiddetli olurdu haliyle bunları tasavvur edemiyorum.

Kitabın arkasında yazanlarla yetinmeyen okurlar içine kendi çalıp çırptığım satırları her zamanki gibi el emeği göz nuru olarak da kopyalıyorum.

“Unutma ki zaman, gidecek yeri olmayanların evidir. Sadece zaman onları ileriye taşır. Zamana güven. Yaşarken asla varamayacağın yerlere seni sadece o götürür. Oku ve zamana bırak.”

“Her şeyi ve herkesi sorular yönetir… Hayata karanlıktan geldiğini bilmelisin. Anavatanın karanlıktır. Karanlığın kuralları yoktur. Karanlığın tarihi yoktur. “

“Kurallar, onların varlığını bilmeyenlere göre kader, diğerleri için pusuladır… Hiçbir şeyi seçmedikleri için boş vicdanlı sakinlerin mutlak mutlular olduğu bir ev.”

“Aynı zihinde yer alan karşıt düşünceler birbirini yok eder ve ışığa dönüşürler.”

“Herhangi bir düşünce, karşıtıyla karşılaşırsa özgün halinden eser kalmaz. Karşıtından mutlaka etkilenir ve değişir. Bu da yok olduğu anlamına gelir. Aynı zihindeki karşıt düşünce baskınsa çelişki denir…”

“Düşünceler mükemmel, ancak davranışlar kusurludur.”

“Zaman, var olan bütün etkenler ölçüsünde değişkendir.”

“Davranışa dönüşen düşünceler daima geçmişe aittir.”

“Düşünceler, duyguların çekim alanlarına girince bükülürler.”

“İyilik, bütün iletişim araçlarında reklamı yapılan, ancak özel sektöre ait hiçbir stokta bulunmadığı için satılamayan bir üründü.”

“Çünkü her ne kadar hiç kimse göründüğü gibi olmasa da, herkes göründüğü gibi olmaya çalışıyordu. Rahat gibi görünüyorsan rahat olmaya çalışıyorsundur. Görüntün, hayalindir. Nadiren gerçekleşir, ama en azından çabanın hangi yöne aktığı bellidir.”

“Sonunda Tanrı sıkıntıdan patlamıştır. Buna da bing bang denir.”

ps. Başlık şarkısı Rashit- Her şeyin bir bedeli var

4 yorum:

varol döken dedi ki...

problem burda sanırım... bu kadar birbirine benzeyen cümleleri başka başka benzetmelerle tekrar ve tekrar yapmak insanı kitaptan da hakan günday'dan da soğutuyor...

ve ne yazık ki bütün karanlıklar birbirine benziyor...

malumafatrus dedi ki...

Belki de ısrarcı biri Hakan Günday. Dediklerini herkes anlayana kadar değişik boyutlarda söylemeye çalışıyor olamaz mı:)))

sen ne yaparsan yap daha okuyacak 2 kitabım daha var. Merhem de olur, zıkkım da olur ama ben yine de okurum. Yoldan dönmem, öyle olsaydı dün başladığım Mezarlarına Tüküreceğimi de yarısından sonra devam edip bitirmezdim. Neyse ki 120 sayfaydı da bir çırpıda bitti gitti.

varol döken dedi ki...

boris vian, hakan günday'ın favori yazarlarından biridir ama boris vian bile bir yere kadar...

nick hornby ve palahniuk tavsiyemdeki ısrara ısrarla devam ediyorum:)

malumafatrus dedi ki...

Ben Hakan Günday'ı bilmem, Kerem'in tavsiyesi ile aldım kitabı. Kendisinin kitap tavsiyelerine de gayet güvendiğimden, kitabı sevmememi kitap okuma konusunda kendisinin level'ına erişememiş olmama bağladım.
Senin ısrarlı tavsiyelerine de her hafta Bandırma'ya gidersem çok yakında, yok normal seyrimde ilerlersem de Nisan'da başlayacağım.

Ama gönlüm şu an her şeyden öte bir Hamdi Koç kitabı okumak istiyor ki; kendisi sesimi duysun, kitap çalışmalarını hızlandırsın istiyorum.