14 Şubat 2010 Pazar

"gitmek, biraz ölmektir”


Geçmişte kalan şeyler geçmişte kalmalıydı ona göre. Bu huyu yüzünden zamanla çevresi azalmış, arkadaşları tarafından vefasızlıkla suçlandığı olmuştu. İnsanlar aynı biçimde, aynı yönlere doğru değişmiyorlardı. Çoğu kez mazi ortaklıkları şimdiki zaman arkadaşlıklarını diri tutmaya yetmiyor, ama insanlar bu gerçeği kabullenmeyip her şey eskisi gibi sürsün istiyorlardı. Sanki bir şeyler hiç değişmeden olduğu gibi ürerse, hayat daha gerçek dünya daha inandırıcı bir yer olacaktı.

Öte yandan Güler'le konuşurken bir şeyleri özlediğini fark etti. Bu, Güler'in kendisi, arkadaşlığı, ya da birlikte geçirdiği günler değildi; o günlere ilişkin belli belirsiz bir şeydi. Tanımlama kesinliğine sahip olabilecek görünür bir şeyden çok, yaklaşık değerlerle hissedilebilecek bir şey...Kısaca adına gençlik dediğimiz, önümüzde daha yaşanacak güzel ve uzun günler olduğuna ilişkin ümitler ve hayaller beslediğimiz hayata toyca bir güven duyduğumuz yarı bilinçsizlik haline benzeyen neşeli bir duyguyu özlediğini fark etti.

Adana Sıcağında Erguvanlar- Elli Parça- Murathan Mungan

ps. Başlık Atilla Atalay-Sebebim

Hiç yorum yok: