8 Şubat 2010 Pazartesi

"farkındayım, zaman kalmadı, gidişin ani, bir karar olmalı"

İnsanın zamanla ilişkisi yaşıyla ters orantılı bir şekilde ilerliyor sanırım.

Zamanımız ne kadar bolsa (normal bir insanın ömrünün 70 yıl olduğunu varsayarsak) o derece bağımlı oluyoruz zamanölçerlere. Sonra bakıyoruz ki zamanı durduramıyorsun, biz de bırakıyoruz zamanı ölçme çalışmalarını.

Saat konusundaki çeşitli bağımlılıklara da sanırım bu haliyet-i ruh sebep oluyor.
(Tabii bir de özellikle koskoca karatlık yüzük, küpe takma şansı olmayan erkeklerin güç gösterisi oluyor ki, onu başka bir lüks segment yazımızda değerlendiririz.)

Ben uzunca süre nabzımla bağlı oldum saatime. Okul döneminde, gözlerimin kapandığında dersin bitmesine daha 35 dakika olduğunu da kolumdaki saat haber verdi bana, Pazar günü 17.00’de okulda olma zorunluluğunu da, bitmeyen yolları da, 1 saat sonra sıcak evimde miskinlik yapma umudumu da hep saatler tercüme etti bana.

Ardından ufacık bir köşeden saati haber veren bilgisayarlar ve cep telefonları girdi hayatıma. Yine de saatimi bırakamadım. gece uyurken bile kolumda olmasının huzuru ile yaşadım, unuttuğum vakitlerde de ısrarla ve inatla boş koluma saati sordum.

Sonra bana bir haller oldu ve eve gelince hemen saati çıkarma hastalığına tutuldum. Ve böyle böyle de saatsizliğe alışır oldum. Ardından birkaç gün saat takmadan çıktım. Sonuç, bugün ne saat takıyorum ne de saat arıyorum.

Ama alışkanlık çok fena bir şey olduğundan (en azından bugünkü fikriyatım böyle) şu anda evde TV’nin hemen üstünde yer alan duvar saatimizi çıkarmamıza rağmen ısrarla boş duvara saat sormaya devam ediyoruz. Önümde bilgisayar varken veya tv açıkken bunu yaptığım, bir lambanın bozuk olduğunu bile bile ısrarla ışığı yaktığım için de sanırım deney faresinden öte bir noktada değilim.

Mantığı arka cebe atmış, otomatik pilotta yol alıyor, herkese esenlikler diliyorum.

Otokontrolüme not; ben burada yine kendimden bahsederken sen şu an nerede, ne yapıyorsun?


edited by kusburnu.

ps. Başlık şarkısı Işın Karaca- Uyanış

4 yorum:

varol döken dedi ki...

zamanın göreceliliğini çözen hayatın anlamını çözer...

o yüzden hiçbir rolex mutlu etmez adamı...

malumafatrus dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Adsız dedi ki...

ZAMAN ne tuhaf di mi.. 2 dakika önce inmiştin.. Şimdi sen gidiyosun, öbürü bakakaldı arkada

chn

Fery... dedi ki...

kendi kendimize hayatı zorlaştırdığımızın en büyük ispatıdır saatler de takvimler de... bunca koşturmanın en büyük sebebi, olmasalardı bilemeyecektik...