19 Şubat 2010 Cuma

"bana yol ver, bana iyi bak son vedadir"


haftalık magazin dalışı;


  • Seda Sayan ve Mehmet Ali Erbil aslında tüm hayatları boyunca birbirleri gibi sevgililer aradılar.. Bulamadıkları için sürekli boşandılar, sürekli terk edildiler, aldattılar. Artık diyorum sınırı da epey zorlamışken, bu küslüğe bir sonra verseler ve “acaba mı” deyip bir deneseler. Ne kaybedebilirler ki? Kaybedecekleri pek bir şey kaldı mı?

  • Bunca yıllık magazin bilgi birikimime rağmen Ebru Gündeş’i tanımlayamıyorum ben. Sevip sevmeme durumum bile yok. Hep kendine sahip çıkacak bir erkek arayıp kendinden yaşça küçük (cüzdanı öyle olmayabilir bilemem) biriyle evlenmek de 30 yaş sonrası bunalımıdır diye tamamen uydurmasyon magazin yaparım.

  • Kadınlar, umut konusunda erkeklerden çok daha zenginler. Aksi olsaydı Tuğba Erbil; evliyken tanışıp tatiller yaptığı sevgilisi M.Ali Erbil’in kendisini aldatmayacağını düşünerek , bir de kendisinden çocuk doğurmazdı herhalde.

  • Nazlı Ilıcak da, twitter sayesinde nefret ettiğim ünlüler arasında yerini perçinleştirdi. Bir anne olarak çocuğunu, gelinini, falanını ve filanını bu kadar “bir şey” yapmaya çalışmak gerçekten çok rahatsız edici. O kadar yalnız ki sürekli bir tartışma programına çıkıyor diye üzülebilirdim kendisine ama yok yani çok sıkıldım bu reklamcılık kampanyasından.
    Keza Sanem Altan da, twitter öncesi pek fikir sahibi olmadığım bir insandı. Şimdiyse bildiğin antipatik. Aslında twitter olmadan da İclal Aydın’ın iyi arkadaşı diye düşünüp de notunu verebilirdim ama ön yargımı cebe attım, twitter yargımı ellerimle oluşturdum.

  • Daha önce de söyledim, Nihat Odabaşı ile Cengiz Abazoğlu’nu sürekli ama sürekli karıştırıyorum. Karıştırmadığım vakitlerde ise içimde Nihat Odabaşı’nı seven bir yan var. O egoyu, o hep ama hep beğenilme hallerini, eşcinselliğin getirdiği huysuzlukları falan anlıyorum ben. Röportajında bile adam; “Çalıştığım tüm kadınlar çok seksi bulur beni, ama erkekler hiç seksi bulmamıştır” diyor. Böyle de içi dışı bir biri benim nezdimde. Ayşe Arman’a da kırılmış belli ki yoksa “kalınsın neden üstünü çıkartmak istiyorsun ki” laflarını etmezdi diye de hayal ediyorum ben. Bir de zaten utangaçmış benim gibi, ondan da sevebilirim kendisini ben.

  • Ayrıca akıllı kadın, Gülben Ergen gibi fotoğrafçısı ile kanka olmalı değerli okur. Ben misal benim güzel bir fotoğrafımı çekenin kırk yıl kölesi olurum. Onunla küsmem, ama yine de ağlamaklı bir barışmamız olsun diye küsmüş gibi yaparım.

  • Dakik olmayan adama gıcık olsam da fotoğrafçıya gıcık olmam. Şunları giy diyeceksin diyen adama gıcık olsam da fotoğrafçıma gıcık olmam. Ama daha da önemlisi Elle Mcpherson sevgililer gününde msj atmış, Liz hurley de şöyle demiş falan havaları atmaya çalışan fotoğrafçımı düğün fotoğrafçısı durumuna düşürmem. Hatır gönül anlarım ama düğün fotoğrafçılığında o işin uzmanını bulmayı tercih ederim.

edited by kusburnu.

ps.1. başlık şarkısı Hüzünle Karışık- Hayko

5 yorum:

fotograf penceresinden dedi ki...

bir çekeyim seni bakalım beğencekmisin? :)

malumafatrus dedi ki...

peki ben beğenirsem, sen benimle nihat odabaşı- gülben ergen ilişkisi yaşamaya, gözyaşları içinde küsüp barışmaya hazır mısın?

farawaysoclose dedi ki...

tuğba erbil'in umut konusunu bilmem de epey zenginleştiği kesin! evlenmeden önce tipini görmemiştim ama son resimlerinde bayağ estetiklenmiş geldi gözüme. kız kardeşi de ünlülerle kanka olma yoluyla kendine iyi bir iş edindi (diyetisyelik-spor hocalığı vb.) ... daha nolsun :P

malumafatrus dedi ki...

valla ben kendisini hep beğendim, ondan estetik varsa da hiç gözüme çarpmadı.

Bir de alakasız ama Hürriyet'in ekinde sanırım Tuğba Erbil- Önder Fırat haberlerinde; Önder Fırat için sezen aksu'nun eski eşi yazıyordu, buna da çok sinir oldum. Benim yazıları edite gönderdiğim gibi, bazı magazin haberlerini de bana gönderseler pek bahtiyar olurum. İddia ediyorum magazin camiasındaki çoğu yalanuydurukçusundan daha detaylı bilgiye sahibim.

Fery... dedi ki...

sen dersin ki, bu adam bir kere bunu yapmışsa hep yapar... sen hep dersin bunu, hep de haklı çıkarsın...