25 Ocak 2010 Pazartesi

"zaman; solgun ve gri bir koridordu orada çok üşüdüm"


Yoğun magazin gündemine bir kuple NTV Blm arası (inanmazsınız ben arada belgesel bile izliyorum);

Şaşmaz prensip; yarın yapabileceğin işi bugün yapma.

"Çok iş yapma kapasitesi herkeste vardır; yeter ki hemen yapılması gerekmesin."

Evet yapacak iş her zaman çoktur, ama zamanınız daha boldur. Ta ki yumurtanın kapıya dayandığı o sihirli ana, son dakikaya kadar...İşin garibi, bu satırlar da o son dakikada yazılıyor. Yani kural bozulmayacak; en azından önemli bir insan yüzdesi için. Doğanın yasaları gibi insanın doğasını da kabullenmekte fayda var. Hatta, kanıtları ve örnekleriyle tespit edilen bazılarının ismi bile var.

Her zaman yapılacak " daha çoook" iş vardır. İngiliz tarihçi, yazar ve teorisyen Cyril Northcote Parkinson, 1955 tarihli makalesinde ilginç bir görüş öne sürmüş; "Yapılmayı bekleyen iş, tamamlanması için gereken sürenin tümünü kaplayacak ölçüde yayılır". Görüşünü dayandırdığı temel, kendi tarihsel çalışmalarından topladığı istatistiksel kanıtlar. Savı destekleyen yeni matematiksel analiz çalışmaları da var. Parkinson'un öne sürdüğü ikinci bir yasa da önemsizlik yasası " Bir kuruluşun belirli bir konuyu tartışmak için harcadığı zaman, konunun önemiyle ters orantılıdır." Gerekçesi de şu; İnsanlar genellikle yanılıyor olma korkusuyla gerçekten önemli bir konuda fikir ileri sürmekten kaçınırken, önemsiz olan konular hakkında konuşurken çeneleri düşer! Nasıl olsa bir tehlike yoktur...
.....
"Son dakika" örneklerinin en azimli ve taviz vermez uygulayıcıları "öğrenci sendromu"na sahip. Şanslı bir azınlık dışında çoğu kişinin muzdarip olduğu bu ruh halini, gerginliğin krize dönüşme eşiğinde tuhaf bir mutlulukla sarfedilen, "nasılsa daha vakit var..." sözleri çok iyi özetliyor..
....
Sendromun nedenlerinden biri, zamanlamada düşülen yanılgı, daha doğrusu, bir işin alacağı süre konusunda sürekli iyimser olma eğilimi..

17 Aralık 2009 tarihli New Scient

Başlık için ps. Birhan Keskin
ps.2. yazı da el emeği göz nuru copy paste falan değil.

19 yorum:

Aslı dedi ki...

Bir de yapılmayan işin insanın omuzlarındaki yükü. Yapılacağı süreden daha uzun zaman kafayı meşgul etmesi. Yap kurtul mantığındayım genelde.

malumafatrus dedi ki...

mesela benim için bir hafta nispeten boşta olsa Cuma sabahı toplantı varsa sıkıcı bir haftadır. En sevmediğim işi en önce yapıp kurtulmak isterim. Ama bu sevilmeyen işler yapsak da bir türlü bitmiyor.

Aslı dedi ki...

Herhangi bir sabah, öğlen fark etmez toplantı olan bir gün sıkıcıdır. Herkes otursa işini yapsa toplantı yerine daha verimli olurlar, dedim ama dinletemedim iş dünyasına.
Ben de sevmediğimi önce yaparım ki sevdiğime bol, keyifli vakit kalsın.

varol döken dedi ki...

şöyle demiş düşünür:

bana bir toplantı gösterin, size ne kadar yalan olduğunu göstereyim!

hayatımdaki en temel problemlerden birini deştiğin için kızmalı mıyım yoksa sabah sabah belki de hakkında en uzun ama aslında en kısa konuşabileceğim bir konu yarattığın için kutlamalı mıyım bilemedim...

dur ben bunu son ana bırakayım gene:)

varol döken dedi ki...

90 sayfalık bir senaryonun yazımına işin teslimine 10 saat kala başlamış biri olarak, bu yumurtalardan üstümde ne kadar çok kırdığımı unuttum gerçekten... metroda yazdığımı hatırlarım öğrenciyken bazı ödevleri... aslı'nın dediği gibi bu yapmamış olmanın sorumluluğu aslında o kadar ağırdır ki yine de bu yükü taşımaya devam eder insan... oysa en mutlu ve huzurlu insan işini bitirmiş insandır...

daha bu cumartesi pazar yaşadım bu sendromu... bir iş vardı, önümüzde de kocaman cumartesi... uykumuzu almış, kahvaltımızı etmiştik, dışarda kar vardı, yani eksik veya kaçırdığımız hiçbir şey yoktu... azıcık sıksak cumartesi 20 gibi bitecek iş, daha bugün hala sürüyor desem sanırım şaşırmaz kimse:) defalarca sorduk birbirimize arkadaşla, neden böyle yapıyoruz diye sonra da amannn diyip akşam içkiye vurduk...

bütün bu gereksiz cümleleri de asıl işime geç dönebilmek için yazıyorum, tamam dönüyorum, dönüyorum, dönüyor, dönüy, dönü, dön...

Fery... dedi ki...

ya Aslı ve blog sahibi insan... keşke örnek alabilsem sizi... ben sevmediğim işi yapmamak için çırpınır dururum hatta o işi yapmamak için kendime milyon tane başka iş bulurum sonra da sorumluluk duygusu ile son anda ya beynim patlar ya uykusuz kalırım... 27 yaşındayım bu hep böyle oldu... Ben yapmam gereken her şeyi zamanında yaptım ama hep sıkışarak :) bugün de bu konuya örnek bir gündür ayrıca... yap kurtul aslında ama nerdeee...

malumafatrus dedi ki...

Aslı ve Varol, kesinlikle katılıyorum size. Toplantı dediğin şey 10 dakikadan sonra kesinlikle lüzumsuz bir faaliyet. Ben de böyle düşündüğüm için takım çalışmasına yatkın değil ibaresi ile etiketleniyorum ki, buna da hiç itiraz etmiyorum.

Varol, seni bilmem ama Feri'nin bu konuda gerçekten eline su dökülmeyeceğini düşünürüm.

Bendeniz, Cuma günü yapacağım 2 günlük seyahat için bile Çarşamba'dan valimizi hazırladığımdan ne siz bizi anlarsınız, ne de ben sizi diye düşünüyorum:))

Fericim bir de yaş konusu var, ona yorumumu özel olarak yapacağım:))

Fery... dedi ki...

eheheh hala 27 yim ama 28 e çok yakınım :) excel der ki 26.01.2010-05.02.1982=10217 gün eder bunu da 365 e bölersen 27,991781 eder yani hala 27 yim :) haftaya konuşuruz :))

malumafatrus dedi ki...

virgülden sonra tek digit'te sonucu değerlendirirse 28 de der biliyorsun değil mi:)) ama sen 27 diyorsan, ben de der, seni de referans gösteririm hiç itirazım olmaz:))

Fery... dedi ki...

bir haftayı çok mu görüyorsun bana yahu :)

bu tezi savunabileceğim son hafta işte :)

hee bir de sen kesinlikle 27 sin abartma :P

varol döken dedi ki...

ah döndüler yine kendi dünyalarına...

her canlı bir gün 30u tadacak diye bam telinize basayım ben:)

ve malumafatrus, inan bana dünyada hiçbir şey 10 saatte 90 sayfa yazı (hem de konusu ortada olmayan bir senaryo) yazmaktan daha kapıya dayanmış bir yumurta olamaz... gecenin 3ünde arkadaşımı arayıp ben ölüyorum, sabaha çıkmazsam kapıyı kır içeri gir dediğimi bilirim:) fery'e saygım sonsuz ama o kabir azabını yaşamamış olmasını dilerim...

Fery... dedi ki...

3 günde tez yazabilmek de bir başarı bence :)

ama Varol gel biz bu halimizle övünmeyelim, kendimize eziyet ediyoruz :))

varol döken dedi ki...

bak şimdi seni geçmek için üstüme iş alıp 4 saatte bitirmeye çalışacağım...

malumafatrus, şuna aslan burcu yarışkanlığını anlatabilir misin:)

malumafatrus dedi ki...

Bence siz sabah alarmı 7.00'ye kurup 7.30'daki son alarmla kalkıyorsunuzdur. ( 9'a beş kala kalkıyorum, 9.10'da işte oluyorum türünden yorumları yapmayı aklınızdan bile geçirmeyin)

Fericim, varol'un yarışkanlık olarak tarif ettiği halin temelinde, aslan burcunun kendi kendisini bir güzel gaza getirmesi yatar.Kendime dayanarak söyleyebilirim ki, dünyanın en yorucu özelliklerinden biridir. İşin fenası otokontrolünü kaybettiğinde başkalarının da gazına gizliden gizliye gelme tehlikesi ile de karşı karşıya kalırsın.


Varol, Kova da Aslan da "benim dediğim doğru" dediği için bu yarışmacılıktan vazgeçmeni, bunun yerine bir hafta her işinizi zamanında yapmanın ruhunuzda yarattığı etkileri ölçümlemenizi öneriyorum. ( yumuşak ve sıkıcı tonlu psikolog sesinden okuyun yazdıklarımı)

Bir de tabi ben Akrep'ten çekindiğim kadar kaçarım Kova'dan onu da ayrıca vurgulamakta fayda görüyorum:))

Fery... dedi ki...

:))))

bu paragraf tam da beni anlatıyor :) Bence siz sabah alarmı 7.00'ye kurup 7.30'daki son alarmla kalkıyorsunuzdur. ( 9'a beş kala kalkıyorum, 9.10'da işte oluyorum türünden yorumları yapmayı aklınızdan bile geçirmeyin)

Nesi var Kova'nın bu kadar ürkütücü anlamadım neyimi gördünüz efendim :))

varol döken dedi ki...

varol döken günlük alarm çizelgesi:

07.45 tekli alarm

08.15 tekrarlı alarm (9 dakikada bir)

08.24 (ertele düğmesine bas)

08.33 (alarmı kapat, beynindeki biyolojik saati 08.42ye kur)

08.42 (biyolojik saati 3 dakika ileri at)

08.47 (08.50ye kadar yolu var)

08.51 (bir şeyler yemekten yine vazgeç)

08.58 (biyolojik saate çok güven, 2 dakika daha iste)

09.06 (yumurta hesabını 6 dakikayla, metroyu 10 dakikayla kaçır, yine de hastalıklı bir bünye olarak yatağı toplamadan çıkama)

aklımdan geçirmeden direkt yazdım valla korkumdan:)

kova'ları pek iyi tanıdığımı söyleyemeyeceğim... ama bu yarıştan çekiliyorum... zira biraz önce elindeki iş listesindeki 8 maddeyi soran trafiker arkadaşa sadece 1 maddeyi yaptım ama 4 blog postuna yaklaşık 8 yorum yaptım diyemedim:)

Aslı dedi ki...

bayılırım kovalara :)
Fery'cim, gel ben sana destek olayım, bitir kurtul metodolojisi konusunda :))

Fery... dedi ki...

Valla seve seve Aslı :) Şu an nasıl tutuşmuş bir halde yarına iş yetiştirmeye çalışıyorum anlatamam :(

Aslı dedi ki...

Allah kolaylık versin ne diyim sana :)
Ya bak bundan sonra gelen ilk sevmediğin işi en önce yap, bakalım nasıl olacak. Bir de bunu dene, ne kaybedersin :) Haa yapmak istemiyorum ama demekten vazgeçmen de lazım ama bitirmeye başlarken :)
Of ne cümle oldu be :) Çok yardımcı oldum eminim :)