4 Ocak 2010 Pazartesi

"yüreğimin kuşları konmuş telgrafın tellerine"


2009’da gıcık olduğum , 2010’da gıcıklığımı savaşa dönüştürmeye karar verdiğim bir kurum bir de meslek grubu var. Uzun yazılarımı kimseler okumuyor diye, bu yazımızda söz konusu yerlerin sadece ilkini ele alacağız.

Bendeniz ve ön yargım çapamarkanın mekanlarına karşı;

Aslında asıl suçlı bu mekanlara sırf popüler diye gidenler. Ama ben yine de kazandıkları paraları az çok tahmin ettiğim ve bu paraları hiç haketmediklerini düşündüğüm için işletmenin kendisine kılım. Biliyorsunuz yeni yıl kutlamaları güzide ülkemizde takriben 2 haftaya yayılıyor. Ve bu iki hafta içinde çapamarkanın güzide mekanlarında yer bulmak bırakın bireysel müşteri olmayı önemli!! bir kurumsal müşteri olduğunuzda da epeyce zorlaşıyor. Ben de lüzumsuz işler insanı olduğumdan kendimle ilgili olmasa da bu mekanların tavırları hakkında az çok bilgi sahibi oluyorum. Kendilerinde bir afra bir tafra ki sormayın gitsin. Kapora yatırmayı bir nebze olsun anlarım ama yemeğin tamamını ödetmeden, dekontunu görmeden ( sanki hesaplarını kontrol edemiyorlarmış gibi) bu adamlar sizi müşteri olarak bir türlü nitelendirmiyor. Ve her fix menüde olduğu gibi burada da sağlam bir kazık yiyor üstüne de aç kalıyorsunuz. İçtiğiniz içki de en kıytırığından hallice oluyor. Gelin görün ki, ünlü dostlarınızı eğlendirmeyi bilince bir meşhur bir favori mekan oluyorsunuz ki sormayın gitsin. ( o ünlülere de haftaya savaş açıyım bari)


Evet zevkler ve renkler farklı haklısınız ama yine de bana göre bu mekanın popüleritesi istanbul eğlence hayatının sürü psikolojisinden başka bir şey değildir. Ve umarım ki bu balon da bir şekilde sönecektir. Ben şahsen bizzat kendim olarak Onur Baştürk ile beraber bu balonun sönmesi için de elimden geleni yapacağım üzerine de blogumun namus ve şerefi üzerine yemin ederim.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • Hiç finanstan anlamayan bir insan bile, her sene mekan değiştiren çapagillerin fix costlarını 1 yılda nasıl çıkardığını az çok düşünürse, yediği (yiyeceği muhtemel) kazığı daha sağlam olarak midesinde hisseder diye düşünmekteyim.
  • Bu arada Cahide’de kına gecesini de süper bir Pr çalışması olarak görmekle birlikte yakın arkadaşlarımın hiçbir şekilde böyle organize heves etmemelerini umut ediyorum. ( ayrıca her zaman şu kadar para ver gel, benim düğünümün öncesi eğlenelim demeyi de ayıp bulmuşumdur, benim anlayışımda davet denilen hadisede davet eden organizasyonu finanse de eder, finanse etmezse davet de etmemelidir; ben misal bu sebeple hiç organizayon düzenlemem:))
  • Bekarlığa veda eğlencesine memleketce heves etmemizi de hep bu dizilerin bünyemizde yarattığı dejenesaryon olarak görüyorum.

ps. Başlık şarkısı Sezen Aksu- Düş Bahçeleri

2 yorum:

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

başlıktan başlayayım; muhteşem bir sezen parçası.. dadından yenmez!

hemen peşinden bu yazıdan çıkarılan sonuca geçiyim;
yılbaşında eğlenecek kadar zengin değilim!
normalde bu yazının içinde "ne yazık ki" geçmesi gerekirken ben hiç sallamadan kurdum cümleyi, müsterihim efendim!

ayrıca bende yürüyorum düş bahçelerinde! hemde çocukluğumdan beri.

yazar için edit: Sezen Aksu ölmesin! nooollluuurrrrr

malumafatrus dedi ki...

söz konusu yılbaşı eğlencisini şirket karşılayınca da tadından yenmeyebilir inan bana:)zaten şirketlere fatura edilen bu organizasyonlarla zengin oluyor birçok manasız mekan.


ps.bu yazıda söz konusu olan yılbaşı eğlencelerine ben katılmadım ama dış kapının dış mandalı olduğumdan, biraz da işim gereği genel tavırlarına gıcık kapabildim.