1 Ocak 2010 Cuma

"yollarımız belki kesişmez asla"



Pek muhterem ve 1 yıl daha yaşlanmış okur;

"Yeni yılda ne yapacağız?" "nerelere gitsek", "ne giysek", "kime ne hediyeler alsak?" sorgu suallerini kazasız belasız atlatmış haliyet-i ruhumla yazıyorum bu satırları size.

Uzun yazılara dayanamayacak okurla yazımızın ana fikirleri paylaşalım hemen;

  • İnanmak başarmanın yarısıdır.
  • Alkol tüm kötülüklerin anasıdır.
Yazının ana fikirsiz kısmı ise şöyle;

Yeni yılı kutlamak hevesim ne kadar yüksek olursa olsun, işte ve sonrasında bünyemde bir kımıl kımıllık yoktu. Olmasına da aslında gerek yoktu.

Yemek geç olacak diye önden bir tost yemem yetmezmiş gibi, sabahta ilk yediğim şey yine tost oldu. Anlayacağınız tost aşkım 2010'da da değişmedi.

Dahil olduğumuz grup tanıdığının tanıdığının tanıdıkları olunca, ünlü bir tv figürü de beklenmeyen bir şekilde masamızda yerini aldı. Magazinsel bir konumuz olmadığı için pek detayını veremeyeceğim ama yine aynı mekanda olduğumuz Sema Yunak'ın acayip şekilde kilo aldığını ve yaşlandığını da tüm şekilcil ispiyonculuğum ile belirtmek isterim.

Bundan sonraki kısım benim alkolle yüz göz olmama sonucu eğlenme oranımın her dakika artması en sonunda da boş ( ama minicik sahnede) sahneye kendimi atmam şeklinde ilerledi.

Gittiğimiz mekan şahane suflesi olan bir yer olduğundan fix menüye rağmen tüm inadımla ve tüm gece sufle yapılıp yapılamayacağını sordum. Sarhoşluğumun en büyük belirtisi de bu noktada açığa çıktı zaten. En aklımın başında olduğu vakit, ustaya sempatiklik yapıp sufle rica etmeye mutfağa gittim, usta çoktan gitmiş olduğu için mutfaktaki çırağın azıcık başını şişirdim.



Sonra garsonlar ve mekanın işletmecisi de dahil olmak üzere dj dışında kalan 10 kişiye "ben sufle istiyorum" dedim. Dj'i ise önce Demet Akalın çalsın diye ardından da Nankör Kedi çalsın diye ziyaret ettim ama fakat ve lakin mekan azıcık cool olduğundan İbrahim tatlıses'in playlistlerinde olmadığını öğrendim. ( o şekilde kandırılmış da olabilirim muhtemelen)

Buraya kadar herşey yine de güzeldi. Ama sonra eve gitme kısmı ve taksi yolculuğu eğlencenin bittiğini bana müjdeledi.

Eve geldiğimde ise üniversite yıllarında neden uzun süre votkaya ara verdiğimi hatırladım.

Sonuçta büyük eğlence 2010 sabahında yerini büyük mide bulantısı ve baş ağrısına bıraktı. Ve yeni yılın kahvaltısı 2 alkasetzer sonrasında türk kahvesi eşliğinde yenilen kepekli tost oldu.

Ve günün devamı 2010'un bana ilk yamuğunu yapması ile vuku budu ki, onu da maalesef başka bir yazı konusu yapacağım.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Yeni yıla dair aldığım ilk karar tahmin edeceğiniz üzere "Votkadan uzak dur"oldu.
  • Sufle yiyemeyeceğimi anlayınca salı akşamı gelip sufle yiyeceğim o zaman dediğim mekana uzunca bir süre gitmemeyi şu anlık daha rasyonel buluyorum.
ps. Başlık şarkısı Jülide Özçelik- Bugün Neden Gelmedin

6 yorum:

Hayat dedi ki...

Mutlu yıllar:)

Fery... dedi ki...

eheheh bunun detaylarını istiyorum :))

malumafatrus dedi ki...

kendi derdime o kadar düşmüşüm ki, yazının sonunda "iyi yıllar" türünden bir not bile iliştirmemişim:) özürlerimle herkese lodossuz ve votkasız ve bol sufleli günler dilerim. ( bu dilek de biraz bencil oldu ama neyse)

fericim maille detayları da kısa vakitte anlatıyorum sana

mervetan dedi ki...

vay zarhos.. beni örnek alsana kızım, niye sarhoş olup ertesi gün perişan oluyorsun ki.. cık cık cık :))

malumafatrus dedi ki...

zaten başıma ne geldiyse seni örnek almaktan geldi:)

varol döken dedi ki...

inanmak kaybetmenin yarısıdır...

alkol unutmanın ilacıdır...