18 Ocak 2010 Pazartesi

"üzüldüm hayat bu dedim yaşayıp öğrenmeliyim"


Karışık salataya bile temkinli yaklaşan bünyemin aşure sevmesi takdir edersiniz ki beklenemez. Açlıkla ıslah edilmemiş bünyem için aşure fazlasıyla ortaya karışık bir konsorsiyum ruhuna sahiptir. Ama bu aşure ayı hakkında iki kuple laf etmeme pek tabi engel olamaz.

Çok sevmesem de benim için en güzel aşureyi ( diğer tüm yemekler gibi) annem yapar. (Bugüne kadar su gibi, malzemesi az, kıvamı tutmamış bir aşure referansı yoktur.) Kaldı ki kendisi çikolata veyahut şerbet tatlısı sevmeyen bir zat- muhterem olduğu için aşure kendisinin sevdiği iki tatlıdan biridir bu sebeple de bizim evde binbir hevesle yapılır. ( bir rivayete göre de bekar kızı olan evlerde illa pişmelidir, hevesin sebebi bu da olabilir)

Aşure de gelişime ayak uydurduğundan geçen zamanda aşurenin içindekiler kısmı sürekli gelişim gösterdi ve göstermeye de devam etmekte. Zaten aşurenin içine konulacaklar kulak memesi kadar subjektif bir boyutta olduğundan her türlü özel yapıma da açık bir kapısı var aşure yapımının. Ben aşureden anlamayan çoğu zihniyet gibi sadece nohut ve fasulyelerini yiyerek aşure yediğini sanan şuursuz kesimden olsam da, aşurelerin üstüne de içine de her şeyin koyulmasına şiddetle itiraz ederim. Narın aşureye de süs yoluyla dahil olmasından ötürü Emre Ergani votka- Nar'ı meşhur etmeden, "Nar çok faydalı" haberleri manşet olmadan bu kadar nar ne yapılıyordu gerçekten sorusunu da sormak isterim.

Aşurede son gelişmelerden biri de aşureleri fırın sütlaç misali aluminyum kaselere koyarak komşularla olacak alış- veriş kısmını sadece alış yönüne indirgemek. Bu kadar laf ettiğime ve beni de az çok tanıdığınıza göre bu konuya da burun kıvıracağımı bilirsiniz. Aşure bolluk bereket amaçlı yapılıyor ve mümkün mertebede çok kişi ile paylaşılıyorsa, bunu aluminyum kaselerle verip alışverişi sekteye uğratmak bence işin özüne ters. Siz aşure yapacaksınız, komşunuz sırf siz aşure getirdiniz diye sevmese bile, başka bir şeyler yapıp tabağınızı size dolu olarak iade edecek ki, komşuluk gelişsin, ekonomi gelişsin.

Bu yazıyı da geçen hafta bilginin annesinin yaptığı ve komşucuklarımızla paylaşılan aşure kaselerinin bize kalpleri kadar temiz ve bir o kadar boş olarak geri gelmesi sebebiyle yazıyorum. Yani bence komşuluğun unutulmayacağı kadar da alaturka bir mahallede oturuyoruz ve komşularımız da bildiğimiz komşu profiline gayet uyan insanlar
( üst kattaki azıcık 3. sayfa katili ama olsun) . Ama işte bu koca şehir tüm incelikleri tükettiğinden, nezaket Vefa semtinde oturan bir kadın isminden öteye gidemiyor ne yazık ki.

Bu yazıyı okuyan ve evinde komşu tabağı bulunduran herkesin bir daha düşünmesi dileğiyle herkeslere afiyet olsun dileklerimi sunuyor; "haydi gel köyümüze geri dönelim" adlı derin felsefik eserle sizleri başbaşa bırakıyorum.
imza: Hoşaftan anlamayan merkep.

ps. başlık şarkısı 110- Önemsiz

24 yorum:

Aslı dedi ki...

Hiç sevmezken, nasıl sever hale geldim aşureyi bu yıl bilmiyorum. Konu komşu da yok ki vefalısından göndersin bir aşure. Bankanın yemekhanesindeki kötü aşureyi bile yer halde geldim. Ha diyeceksin ki otur yap aslı, onu da yapmam ayrı.

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

bana bunu yaptınya sana dicek lafım yok! işlediğin bu insanlık suçu için seni aih mahkemesine şikayet etsem yeridir.?!?

nerden bulcam ben bu saatte aşureyi??

mervetan dedi ki...

bi kerem en güzel aşureyi benim annem yapar, senin annen degil.. hatta geçen yaptı da parmaklarımızla yedik o derece yani. aşurenin asından hazzetmeyen kocam bile aşureyi mideye indirdi off cok süpermiş nidaları eşliğinde. bu arada karşı komsumuz bi gün bize kızının doomgünü pastasından koymuştu, aynı gün annemin getirdiği kek elimizde olduğundan ama henüz pastayı da yememiş olduğumuzdan bize ait bir tabakta ona kek vermiştik. sonra uzunca bi süre kadının tabağını boş göndermiyim diye bekledim bişey yapmayı. ama kendisi kısa bir süre sonra tabagımı boş ve de bomboş olarak geri gönderdi. kendi tabağını da istedi, yok dedim şu an veremem. sonraki günlerden birinde pasta koyup pastalı gönderdik. tek komşuluk diyaloguna girebileceğimiz komşularımızla da komşuluk defterini usulca kapatmış olduk.

malumafatrus dedi ki...

Aslı, kendimi azıcık tanıyorsam benim de ileride aşure sevmem çok olağan bir refleks olur.

fareli köyün hayalcisi; keşke yazının başına restorantlar ve dükkanlar kapalıyken bu yazıyı okumayınız uyarısı düşseydim, ama aşureyi sevmediğim için , aşure tutkusunu da tahmin edemedim.

Merve; Bu tabak isteme olayı da ayrı bir skandal. Sonuçta sen ona kek verdiğinden tabağını boşta verebilirdin ayrıca ama tabağını isteyen bir komşu da olmaz olsun.

Bu arada annem geldiğinde bir aşure yapsın da herkesler görsün, yazıda boş yere atıp tutmadığım da ispatlansın.

Fery... dedi ki...

bu kadar karışık bir şey nasıl sveilir ya, tatmadım o ayrı :)

malumafatrus dedi ki...

fericim tam da bu yaklaşımından ötürü ben bu yemek seçme konusunda adam olurum da sen olamazsın:)) hele ki sütlü çorbayı düşününce.

Fery... dedi ki...

özelimi gözler önüne sermesek :P sütlü çorba falan...

varol döken dedi ki...

aşure tam türk işi... içinde her şeyden var ama hiçbiri tam değil... çok açık söyleyeyim nefret ederim aşureden de fonetiğinden de... azılı aşure düşmanıyım... komşum getirse yüzüne atarım, o derece... neyse ki bizde tabaklar değil şişeler dolaşır sadece... öyle de deli çılgın bir apartmanım var... yöneticisi de benim... dur hatta bugün apartmana aşure sokmayı yasaklayayım...

yalnız güzel film ismi olur, ben bunun bir senaryosunu yazayım...

malumafatrus dedi ki...

bu bilimsel çalışma sonrasında aşurenin de vişne suyu gibi ya sevilen ya da nefret edilen arası olmayan bir gıda olduğuna kanaat getirdim.

Bilimsel çalışmamın ikinci kısmı için bir de kabak tatlısı yazıyım öyleyse.

Fery... dedi ki...

kabak tatlısı mı haspinallah ya bir kere de benim sevdiğim bir şey hakkında yazsana... Kabağın tatlısı mı olur :P

süperim di mi :P

varol döken dedi ki...

blogdan soğutma girişimleri mi bunlar? valla gitmem billa gitmem!

kabak tatlılı pasta yapan pastaneyi bombalamak isteyen bir adamım ben, kabak bu blogun başına patlamasın!

:)

varol döken dedi ki...

bak yine sol gözüm seğirdi... kabak tatlılı pasta mı olur ulannn! pasta dediğin frambuazlı olur, ançuezli bile olur hatta ama...

kabağa dönüşen prenses benim prensesim değildir, bana kabak tatlısı yapan kadın ayşe özyılmazel de olsa sevdiceğim değildir... ayşe de okuyorsa bunları bilsin bana aşuresiz kabaksız gelsin, ben ona fıstıklı dolama alır, elimi beline dolarım...

varol döken dedi ki...

bu arada ayşe demişken, albümü dinledim ve hıncal sana acayip küfürlerden oluşan bir albüm hazırladım!

ayşe, sana burdan son kez sesleniyorum... biçareden başka şarkı benden başka adam tanıma, gel bulaşıkları yıka, söz ellerini ciraceptine ile kurulayacağım...

ben hayatımda böyle kötü şarkılar dinlemedim!

Fery... dedi ki...

büyük konuşma Varol eminim daha kötüleri vardır ki yaklaşık yarım saattir bana eziyet eden iş arkadaşımın dinlediği şarkının linkini aşağıda bul ki Ayşe Özyılmazel'in değerini bil cık cık cık :)

http://www.youtube.com/watch?v=BMshh0z9Gzs&feature=related

malumafatrus dedi ki...

kabak tatlısından pasta olmaz, kabak tatlısına laf edenden de gurme olmaz:)) ileride böyle bir kariyer düşünüyorsanız şimdiden uyarmak isterim.

Normal şartlarda bu ayrı görüşlere damak tadıdır, herkes istediğini yemekte özgürdür derim.

ama bugün popülist tarafımdan kalktığım için, kaç tane insan açken, siz ay şunu yemem bunu yemem dediğiniz için utanın der, kabak üzerinden hayat çıkarımı yaparım:))

ps. Kabak tatlısını da en güzel annem yapıyor demiş miydim peki?

varol döken dedi ki...

@fery
klibi izledim, öğle yemeği sonrası türk kahvesi gibi geldi:) yalnız sanırım adamların parası bir yere kadar yetmiş... kızlara hiç dokunmuyorlar farkındaysan, üzüldüm onlar adına, özellikle içli içli beybii diyen sürmeli amca "len mecit keşke 10 bin dolarımız daha olsaydı o zaman kızlar fonda değil kucağımızda oynardı" diye hüzünlenmiş belli...

@malumafatrus
valla çok açık söyleyeyim vedat milor'un tanımlarının üstüne çıkabileceğim kesin... yani kabak tatlısından nefret ederim ama frambuazlı pasta gibi anlatabilirim... ama sanırım bu beni gurme değil çenebaz yapar ama ikisi de neticede çeneyle yapılmıyor mu:)

sonuç olarak kabak tatlısıyla doyacaksam aç kalıp öleyim daha iyi!

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

bu diceklerim ahanda burada yazan bütün yazarlara gelsin;

efenim; aşure dediğimiz bu büyük lezzet-i inşirah tarif edilemez hazz-ı şahanelerin alamet-i farikasıdır.

iş bu yüzden mütevellit ona laf edenler elbet birgün cezasını bulacaktır.

aşure 48/6

(bkz: dinimiz amin) :)

ayrıca aşure yemeyen bir gurme olsa olsa ıslak hamburgeri dünyanın en güzel yiyeceği sanan gurmedir. şiddetle sakınınız!!

Fery... dedi ki...

ıslak hamburgeri de sevmem o ne ya ben zaten hamburger sevmem :))

Allahım ben ne seviyorum acaba :P

varol döken dedi ki...

aşure sevmenin gurmelikle uzaktan yakından bir ilgisi olmadığı gibi, içindeki bütün o keşmekeşi ayırıp da neyin tadını aldığını söyleyebilen gurme inkişaf gösteremeyen gurmedir, intihal yapan gurmedir, sonradan gurmedir!

bana aşure vereni ıslak hamburgerle döverim, bu konuda son sözüm budur...

malumafatrus dedi ki...

Cevap veriyorum; ıspanak, kısır, cici bebe, bir de zıkkım olabilir tabii:)

Fery... dedi ki...

bana bunlarla gel :))

Fery... dedi ki...

:)) ben sadece dinlemek zorunda kalmıştım senin yorumdan sonra merak edip klibi de izledim hayatım karardı :)) yalnız ben bu insanları medeni cesaretlerinden dolayı tebrik ediyorum düşünsene sen çıkıp da bu şarkıyı söyleyebilir misin, hadi kızlara da dokunmana izin verdim :)

varol döken dedi ki...

amerikalılar onu medeni cesaret olarak değil temporarily insane (geçici akıl kaybetmesi) olarak nitelendiriyor:)

ayrıca kedi dokunamayacağı ciğere mundar der!

Aslı dedi ki...

Ya ferryyyyyy, annem o ne yaaaa?
yuh yuh. Beybi beybi beybi, gamoğğn gamooğnn, yaaa şimdiden takıldı dilime, allah davul etsin bunları ya.