28 Ocak 2010 Perşembe

"uzak durup beni biraz anlar mısın?"


  • İnsanlar umutla ve simitle yaşarlarmış. Babam boşuna hayal kuruyorsun yavrum demek yerine genelde bu kalıbı kullanır.
  • Çekirdekli simite olan hissiyatlarım ve belki yarın işe gitmem diye her gece daha geç uyumamdan anladığım kadarıyla ben insan statüsünde nitelendirilmek için tüm niteliklere sahibim. Bunun için de umut bulamadığım vakit simitle hayatımı idame ettirebilirim. Umutlarımı ayakta tutmak içinse (işe gitmeme hayali için mesela) ne yazık ki fazla merkezi bir yerde oturuyor ve işe servisle gidiyorum. (Tekel işçilerinin dertleri çözülsün, servis şirketlerinin servis şöförlerini nasıl sömürdüğünü anlatan bir yazı dizisi yapmayı planlıyorum. ) Yani işe gitmeme hayalimi gerçeğe dönüştürmek için ya şehir dışında yüksek bir yerlere taşınmalı ( Bebek yokuşlarında bir evi şimdilik öteliyorum) ya da servis kullanmayan bir işe girmeliyim. Zaten sizce de iş değiştirme vaktim gelmedi mi sayın okur?
  • Bu mevsimde hala domates yediğim ( cherryi bile olsa) )için bağımlıların halini gayet iyi anlar hale geldim. Benim gibi domates salatalık bağımlıları kışın cornflakes’le idare edip, güzel kahvaltıları sanırım yaza saklamalılar. Feri gibi sütsevmezler de tost yesinler ve biz şekilde domatesten kaçalım diyorum. Ya da Uğur Dündar ve ailesi nereden, ne şekilde domates yiyor, bu bilgi kamuoyu ile paylaşılsın istiyorum.
  • Rüya alemi uykunun en büyük belalısı. Şükürler olsun bir ara hiç rüya görmeyip sağlıklı uyku uyuyabiliyorum. Sonrasında ise arkası yarın şeklinde bir uykuda 3-4 chapter olarak ilerliyor rüyalarım. Ve sabah uyandığımda elime ne kalıyor hiçbir şey. Anlayacağınız geleceği rüyalarınızda göremiyorsanız, rüya dediğimiz hadise 20’lik diş gibi bir şey. Gereksiz ama var.
  • Bunu benden önce sayısız insan söylemiş olabilir ama tekrarlamakta fayda görüyorum, sıkıntı olmadan başarı olmaz. Sıkıntısız başarının adı olsa olsa şans olur. Aksini iddia etmek yerine, benim yerime sıkıntısız bir başarı kazanıp, Basın Ekspres sokak, posta kodu 34175’e göndermenizi rica ederim.


En şahane hissiyatlarımla...

ps. Başlık şarkısı Yoluma Çıkma- Jehan Barbur

ps. 2. Resim google- anonim.

8 yorum:

varol döken dedi ki...

http://pembedomates.blogspot.com/

malumafatrus dedi ki...

insanların amacı olan ( ve başkasına da yararı) işler için blog yazarken, hala ıvır zıvır düzeyinde takılıyor olmamı bir depresyon vaktinde oturup irdelemem gerek.

varol döken dedi ki...

sıkıntı olmadan başarı olmaz ama her başarı da büyük bir boşluk ve sıkıntıyla gelir... işte ben en çok onun muzdaribiyim...

simit de sevmem, umut da etmem...

varol döken dedi ki...

pembe domates yetiştirmenin ne gibi bir amacı olabilir ya...

bana yararın var bak mis gibi geçiyor öğleden sonrası:)

malumafatrus dedi ki...

simit derken normal simit algılamayalım, çekirdekli simit yemediysek ön yargı ile davranmayalım. sen önce simiti ye, ondan sonra umut hadisesine değiniriz.
Pembe domates diye de burun kıvırmayalım lütfen; iyi domates demek, güzel kahvaltı demek; güzel kahvaltı demek şahane bir gün demek.

ben de hayırlı blog olarak, ananemlerin bahçesindeki süper organik şeftalileri satsam mı diyorum. Hem o muhteşem tattan herkes nasiplenir, hem de ekonomiye can veririm.

varol döken dedi ki...

çekirdeği ayrı yer kabuğunu yere atarım... doğadan gelen doğaya gider... onun dışında sigara paketinin çöpünü atmam sokağa... simit eski kaşarla...

burnumu kıvırmam ama burnumu da sokmam böyle alengirli işlere... güzel kahvaltı etçem diye saksının başında 9 ay 9 doğuramam...

gün şahanedir benim için zaten, üstüne yumurta kırmama gerek kalmaz...

Fery... dedi ki...

domatessiz kahvaltı olmaz... süt sevmem sevsem kesin uzun boylu olurdum :))

bu kadar çok yazı yazma beeee, hepi topu iki gün okumadık... senin yüzünden yapmam gerekenleri yapmadım... evet son güne bırakmıştım... yine, yeniden...

malumafatrus dedi ki...

üzgünüm ama sen yorumları yazarken ben de yeni yazılar yazdım. Ama kendimi azıcık tanıyorsam bu hızlı tüketme halinden ya yazmaktan sıkılacağım, ya da yazacak konu bulamayacağım. Onu da hep beraber görürüz artık.