31 Ocak 2010 Pazar

"üç yumurtayı kırdım önce, portakal dilimlemem ince ince"


Kırk yılda bir görüştüğüm hamaratlığım havuçlu kek hasretimden olsa gerek bugün gelip kapımı çaldı. Annemin bir yere yazmadığı, sorulduğunda da pek hatırlayamadığı tarifi kısmen özel tüyoları ile beraber alıp, kendime mutfakta nezih bir ortam hazırladım.

Başlığın aksine 4 yumurta kırdım. Ama birinci tüyo olarak yumurtanın sarısını ve beyazını ayrı ayrı çırptım. Pek tabi ki, kekin tadını bozduğuna inandığım limon veya portakal kabuğu rendelemedim, hatta annem tarçına güvenerek vanilyaya gerek yok dediği için vanilya bile koymadım. ( vanilyanın veya portakal dilimlerinin amacı yumurta kokusunu örtbas etmek)

Göz kararım olmadığı için her şeyi ölçü ile yaptım. Değerli karışımım boza kıvamına gelince bir zamanlar İclal Aydın'ından duyduğum ( hissiyatlı bir yazıda yazmıştı ama bunu) bir methotla, kabı yağladıktan sonra buzlukta 5 dakika beklettim. Isındığını umduğum fırına binbir umutla kekimi koydum, ilk 20 dk fırını açmamak için başka meşguliyetlere daldım. Kek dediğin 45 dakika pişer umuduyla 30. dakikadan sonra sık sık fırının karşısına geçsem de, fırınımızın antikalığından ötürü 1.15 dakika kadar bekledim. %70'i pişen bir kekin piştiğini içine sokulan bıçak veya tahta çubuk yardımıyla anlamak pek mümkün olmadığı için artık pişmiştir umuduyla fırını kapattım. Ve kabı ters çevirip, çıkması için üzerine ıslak havlu koymayı planlarkenbir anda şapşahane kıvamında karşımda duran kekimle karşılaştım.

Görüntü dışında, tadında da bir yamuk olmayınca
(benim dışımda da birileri yedi ve teyit etti) bahtiyar oldum ve kişisel gelişim planlarıma yemek maddesini de ekledim. Bu sebeple hayata dair C planımı annemden hamaratçılık dersi alıp, bizim dağ başındaki şirketin hemen karşısında kahve, kek börek satmak olarak revize ettim. ( kendi işim için de buraya gelmek pek rasyonel değil ama ilk gördüğüm niş alan burası)
...
ps. Bir de pilav yapmayı öğrensem esnaf lokantası açmaya bile heves edebilirim sanırım ben.
kusburnuna not; hala yemek istemediğine emin misin?

8 yorum:

varol döken dedi ki...

limon ve portakalın keke yakışmadığını düşünen birileri daha?

allahım sana geliyorum:)

varol döken dedi ki...

kişisel gelişim notları:

kekten limon ve portakalı çıkartan bloglar daha çok okunacak, hafta sonunda da okunacak...

kapohera yapılacak...

bitti:)

varol döken dedi ki...

vanilla güzel ama vanilla kalsın hatta:

bahçelerde vanilla
hoppa ninna

malumafatrus dedi ki...

tarçın o kadar baskın bir baharat ki, tanilyanın varlığı ile yokluğu pek belli olmuyor. Ama mesela kakaolu kekte olması şart diye -anneme sormadan - fikir beyan edebilirim.

varol döken dedi ki...

tanilyalı kek istiyoruzzz:)

malumafatrus dedi ki...

Sayın Varol Döken; sen tanilyalı ne diye sorma, soruşturma onun yerine hemen dalga geçmeyi tercih et. Fen lisesi yıllarımda dirseklerimi kimya laboratuarında boşuna çürütmedim ben:) Tarçın ve vanilyanın birleşimi olan süper bir baharat ürettim ve evet adını da tanilya koydum, olamaz mı? Ben yaptım oldu.

varol döken dedi ki...

şimdi gerçekten istiyoruz...

aldın mı başına belayı!

mervetan dedi ki...

eminim evet, birkaç ay sonra senin hamaratlığın yine kapını çalarsa o gün yerim.. şimdilik beni zorlama :)