31 Ocak 2010 Pazar

"sorular sorunların peşinde huzursuzum"



Hafta içi işte bildiğiniz ekmek peynir kahvaltısı yapıyorum. Bizim katta bulunan birkaç ayrıcalıklı isim ise bu bildiğimiz peynir ekmek kahvaltısındaki ekmeği bir güzel kızartıyor. Bu kızartma kokusu burnumuzun dibine kadar geldiğinden, hiç niyetim yokken, keşke kızarmış ekmek de olsaydı kahvaltımda diyorum. İş aleminde kahvaltının hızlısı ve sadece doyurmak amaçlı olanı makbul olduğu için, hafta sonu bari kızarmış ekmekli kahvaltı yapayım diyorum; taze ekmek ve simitin heyecanına kapılıp her seferinde de bunu unutuyorum.

Ama bu hafta sonu nihayetinde böyle olmadı. Çünkü nihayetinde Nişantaşı'nda gönlüme ve mideme göre bir kahvaltı edebildim.

Çok büyük bir beklentimiz olmamasına rağmen Cumartesi kahvaltı için Zamane Kahvesi'ne gittik ve bundan dolayı da hiç pişman olmadık. 4 kişilik grubumuzda bu güzel kahvaltıdan ötürü en çok mutlu olan ben olsam da diğer üçlünün de kahvaltıya gayet geçerli bir not verdiğini belirtmem gerek. Cafe İzz'den ötürü dilim yandığı için, şimdilik daha fazla övgü sunmayıp ( bunlar da bozulacaktır gerçeğini kabul ettim ne yazık ki) kahvaltının geneli hakkında fikir vereceğim.



Yazının başındaki girişten anladığınız kadarıyla, kahvaltıda kızarmış köy ekmeği geliyor ki, biz buna kızarmış ekmek desek daha doğru olur. Bununla beraber normal sıcak ekmek, poğaça ile simit de var. Poğaça bildiğimiz yağlı pastane poğaçası olduğundan Meyra'nın ve Cafe İzz'in şahane poğaçalarına benzemiyor tabi.

Peynir de bildiğimiz peynir, çok çeşit veya artacak kadar abartı şekilde bir sunum yok.

Tatlı olarak küçücük minicik kavanozlarda nutella, kayısı reçeli, bal ve kaymak veriyorlar ki, kayısı reçeli dışında gayet iyi oy alıyor bu tercih de bizden.

Ve en can alıcı kısım çay da limit yok. ( böyle yerlerin bozulma emareleri ilk olarak çaydan para almaya başlamaları ile belli olur)

Sizinle ilgilenen garson da ilgili ve özenliyse dırdır ve vırvır etmek için hiçbir sebebiniz kalmıyor.

benim öyle oldu. Menünün diğer detaylarını vermiyorum, merak edenler bir gün gidip test etsin der, şimdiden afiyet olsun dileklerimi sunarım.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Cumartesi hava ne kadar şahaneydi bilmem siz de farkedebildiniz ( ve tadını çıkartabildiniz) mi sayın okur?

  • Hava bu kadar güzel olunca kar sebepli eve hapsolan herkesler de kendini sokağa atmıştı tabi, ama inanmazsınız ilk defa buna asabiyet yapmadım. Yani insan sevmezliğimde de kısmi de olsa bir anlayışı var.
ps. Başlık şarkısı Tutukluyum Şehirde- Taner Öngür

3 yorum:

varol döken dedi ki...

bu kahvaltı meselesi çok mu büyütülüyor yoksa ben yapmaya yapmaya neye benzediğini unuttum mu gerçekten?

malumafatrus dedi ki...

Benim için dünya barışından sonra ikinci sırada yer alır, öyle diyebilirim. Fery'nin de bana kahvaltının mutlulukla bir alakası olması lazım diye destek çıkmasını beklerim.

Ama yine de bir insan evladı düşünmeni rica ederim, yediği yemek çeşidi muhtemelen (abur cuburlarda dahil) 25. Tavukla kalkıp tavukla yatıyor, arayı sufleyle renklendiriyor. Sosyal hayatı yemek yemek, bir şey içmek, dedikodu yapmak ve alışveriş üzerine kurulu. Bir de kendisi sabit bir insan, değişikliklere de pek açık değil. Bu yüzden yeni bir kahvaltı mekanı ile bile pek bahtiyar oluyor, ileride de İstanbul'un tüm kahvaltıcılarını keşfetmeyi planlıyor.

mervetan dedi ki...

zamane kahvesinin sunumu nasıl bilmiyorum ama senin fotoğrafa bayıldım, ben de böyle kaplarda kahvaltı yapmak istiyorum.