15 Ocak 2010 Cuma

"son bir iyilik yap, at beni denize"



Bugüne kadar öngösterim mealinde olan filmlere de davetiye yoluyla gittiğim bir elin parmağını geçmeyen konserlere de kendime gelen davetiye ile gitmedim. Çünkü bana kimse davetiye göndermedi. Zaten biliyorsunzu eşantiyon gönderilen de bir işim yok.
Gönülden bağlı olduğum istatistiklerime dayanarak söylüyorum, bir filme ön gösterim fırsatı elde edersem, o film kesin kötü film çıkar. Bir Brad Pitt efsanesi vardı ki, ismi gibi kendi de uzun olan filmin şu an adını bile araştırmayacak kadar nefret etmiştim.
Açıkcası dün de şans kader kısmet vasıtasıyla gideceğim Up in the air için de bu sebeplerden aynı aynı korkulara sahiptim. Salona gidince korkum insan fobisine ulaştı. Benim bile davetiyemin olduğu organizayonun bedavadan hallice olması da normal bir haldi zira. Neyse ki birkaç deneme sonrası bir salonda yer bulabildik.

Filmdeyse bunları buldum;
  • Bu film için 2010'un ses getirecek filmlerinden diye duymuştum, o kadar etkileyici ve büyük bir film olduğunu düşünmüyorum ama her halükarda Slumdag Millionare'den daha iyi olduğunu itiraf etmeliyim.
  • Film aslında can sıkıcı iki konuyu ele alıyor. Ama yine de ele alış biçiminden ötürü benim içim kararmadı. Bunda George clooney'in etkisi ne kadar tartışılır tabi.
  • Şimdi efendim, Brad Pitt sadece gençken dünyanın en çekici erkeği seçilebilir ama George Clooney epeyce yaşlanmasına rağmen bence güzel bir insandır ve etkileyici olmaya da her yaşta devam edecektir.
  • Normal vakitte filmin afişine bakıp ( evet ben afişe bakıp, karar veriyorum film tercihlerimde) da bu filme gideyim demezdim, filmden çıktığımda da illa görülmeli diye iddiada bulunmadım, ama bence sinemanın seyirlik amaçlı olduğunu düşünüldüğünde izlenilesi bir film Aklı Havada.
  • Filmin bir sonu yok. Ya da ben anlamadım. İlla olmalı diye de bir iddiam yoktu ama.
  • George Clooney'in oynadığı role cuk oturduğunu da vurgulamak isterim.
  • Film satır arasında çok derin mesajlarda veriyor. Bir kitabın uyarlaması imiş, kitabını bulursam o güzel sözlerin bir kısmını da yazmak isterim.
  • CRM'le ilgilenenlerin de filmi izlemesini şiddetle tavsiye ederim.
Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Avatar'da tüm salonlar hala doluyken, ben o filme gitmeye falan meyletmem bu da böyle bilinsin.
  • Sinemalarda ya herkes mısır yesin ya da kimse yemesin, boşu boşuna insanlar katil olmasın.
  • Filmin adını da "aklı havada "diye çevireceklerine, "yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılırsa yalnızlık" olmaz diye de çevirebilirlerdi diye bir kuple düşünmedim değil.

ps. başlık şarkısı Ölünür de- Kaçak

11 yorum:

Fery... dedi ki...

gel seninle birlikte Avatar'a gidelim :) ben de gitmedim de her gidenin mükeeemmmeeellll yorumlarına istinaden gitsek mi???

Damla dedi ki...

ben de hala gidemedim beni de alinnn

Fery... dedi ki...

ee hadi o zaman :)

malumafatrus dedi ki...

ama yer yokmuş ki:( bir de çok uzun yaa, gündüz gözüyle kahvaltıdan sonra gitmeyi çok mantıklı buluyorum.

mesela kar yağsa, işe gidemesek sinemaya gitsek güzel ve uzun bir kahvaltı sonrası.

Fery... dedi ki...

bir hayal kurma ya...

varol döken dedi ki...

iyice kızlar gününe çevirdiniz:)

Fery... dedi ki...

:)))))))))

varol döken dedi ki...

avatar, gerçekten sahip olduğumuz iki adet gözün sinemada izlemesi gereken bir şey...

daha bilimsel ve aptalsal nasıl anlatayım bilemedim ama, sinema veya film olarak değil, gözlerin mutlaka görmesi gereken bir şey olarak izlenmeli... evde olmayacaktır sanırım aynı etki...

ama artiz artiz sinemasal olarak değerlendirirsem, eh bir yere kadar yani, ayrıca niye değerlendiriyorum ya değerlendirmiyorum...

film diyince aklıma crying game geldi neden bilmem... işte o sinemadır, bak valla, sinema öyle bir şey olmalı aslında...

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

sinemalara çok pis karaborsa bilet bulurum söyliyim :)

bu arada avatar filmini kulllanılmamış, temiz 3 boyutlu gözlükte temin edilir..

bliet alana sinema bileti bedava..

farawaysoclose dedi ki...

dün gece seyrettim bu filmi. her ne kadar klasik amerikan "aileyi yüceltelip, çoluk çocuğa karışmak aman ne süper" mesajı bezeli olsa da, bayıldım filme :)) zaten havalimanlarını ve seyahati çok severim, havalimanlarındaki "giden uçuşlar" ekranlarını saatlerce izleyebilim :P
adamın bavul toplama ve güvenlikten geçme tekniğine bayıldım, gelsin bana da bavul toplasın!

malumafatrus dedi ki...

bavul konusu için aynı talepteyim, beni bu kalabalığımdan kurtarabilirse bahtiyar da olurum. filmin de en güzel sahnelerinden biri x-ray'de kimin arkasında yer alacağını seçmeseydi bence. Gel gör ki senin dışında etrafımda da filme pek gideni görmediğimden, çok ses getirmediğini düşünüyorum filmin.