26 Ocak 2010 Salı

"say yerinde, gün olur devran döner"




Yazının ana fikri; Annemin üşümek konusunda yaptığı telkinlerini genelde püskürtsem de bugün anlıyorum ki o telkinler içimde bir yere işlemiş. Tam da bu sebepten manevi annelikle herkesi öyle çıkma üşürsün, böyle mi geldin donmadın diye herkesi taciz edecek bir bünyeye sahibim. Ama inanın bana annemi tanısanız hak verirdiniz.

Yazının giriş kısmı; Koca kafalılıktan mütevellit bere, şapka hadisesileri ile uzun süre yüz göz olmadım. Sonra meralciğim sağolsun benim kafamda güzel olan bir bere kreasyonunu yaptı, atkılar falan filan derken, kendim için hatırı sayılır bir atkı, bere eldiven kreasyonuna sahip oldum.

Genelde eldivenleri taksi veya servislerde düşürdüm.
Çok soğuk olmadıkça kalın kalın atkılarımı kullanmaktan kaçtım.
Şapka da saç ve yağmur durumuna göre takılsa da, hala şapkasız çıkmam abi moduna giremedim. ( mazeret olarak koca bir kafam var) En sık kullandığım kulaklığım oldu sanırım.

Bu sebeple havalar aşırı soğuduğunda atkıları eldivenleri binbir şevkle kullanmaya başladım. Annanemin yaptığı muhteşem ötesi kardan adamlı atkımı da şu yaşımda da hala kullanmaya bayılıyorum mesela.

Evet kabul ediyorum, ben olayın biraz velvele kısmını seviyorum ama yine de hava 5 derecenin altına düştüğünde atkı, bere falan filan kullanımalı diye çok güçlü bir inancım var. İşte tam da bu sebeple Pazartesi gördüğüm atkısız beresiz eldivensiz dolaşan insanlara "artist misin" diye sormak istedim. Belki bu kişilerden bazıları bir dönem Sibirya’da yaşamıştır ve soğuğa alışmışlardır, bunu kabul edebilirim ama geri kalanları anlamam beklenmesin. Ama onlar anneme 1 hafta tabi olsunlar, neden bu kadar takıldığımı gayet iyi anlarlar.

Bu arada eşşek kadar olduğumuz, atkıyla ağzımızı burnumuzu kapatıp yollara düşme ihtimalimiz çok soğuk günler dışında mümkün olmadığından kulaklıklar gibi burunluklar üretilsin, kırmızı burun hadisesinden de bu sayede kurtulalım istiyorum. Sanırım bu da yazının sonuç kısmı oluyor.
ps. Başlık şarkısı Her Aşk Acıyla Biter- Yonca Lodi
ps. Resimin adresini daha öncede kullandım, bu sebeplearamaya üşeniyor ve bugünlük telif hakkını kendisine veremiyorum.

3 yorum:

varol döken dedi ki...

artist miyim? istesem olurdum ama kamera arkasını seçtim ben:) şemsiye kullanmayı da sevmem ama ben ta küçüklükten... yine de bu sabah itibariyle bu artizliği bir kenara bırakıp atkımı, beremi, eldivenimi giydim, sabah takdirlerinizi bekliyorum:)

ha bir de şu var, benim vücut ısım oldukça sabit, çok çabuk üşümem, üşüyünce takırdarım ve çabuk ısınırım... temmuz ortasına kadar yorganla yatacak kadar acayip bir bünyem var... sibirya'da yaşamadım hayır:)

malumafatrus dedi ki...

şemsiye konusu başka bir yazıya sebep olur. Ama şu var ki insanlar zaten annesinin karnından doğduğu vakit şemsiye tercihi de alnına yazılmıştır.

Ben demir değerlerim yerlere düştüğünden beri üşüme konusunda pek hassasım ama hemcinlerim arasında benden daha vahim olanları görüyor, üşüyenlere en klasik anne tavsiyesi pekmezi ( ben bir dış güç tarafından zorlanmadıkça yemem o ayrı)öneriyorum.

Fery... dedi ki...

2 gündür Ankara'dayım ben böyle soğuk görmedim, İstanbul'da atkı eldiven bere lüks bence ya da Ankara'ya az... Kıyaslayınca terazi olmuyor dengeye gelmiyor... Ankara'ya topuklu çizmelerle gelip kar botu alan ben selam ederim... buzzzz....