14 Ocak 2010 Perşembe

"herkesin kendisi var kimsesi yok"


Ben artık ne yazık ki kuşak çatışmasının çatık kaşlı ihtiyarı oldum sayın okur.
Yani erken yaşlanma merakımdan ötürü genç nesile karşı “neden böyle oldu ki acaba bunlar” hissiyatları ile dopdoluyum. Daha fenası, kendimi o zamanlarda da dört üçlük gibi bir yanılsama ile hatırladığımdan şuursuzluk hatalarına karşı acımasız bir şey olup da çıkıyorum. İnsanın başkalarından da kendisi gibi olmasını beklemesi pek fena bir huy, insanın 18 yaşında ismini değiştirmesi gibi bence böyle bir huyundan da arınma şansı olmalı.

Otokontrol mekanizmam olmasa da, milleti neden şöyle yapmıyorsun pekala modunda yargılamaya bile girerim ama bereket ki blogum var, oraya yazıyor, karşı tarafa manyağın teki olduğumu pek çaktırmıyorum.

Anlıyacağınız utanç içindeyim. Hem kendini her şeyi her vakit düzgün yapıyormuşum gibi düşündüğüm, hem de karşındakinin de algı düzeyinin 7/24 aynı vakitte olmasını beklediğim için. Bu kendimi değiştireceğime bir kanıt mı? Malesef hayır.
  • Bu sebeple söyleyebilirim ki yaşlanmak insanı gerçekten huysuzlaştırıyormuş değerli okur;

  • Bu sebeple söyleyebilirim ki öğretmen olmadığım için birçok öğrencinin hayatı kurtuldu;

  • Bu sebeple söyleyebilirim ki, eğer sevmediğin ot dibinde bitiyorsa çocuğumun (ki olursa) algı seviyesinin de benimle aynı düzeyde olmayacağını da şimdiden tahmin edebiliyorum.

    Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Futbol yayın ihalesini izliyorum gözlerim kapalı ve sırf bahsi geçen rakamlardan ötürü bile futboldan mafyanın el ayak çekmeyeceğini düşünüyorum.

  • Söz konusu bu magazin olayının da ahlaki boyutuna, erkektir yapar, kadın çocukları için katlanır kısımlarına laf etmiyorum ama yani hayatımızda eksikliğini hiç hissetmediğimiz Şoray Uzun’un böyle haber yapılmasında da birilerinin ( intikam münasebetiyle) parmağı olduğunu tüm şizofrenimle beraber düşünüyorum.

Resim adresi için ps.1.

başlık şarkısı için ps.2. Kaçak- Çıplak

Hiç yorum yok: