12 Ocak 2010 Salı

"görünürde yaşıyor gibi dursam da içten ölünür de"



  • Maşallah her şeyimi yazıyorum ama bazı noktalarda, keşke daha da gizli bir kimliğim olsaydı da rahatça atıp tutabilseydim istiyorum. Eğer öyle olsaydı şirketimizin ultra süper bir uygulamasından bahsederdim size, ama işte ya şimdilik dünya salaklığı bir hadiseyi bana yaşatan değerli şirketimi Allah başımdan eksik etmesin isterim.

  • Hafta sonu başıma gelen IDo salaklığımı ise mevcut kimliğim ile afişe edebilirim. Bir önceki hafta iptal seferler münasebetiyle sarhoş olan ben, dönüş seferimi iptal ettirmeyi unutunca, idomatik sağolsun bana Cuma günü bu seferki gidiş dönüşüm ve bir önceki haftanın dönüş biletini vermiş. Ama fakat ve lakin, ben feribota geç kaldığım ve iki bileti kapıp koşturduğum için gerçek dönüş biletimi idomatik'in anne sıcağına sahip kuçağına bırakmışım:) ( idomatik maceraları vol.2)

  • Ama işte Yüce Rabbim'in sevdiği kulu ve babamın sağlamcı kızı olduğumdan, pek yapmadığım bir şekilde Pazar akşamı sefer saatimi check etmek için biletime baktım. O an elimdeki biletin 3 Aralık tarihli olmasının sebepleri etap etap beynimde kendini belli ettim. Sebep belliydi, aşırı zekam sabah mesaisine ne acı ki 7.00'den önce başlamıyordu. Artık böyle şapşallıklarım olağan hale geldiğinden, ayy ne aptalım diye de üzülmekle vakit harcamayıp, IDO'yu aradım. Onlar da sağolsun; "evladım biletini bırakan şuursuz için biz Bandırma'ya haber verdik, biletinin de numarası bu, söyle, feribotuna gönül rahatlığı ile bin gel dedi. O noktada bir süre IDO'ya şikayet maili atmamaya karar verdim.

  • Tuğçe Tatari; ( diğerleri yazdıysa bilmem ama ) Oray Eğin- Ahmet Hakan tayfalarından nispeten de farklı olduğunu göstererek Yiğit Karaahmet hakkında bir yazı yazmış. Aslında yazı satır arasına bakıldığında çok ortada. "Çok yeni tanıyorum, hayatına dahil değilim ama yine de severim mealinde. " Yine de benim arkadaşımdı ama şu an bir hata yaptı diyebilme cesaretini gösterdiği için kendisini takdir ediyorum.

  • Hafta sonu bir de Hıncal Uluç yazısı varmış ki, aslında başlı başına çok iyi bir yazı çıkacak olmasına rağmen Ayşe Özyılmazel diyetimden ötürü konuya değinemeyip; Allah herkese Hıncal Uluç gibi bir baba, amca, aile dostu bahşetsin diyorum.
Tüm aptallığım ve kıskançlığımla da yola devam ediyorum.

ps. İlgili resmimiz de başımda kavak yelleri esiyor manasında kullanılmıştır, yoksa resim aramakla uğraşamadığımdan değil.

ps.2. Başlık şarkısı Kaçak- Ölünür de

9 yorum:

varol döken dedi ki...

yani bütün gün bir sürü şey okudum, sağolsun hıncal aldı götürdü hepsinin güzel etkilerini...

bu kadar mı kötü yazılır, bu kadar mı kötü anlatılır? bence iyilik değil kötülük yapmış hıncal ayşeciğime ama sonuçta ayşe bulaşıkları yıkarken beni dinleyeceğine götü başı oynarken hıncal ı dinleyecek her daim... kahpesin dünya her felek:)

varol döken dedi ki...

yiğit karaahmet meselesine gelince... ikiyüzlülüğün neresinden girsem neresinden çıksam bilemiyorum... çok takip etmediğim için çok detaylı yorum da yapamayacağım ama üst düzeyden hafif insan psikolojisi ile yorumlayayım: zavallısın tuğçe tatari... ben yiğit'in yerinde olsam siktir git beni ziyarete gelme yazar, güvercinin ayağına bağlar, bu mesajı götür dönerken de kafasına sıç derim!

deniz seki olayında sanat camiası nasıl bir oh çektiyse (kokain çeker gibi) şimdi de medya çekmiştir... elbette kişi kişi söyleyecek mealimiz yok ama bu işlerin içindeki bir sürü kişinin içi kimyasal madde deposu gibidir...

çeksinler şimdi burundan derin bir oh, bir süre daha kurtuldular...

varol döken dedi ki...

senin yine mahlasın var, ben adımla soyadımla apaçık haldır huldur yazıyorum, asıl benim sonum ne olacak:)

malumafatrus dedi ki...

Ayşe diyetimden ve senin bulaşık hayalleri sular altında kalmasın diye yazmadım ama son dedikodulara göre kendisi la fontaine adlı şarkının sahibi murat dalkılıç ile birlikteymiş. ( bknz. vatan gaz)

Yiğit Karaahmet konusu hakkında bir Sevilay Yükselir yazdı, bir de Tuğçe Tatari yazdı. Sevilay Yükselir'i kaele bile almam. Tuğçe Tatari ise dediğim gibi a.Hakan ve o.eğin karaktersizleri yanında yine de konuyu ele aldığı için benim hanelerimde artı puanı almıştır.

Konuyu pek bilmiyorsan, Yiğit Karaahmet'in Madi Clara vasıtasıyla Deniz Seki hakkında yazdığı yazıyı okumanı öneririm. Bir denizseki sevmez olarak yine de etme bulma dünyası be resmen diyor insan.

Nick olayında da kesinlikle haklısın ama bir de şunu düşünsene, sen gerçek varol değilsin ve senin yerine biri bu accountu almış ve her türlü fikrini rahatlıkla beyan ediyor. Böyle düşündüğünde şu an ki duruma daha sıcak bakabilirsin:))

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

şu hıncal uluç olayın katılmıyorum..

kızma şahsi kanaatim bu :)

malumafatrus dedi ki...

niye kızayım ki:)) her şeye muhalif olan bünyemle, bana muhalif olunmasına karşı anlayışsız olmak abesle iştigal olurdu. Tutarsızım ama onun da bir sınırı var:)

Aslı dedi ki...

Bazen ben de öyle şeyler yazmak istiyorum ki içimde patlıyor benzer sebeplerden. Yedek blog olayna mı girsem diyorum, amaaan bilemiyorum işte.

malumafatrus dedi ki...

ben aslında bir zamanlar ek bir account almıştım, afilli isimli bir de, ama şimdi şifresini de adresini de unuttum:)) Ama bence bu ihtiyacı giderecek ortak bir blog kurup, en farklısından nicklerle içimizi dökebiliriz; "Blogunblogu" yazılmayanlarınyazılmadurağı türünden saçma sapan bir iddia olabilir mesela:)

Aslı dedi ki...

Ben varım :)