17 Ocak 2010 Pazar

"cizgi cizgi yüzünde gölgeli gözlerinde"



Öncelikle şunu söyleyeyim Avatar Avatar dediğime bakmayın, bir kere dahi arayıp şu seansa yer var mı demedim Avatar için. Çünkü herkes özellikle de kusburnu filmin bilet bulunmazlığı hakkında çok sağlam kanıtlar sundu bana. Ben de o kadar kalabalıkta film izlemeye gerek yok ki diyerek, hiç hırs yapmadım bu konuda. Kader beni bir gün Avatar'a götürecek buna inanarak olayı kendi haline bırakmayı tercih ediyorum daha çok:)

Bu giriş kısmımız yine başka bir film izlememin dayandırılacağı mazeret kısmıydı. (Kabul görür mü bilemem.)

İzlediğim film ise; Sherlock Holmes

İzleme sebebim; Robert Downey Jr ile Jude Law

Filmin müzikleri hakkındaki hissiyatım; şahane

Kabarık etek, şapkalı erkek dönemi filmlerine merakım; 10 üzerinden 15

Film çok daha iyi olabilir miydi? Şüphesiz



Film bir Guy Ritchie filmi mi? kesinlikle

Daha önce bir Sherlock Holmes filmi izlemişliğim; Sıfır

Film hakkındaki kanaat notum; 8,5

Yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Robert Downey jr, hayranlığım ( ve tanışmam ) Ally Mc Beal sayesinde olmuştur, sonra kendisi uyuşturu sebepli hapse girdiği için diziden ayrılmıştı. Arıza hallerinden ötürü de bu role de çok yakıştığını söylemem lazım.
  • Kendisi de çok yaşlanmış. Bu sebeple keskin hatlı olan insanlarda yaşlılık daha belli oluyor diye de bir çıkarıma gidebiliriz sanki.
  • City's sineması tam bir orta yaşlıların sinema durağı gibi, bunun dışında bence çok kalabalık olmaması ile o taraflarda Gmall'a da yürümekten üşendiğinizde tercih edilesi.
ps. Başlık şarkısı Yalnız- Şebnem Ferah

6 yorum:

Aslı dedi ki...

Avatar'a gitmeyişim nedenim tıpa tıp aynı.
Ben de Ally Mcbeal ile tanışmıştım ve o filme gitmemin sebepleri de aynı. Jude Law a aşığım ben galiba.

malumafatrus dedi ki...

söz konusu jude law'sa bende galibaya gerek yok, öyle söylüyim:)

peki sen ne düşündün film hakkında?

Aslı dedi ki...

Çok sıkıntılı bir ruh halinde gidip, kuş gibi çıktım. Filmi beğendim, ben de sana yakın, 8 veririm. Ama asıl benim adamlar beni uçurdu, itiraf ediyorum :)

varol döken dedi ki...

aşağıda kızı seks objesi yaparken tu kaka burada jude law'ı, robert downey jr'ı peluş oyuncak yaparken oh maşallah hani bana:)

objelik eşitliği istiyoruz!

malumafatrus dedi ki...

Filmde satılan bir hayal yanına eşantiyondan verilen güzel mekanlar ve güzel insanlar. Yani ortada bir adamın kafasından türeyen bir hikaye var, bizi de kandırmak için başka objelerle sinema salonuna davet ediyorlar.

Ama reklamda şahane gözle görülür, elle tutulur diyeceğim pek herkes onu yapamıyor, hatta test edilir, olmadı autoshow'da fotoğraf çektirilir bir araç varken,bunu bu kadar basit bir mantıkla pazarlamaya itirazım var benim. Yoksa bu güzel kardeşimizi arabayı kullansaydı Clive Owen gibi bir şey demezdim. Ama yani ilk değilsin ama bunun da bir önemi yok değil mi demek; araba reklamı için bence gereksiz seksist bir yaklaşım.

varol döken dedi ki...

ya ben reklamı anlamadım diyorum zaten:)

ama bir de şöyle ters bir mantıktan bakabiliriz... reklam bir meslek, işi sattırmak... işini yapıyor o neticede... ama sinema bir hikaye anlatıyor... asıl öznesi hikaye aslında... ben de sinemadaki obje kullanımını çok sevmiyorum... misal dün gothika yı izledim yıllar sonra yeniden, halle berry akıl hastanesinde, arkadan çekiyorlar, sırt dekolteli deli gömleği... delirir misin delirmez misiniz:)