5 Aralık 2009 Cumartesi

"yazık oldu her iki tarafa da, şimdi sence daha iyi mi?"



"Hayatın sonu bile hayatın sonu değil. Çünkü sen ölürsün başkası yaşar."
Ben zorunlu olmadığım sürece erken kalkmayı severim; hele ki hafta sonları erken kalktığım vakit zamandan çaldığım sevinir fazlasıyla bahtiyar olurum. Ama 2'de uyuduğum bir gece 6.45'de ( hafta içi evden çıkış saatim) uyanmak pek de öyle mutlu olunacak bir şey değildi. Psikolojik manyaklıklarımdan bir tanesi ne kadar uykum olursa olsun, uyandığım vakit kendimi kalkmaya zorlamaktır. Bugün de öyle yaptım. Eskiden olsa bir kahve yapardım kendime, bugün yeşil çayı tercih ettim. Dün geceden beri çok açtım ama sadece elma yemeyi tercih ettim bu sebeple de aç aç şu saate kadar gelmeyi başardım.
Ama en önemlisi bu erken kalkış sonucunda Kinyas ve Kayra'yı bitirdim, Sertab Erener'in Açık Adresi'ni 80 kez dinledim. 1 haftadır aklımda, hayatımda olan kitabi bitirebildiğim için şarkı kısmına yazının devamında değinmeyi takdir edersiniz ki düşünmüyor, kitaba bodoslama dalıyorum.
Ve nihayet Kinyas ve Kayra bitti.( yazının bundan sonraki kısımları da kitabın içeriği hakkında bilgi verecektir, daha okumamış olanların okumaması bu manada önerilir)
 
Ben kitabın sonuna bakmamak için özen ve itina gösterirken, sözlükte kitap yorumlarına bir göz atayım dediğimden Kayra'nın Yolu'nun sonuna doğru Kinyas'ın tercihinden az çok haberdar oldum. İtiraf etmek gerekirse pek beklediğim bir gelişme değildi. Bu sebeple de o değişimi de ilk hayalkırıklığıma karşın heyecanla okudum.

Yazarın başarısı mı benim algı şaşkınlığım mı bilinmez ama ben Kayra'yı daha sevdim ve bir geri dönüş olacaksa bunu Kayra'nın yapmasını istedim. Kinyas'ı da geri dönüşünden ötürü asla suçlamadım. Gerçi şu da var ben hep Kayra yakışıklı olmalı diye düşündüm. Farawayeclose'un dediği gibi bu kitabın filmi çekilse Nejat İşler başrollerden biri olabilirdi ama Kayra mı yoksa Kinyas mı olmalıydı pek emin değilim. Kafamdaki Kayra hep Hakan Günday'ın fiziksel yapısından parçalar taşıdı benim için, ondan yakışıklı Kinyas'a daha uyardı herhalde N.İşler. Olgun Şimşek' e de Afrikada'ki bilumum psikopat adam rollerinden birini uygun gördü derin hafızam. Bir yazara de ve da'yı ayırmıyor, imlası bozuk diye yorum yapmak gibi bir hadsizliğe asla düşmeyeceğimden ( kaldı ki bu eleştirileri de pek gerekli görmediğimden) Hakan Günday'a tek eleştirim sonlar hakkında olurdu. Okuduğum iki kitabında da çok iyi giden hikaye aynı başarı ile bitmedi benim için, ama Ziyan için daha geçerli bu fikrim, Kinyas ve Kayra'da nispeten ( ilk roman olduğu da düşünülürse) hikayenin getirdiği bir son gibiydi. İki farklı uçta noktalanması gerekiyordu hikayenin ve Kinyas ve Kayra gibi çok benzer ama çok farklı şekillerde de sonuçlandı.

Bir de şu var ki; Kayra ağzı daha iyi laf yapan olsa da, kitap altı çizilmeyecek kadar çok sağlam satırlarla dolu olsa da ben Kinyas'ın satırarası cümlelerin hastası oldum. Yazımı da onlardan bir kuple ile bitirmek, daha sonra yerlerde sürünen kan şekerimi yükseltmek ve Paz. itibariyle de Piç'e başlamak istiyorum.
 
"Dünden iğrenen bütün insanlar gibi biz de gelecekten konuştuk sürekli. Yarın, bugünü yaşanılabilir hale getiriyordu. Kendimizi bir binanın tepesinden hep beraber boşluğa bırakmayışımızın tek nedeni yarındı. Lotonun çıkma ihtimalini, aşık olunacak insanla tanışma ihtimalini, sonsuz mutluluk ihtimalini içinde barındıran o sihirli sözcük; yarın. Gelecek iyi bir sermayeydi. Yaşadığımız sürece bitmeyen bir anapara gibi. Gelecek zamanda çekilmiş fiiller kulağa çok hoş bir melodi yayıyordu. "


" Zevk ve acı. İsimlerinden de hissettirdiklerinden emin olduğum kavramlar. Hayatımı bir hayvan gibi yaşadığım günlerde boynuma taktığım tasmanın üzerindeki elmaslar. Zevk ve Acı. Hayatın anlamı. Merak edilir, sorulur her yerde . İşte söylüyorum!! Hayat, ölene kadar hissedilen zevklerden, çekilen acılar çıkarıldığı zaman geriye kalandır. Hayat= Zevk- Acı. Sonuç pozitifse yaşamışsındır hayatı, negatifse ölmüşsündür doğduğun gün. Tabi bir de sıfır ihtimali var. Bu durumda ise zamanın yetmemiştir hayatı anlamaya. Erken ayrılmışsındır partiden, göremeden sonunu...Böyle düşündüm ben yıllarca. Ne kadar eksik oysa! Ne kadar ilkel. Ne kadar korkunç. Nasıl bir insan kendini bu denli aza indirebilir? Nasıl, sadece iki zıt elektronik sinyalin bütün varlığına hakim olmasına izin verebilir? "
" Çok uğraşmıştım ölmek için. Şimdi de yaşamaya çalışıyordum. Ama mutluluğa da yakın olduğumu hissediyordum. Ölümü kovalarken bulamadığım bir huzurun ters yönde bir noktada beni beklediğini biliyordum. Böyle olması şart, diye düşündüm. Çünkü iki gerçek var ve bir insan var. Ölüm hayat ve insan. Mahşerin üç boku. Sadece insanın ayakları olduğuna göre aralarında o koşar ya birine ya da diğerine. Eğer mutluluk ölümden gelmezse, o zaman sadece hayata kalır geriye. Çözmesi kolay ama zaman isteyen bir problem. "
 
ps. Başlık şarkısı Sertab Erener- Açık Adres
ps.2. Kitapta Kinyas ve Kayra'nın hikayelerinde bir zaman kayması var. Yani ikisinin hikayelerini birleştiren paket hadisesine göre biri yıllarca zaman geçirmiş, diğeri 4-5 ay ama artık uzun dönemde yazılmış bir kitapta bu ayrıntıyı da göz ardı edilebilir.

5 yorum:

barkinturan dedi ki...

ps.2.'yi benden alıntılamışsın keşke belirtseydin =) şaka yapıyorum tabii =)

varol döken dedi ki...

hakan günday ın bütün kitapları birbirini tekrar ediyor... hikaye veya kişiler olarak değil... ama aynı cümleyi defalarca farklı şekilde söyleyebilme yeteneğine fazla güveniyor yazar... sonuçta yani en sonunda tek bir şeyden bahsediyor, hayattan ve getirdiklerinden nefret, olmayan ve erişemeyeceğine duyduğu özlem, topluma karşı anarşi ve yalnızlığa karşı sıkı sıkı bir sevgi... bir yerden sonra çok rahatsız edici olmaya başlıyor bu... özellikle ziyan da... belli bir süre sonra gelebilecek betimlemeleri takip edebiliyorsun, bütün iç sesler ve karakterler birbirine karışıyor... bir kere konuştuğumda kendisiyle kibarca söylemeye çalıştım ama bu öyle kibarca söylenebilecek ve cevabı hemen alınabilecek bir eleştiri değil... ayrıca ikimizin de çok umrunda olduğunu sanmıyorum:)

her neyse, kitaplarını okumaya devam et elbette... külliyat iyi bir şeydir...

bir de nejat işler kinyas ve kayra dan çok piç teki karakterlerden birine uyuyor, hangisine bilmiyorum ama sanırım bunu senaryonusu yazdığım zaman düşüneceğim:)

malumafatrus dedi ki...

Kinyas ve Kayra ile beraber Ziyanı okudum şu ana kadar, Piç'inse ilk 30 sayfasını bitirmiş halimle bu fikrine katılmaktayım evet uslup birbirini bolca tekrar ediyor. ve ben azıcık depresyona meyletsem bu karamsar halli kitaplardan pek bunalırdım ama şimdilik heyecanlı ve yolun başında olduğumdan okuyorum merakla:))

Ama ne olursa olsun bu 3 kitapların bir şekilde film olmaya çok uygun olduğunu düşünüyorum. Bu da bence ne olursa olsun takdir edilesi bir şey, serinin devamını bitirince fikrim değişir mi orasını yaşayarak görücem.

farawaysoclose dedi ki...

6.45 de evden çıktığını öğrendim ya, ettiğim dırdırlardan utandım :)

malumafatrus dedi ki...

yok hiç utanma:)) bence her insan kendi hayat kalitesinden mükelleftir ve onu en yüksek yerde görmek de en büyük hakkıdır. Benimki bu aralar az biraz yerlerde sürünse de "her şey düzelecek" diye kendimi güzelce teselli edebilmekteyim.