11 Aralık 2009 Cuma

"yağmur sen de vurup durma şu cama"


Twitter aşkım kısmi olarak sönmüş de olsa twitter üzerinden haftalık hayat tahlili yazımızı yapma vakti geldi. Aslında eskiden twitter’da yazıyorum burada da belirteyim derin fikriyatlarımı istiyordum ama twitter kayıtları için buraya link de koyunca kendini tekrar gibi olacak hadise, bu sebeple hafızası güçlü olanların kusuruma bakmamasını rica ederim.

  • Gerçi Tuna Kiremitçi twitter’da hikaye adı altında yazdığı öyküyü utanmadan Vatan’daki köşesinde yayınlayınca (madde madde hem de, bütün bir paragraf bile oluşturmadan- bildiğiniz copy paste) bu işte utanmanın hiç de lazım birşey olmadığını anladım. Ve açıkçası bazı insanlarda olan kolay para kazanma şansını Yüce Rabbim’in bana da ihsan etmesini diledim.
  • Öncelikle şunu söyleyeyim, ilk zamanlardaki magazin iştahım da nispeten azaldığından takipçilerimde de kısmi bir karakter seçimine gidiyorum ve bu sebeple de Tuna Kiremitçi’yi takip etmiyorum. Adam her hikaye maddesini yazdıktan sonra İzahat; bu öykü şu kadar sürecektir, merak edenler numaraları sıralayarak okuyabilir cümlesini sıralayınca ben de dedim ki, yani kendisini takip edenleri bu kadar salak sanıyorsa (ki öyle de olabilir) ben mümkünse o gruba dahil olmayayım. Öyküyü aradaki tekrar cümlelerinden ötürü okuyamamış olsam da güzel olmadığını da düşündüğümü hemen tüm yüzsüzlüğümle söyleyebilirim.
  • Cüneyt Özdemir’e olan gıcıklığım da sanırım taban yaptığından bu aralar kendisine pek dellenmiyorum. Yani olağan hadsizlik devam ediyor gibi geliyor bana. Sadece eleştiriye tahammülsüzlüğü ile kendisini Başbakana fena halde benzetiyorum.
  • Başrolünü takip etmediğim Ahmet Hakan’la beraber oynadıkları; 1000. takipçi ile yemek mi yesem, 5000. ile amuda mı kalksam halleri birçok ünlüyü sardığı için bu lafı edenleri de tokatlayamadığım için sadece unfollow etmeye karar verdim. Yani şahsen ben de sevdiğim bir insana olan hayranlığımı mübalağa ederek anlatırım, hatta imkanım varsa kendisi hakkındaki fikriyatlarımı da rahatlıkla paylaşabilirim. Ama yani birini takip etmek demek kendisinin hayranı olmak demek değildir. Ve bir alışveriş merkezi mantalitesi ile 1000. talihliye şunu hediye edelim diyen zihniyet mümkünse gözümden kulağımdan uzak olsundur.
  • Tabi şu da var, hadisenin özü yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan paradoksudur. Bu zavallılar 5000. kişi ile telefonda mu konuşsam türünden saçma önermeler sununca 5000. kişi olmaya resmen çalışanlar, unfollow edip tekrar follow etmeye başlayanlar benim nezdimde o önermeyi yapanlardan daha da vahim durumdadır ve böyle bir muameleye de pekala layıktır. (Cuma Cuma gereksiz bir kin oluştu içimde, hava muhalefeti sebebiyle olabilir)
  • Aslında twitter vasıtası ile öğrenmedim ama magazinin içine batmışken bu konuyla ilgili de iki kelam etmek isterim. Ben bu haberde konu olan hadiseyi filmlere ve gossip girl’e özgü bir şey sanıyordum meğersem gerçekmiş. Yani yüksek sosyete olunca bu işin adı takdim etmek olup, gayet de gururla haber yapılıyor da işin özü kızınızı pazarlamak değil mi Allah aşkına.
  • Banu Güven hadisesi şöyle bir gerçeği ispatladı; sosyal medya (büyük ihtimalle de ekşi sözlük) her ünlüyü hayatta iken bir seferliğine öldürecek (insan zaten hayatta iken ölür ama demek istediğim ölmemişken öldü denmesi). Ama yani bu kulaktan kulağa haber ağına da herkes neden güvenir, niye hiç kimse sorgulamaz ben de bunu anlayamıyorum. NTV’de çalışan birinin ölüm haberini alınca ilk yapmanız gereken NTV’ye bakmak olmalı ve orada hayat gayet güzel gidiyorsa da, tarihi sorgulayın, yok 1 Nisan da değilse lütfen kendi keyfinize bakın. Ben ünlü olsam ve hakkımda öyle bir haber yayılsa, anneme felç inmediği sürece dava açmam sanırım. Yani dünyada o kadar çok lüzumsuz insan var ki, yok edilmeye çalışan türk hukuk sistemini bir de böyle sonuçsuz hadiselerle meşgul etmek istemem, çünkü dava açmanın caydırıcı olduğunu düşünmem. Yok siz derseniz ki, ben siteyi adam etmeye, öyle herkesin kafadan bir şey yazmasına engel olmaya çalışıyorum, o zaman bu iletişme çağında işinizin az biraz zor olduğunu düşünüyor, yine de Ece Erken yöntemini bir düşünmenizi salık veriyorum.
  • Bir de malumunuz Saner Ayar hadisesi var. (bu blogu okuyan çoğu kişi kendisini tanımıyor biliyorum ama cümleye böyle giriş yapmak daha uygun geldi bana) Adam her sene başka bir kanala transfer olacakken son dakikada Show Tv’de kalıyor. Artık Karamehmet’te nasıl bir ikna yeteneği varsa, adamın aklını her şekilde çalıyor (acaba gizli fotoğrafları var da şantaj falan mı yapıyorlar?) Ama fakat ve lakin benim anlamadığım; bir insanın hem bu kadar başarılı hem de nasıl bu kadar kararsız olduğu. Yani şahsen ben kararsız adamla iş yapmak istemem. Evet şartlar insanları yapmayacağı şeyleri yapmaya zorlar, ama her sene bir kanal ile anlaşıp sonra da yine show’a dönen kanal yöneticisi hala nasıl başarılı olur, başarı istikrarı da şart koşmaz mı?
  • Bununla beraber aklımdaki günün veyahut haftanın sorusu ise budur: İnsan depresyondayken illa mutsuz mu olur ? Depresif insan diye düşününce evet mutsuz olması gerekir ama depresyondaki insan halinden memnun olan insan da olamaz mı? Yani hiç birşey yapmak istememek ve bundan dolayı da rahatsızlık duymamak bir nevi depresyon olmuyor mu? Öyleyse insan hem depresif hem de mutlu olabilir diye bir uydurmam var.

edited by kusburnu.

Ps. Yeşim Salkım gibi zehir saçan bir insanı pek tabi olarak takip etmediğim için, Y.Salkım ve C. Özdemir arasındaki derin atışmaya tanık olamadım. Merak edenler ilgili linkten okusun.İkisi de beni şaşırtmayan cümleler kurmuşlar ve ben bu diyalog sayesinde Cüneyt Özdemir’den neden nefret ettiğimi bir kez daha anladım. Sen kadına 7 kocalı hürmüz’ü izledin mi diye sorarken özel hayatı olaya karıştırıyorsun ama o sana “Eski sevgilileriniz ve eski eşiniz de gelecekse tabii ki. Nefise’ye de selamlar onun da tecrübelerinden faydalanmak isterim.” Dediğinde, pardon Yeşim Salkım’la konuştuğumu unutmuştum, hatırlattığınız için teşekkürler” diyorsun. Anlayacağınız yalnız insan Cüneyt Özdemir twitter’da kendi şeriat dünyasını kurmaya çalışıyor ve bendeniz de en sinir olmamış halimle bile en çok kendisinden bahsedebiliyorum. Ama söz, arkasından atıp tutuyor olmamak için Cihangir’de (veyahut karizma yapacağım diye Gmall’ın hamam gibi salonlarında atkısını çıkarmadan film izlerken) karşılaştığımda kendisine blogumun adresini verip, bana yazı konusu çıkardığınız için teşekkür ederim diyeceğim.

ps.2. Başlık şarkısı Ceynur- Yağmur

3 yorum:

varol döken dedi ki...

aslında bu twitter'ın herkesin aslında aynı bokun laciverdi olduğunu anlamasına yaraması lazım ama olmuyor, ne oluyor, @cüneytözdemir selamlar çok güzel yazmışsınız, atkı yakışmış... nedir bu ünlülerle 40 yıllık ahbabınmış gibi konuşma merakı... ulan herif cidden arkadaşın olsa ikiyüzlü olacak, yalancı olacak, yüzüne bakmayacaksın ünlü olunca eline sağlık mı oluyor? hani öyle bir pislik ki artık koku duygusu yitmiş... bu dünya boka bok, göte göt, salağa salak, eziğe ezik demedikçe değişmeyecek, gerçi desek de değişmeyecek... parmaklarım titrediği için 24 genç kız balosunu yorumlamıyorum, resimlere baktım şu kadarını söyleyeyim 24 genç kız balon lan bu... neyse...

depresyon mutsuzluk göstergesi değildir... depresyon öyle şımarık şımarık ayyy canım chokkk sıkılıyorrr demek de değildir... depresyon kişilere, işe, zamana bağlı değildir... asıl depresyon bütün bu kanalizasyonun içinde koku alma isteği, bütün bu ölümün içinde yaşama sevincidir... dünyayı tersten gördürür ama dünyanın aslında tersi düzü birdir!

kaşım gözüm oynuyor bu twitter hadisesine, ondandır bu kadar kelam, kusura bakmayınız, ciddiye almayınız...

malumafatrus dedi ki...

ben kendini kaile almayan ünlüye küsen ünsüzü de anlamıyorum, herkesi seven insan olacak diye tüm iyi dileklere cevap veren ünlüyü de. ( bir hasta olduğunu, çorba istediğini belirtip de sonra geçmiş olsun dileklerine toplu teşekkür etmeyen mirgün cabas'a kırıldım:))) Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim İclal Aydın ve Gülben Ergen için interaktif fanclub mecrası gibi bir şey oldu twitter. Cüneyt Özdemir de patlak egosundan ötürü, sıklıkla kendi adı geçen twitleri takip ediyor, beni de zati bu sebeple blokladı:)

Aslında benim durumum daha da vahim, hem bu kadar gıcık oluyorum hem de hala gönlümün yarısı ile twitter da twitter diyorum. gıcık olabileceğim herkese gıcık olduktan sonra hevesimi alırım ben de muhtemelen.

varol döken dedi ki...

sorun twitter sorunu değil... hoş bana saçma geliyor ama benim yaptığım bir sürü şey de başkasına saçma geliyor sorun yok... sorun kullanma şekli... bir fikrin yoksa açma twitter falan... ne zannediyor insanlar, oray eğin bak sana geçen twit yazdım dediklerinde oray ın sen benim en iyi arkadaşımsın falan diyeceğini mi... geleceğin toplumu konusunda büyük ipuçları veriyor aslında da yorumu zaten yıllar önce aldous huxley yapmış...

bak takip edeceksen sami hazinses i takip et, çocuk ne güzel içli içli yazıyor:)