18 Aralık 2009 Cuma

"umutlar gelip geçer, mutluluklar bir an sürer"


Pek muhterem 2010;

Henüz seninle tanışmıyoruz. Ama içimden bir ses pek yakında kısmen uzun kısmen kısa süreli bir ilişkimiz olacağını söylemekte. Bu sebeple yoğun olduğunu bilsem de kısa süreli olarak başını şişirmek istiyorum, kusuruma da bakmazsın diye umut ediyorum.

Bendeniz çift sayı olan yılların pek hayrını maalesef bugüne kadar göremedim. Gerçi bana 2009’un ne hayrını gördün desen, ona da bir cevap veremem. Aklımda en çok kalan şeker bir Pınar’da geçen ömrüm diyebilirim. Yani anlayacağın çift haneli yıllara karşı bir tedirginliğim olurdu normalde, ama sen farklısın ve inan bana bunu ilk sana söylüyorum.

Kısa ama fevkalade!! başarılı spor kariyerimde 10 numaralı formayla sahalarda ter döken bünyem, spor hayatına ara verse de 10 numaralı formayla ilgili münasebetini pek muhterem Kutluay üzerinden devam ettirdi.

Kutluay mı kim?

Bilmiyorsan tanımasan da olur, derdim sadece 10 numara takıntısını bir yere bağlayabilmek.

Kısacası severim 10 numarayı, ondan sana da tanımadan kanım ısındı diyebilirim. 31 Aralık’daki hoppidi hop faaliyetlerinden ötürü ilk zamanlarda herkes seni sevdi sanacaksın muhtemelen ama benden sana bir büyük tavsiyesi bu şaşaya aldanma. Zaten 2000’den sonra gelen tüm yıllar değersizleşti bizim gözümüzde, sen de en fazla 1 ay farklı geleceksin ve sonrasında üzgünüm ama fazlasıyla sıradanlaşacaksın.

Bu arada kutlama demişken, İstiklal Caddesi’ndeki kutlamaları görüp de “bunlar ne biçim insan” diyerek dakika bir gol bir Türkiye’nin kalemini kırma. Evet sayıları onlar kadar çok değil ama inan bana bu ülkede nispeten daha normal ve sağlıklı insanlar yaşıyor. En azından ben öyle olmasını umut ediyorum.

Umut demişken; bir ritüel olarak herkes sana yeni olman vesilesiyle umutla yaklaşacak. Hatta saçma biliyorum ama senden epeyce talepte bulunacaklar. Bu dilekler de en geç 1 hafta içinde unutulacaktır, o yüzden sakın bu dilekleri gerçekleştiremiyorum diye kendine dert edinme.

En çok istenilen şey muhtemelen para olacaktır. Olur da bu milleti nasıl zengin ederim diye düşünüyorsan Bernarke ile iyi ilişkiler kurmanı şiddetle tavsiye ederim. Benim çok parada gözüm yok. Yanlış anlama bir gönül zenginliğine erdiğim için değil, sadece paraya gerçekten ihtiyacı olan insan sayısını az çok öngördüğümden bu tokluk halim ( herkese bol keseden para dağıtacaksan bu sözlerimi ciddiye alma lütfen) Ama eğer paranın kıymetini bilmeyi bana öğretir ve 28.yaşımda para biriktirmeme yardımcı olursan, sana söz veriyorum 2011’de bile unutmam seni.

Bense bu yazıyı yazdığım için haliyle senden daha bir şey istemeyeceğim. Sadece hani ileride kanaat notu kullanabilme şansın olur diye, sıcak bir tanışmamız olsun, beni sev kolla diye bu kadar laf kalabalığı yapıyorum.

Ve bu zorlu maratonda ikili ilişkilerimizin iyi niyet çerçevesinde ilerlemesini tüm kalbimle takdir edersin ki umut!!! ediyorum.

Her şey çok güzel olmazsa güzel olan her şey benim olsunu da yeni yıl mottom olarak uydurduğumdan 2010’u bekliyorum gözlerim kapalı.

Çuvalı hediye dolu adı değerli Noel olan baba; hediye anlamında çeşitliliğe gitmek gibi bir gayen varsa, bu ürünlere bir göz bakmadan evlerin damlarına çıkma der, sana da en derin yalaka hislerimi “ho ho ho “ mealinde sunarım.

edited by fery.

ps. Başlık şarkısı Kenan Doğulu- Bugünüm Sensiz Geçti

8 yorum:

varol döken dedi ki...

benim bir tane dileğim var ve onun için de 2012yi bekliyorum:

oğlum dünya delikanlıysan 2012'de batarsın!

varol döken dedi ki...

ya bir de soracağım soracağım diyorum, dilek partisinin arasında kaynayacak ama unuturum sonra... post'lar neden edit ediliyor ve neden başkası tarafından edit ediliyor, hayır 2009dan bir editör falan dilediysen öyle bir kurum, istek vs. varsa arada bana da lazım oluyor meslek babında, bloglara takılırken hata yapıyoruz, kabak blog sahibine değil bana patlıyor:)

malumafatrus dedi ki...

nereden başlasam nasıl anlatsam.

öncelikle değerli feri yazım hatalarımdan asabiyet yaptı, ne olur şunları düzelt okurken sinirlerim tepeme çıkıyor dedi.
(ki eski blog ustat hallerinde cidden çok fenaydı halim ve ben prensiben bir kere yazdığım yazıyı ikinci kez okumayı hiç sevmiyordum) Ama şu an yazarken farkettim ki aslında feri beni düzenli okumadığı için hep mazeret üretti. misal bir ara space'de yazıyorsun bakamıyorum derdi, sonra imla oldu şimdi de çok yazıyorsun diyor... sesimi duyuyor musun acaba feri?

sonra kusburnu, "yav şunları düzgün yaz asabımı bozma" dedi. (Gerçi o bunu ceo'muzun gönderdiği mailler için de söylüyor ama olsun.)

Anlıyacağın ikisi de gönüllü editörlük talep ettiler, ben de bayıla bayıla kabul ettim. Arada editsiz yazı yayınladıkça da kusburnundan fırça yediğim için, biri meşgul olunca diğerine, diğeri meşgul olunca birine yazıyı göndermeye çalıştım. gönderemediklerimi de ne yazık ki bir kez daha okudum:(

mervetan dedi ki...

bende de açıkçası bir edit etme hastalığı var. internette nereye gidersem gideyim bir yandan okuyor bir yandan da içimden edit ediyorum. hayırlara vesile olsun diye bu arkadaşa da teklif ettim, yoksa çok asabım bozulmuyor, arada ulen bu da yapılır mı be diyorum ama sonra geçiyor.

Fery... dedi ki...

ya bir şey diyeceğim sen neden giydirdin bana aşk olsun :( gerçekten yetişemiyorum yzı yazma hızına gerçekten bazen haftasonu ya da ne zaman olursa kendimi senin blogunda okunmamış yazı bırakmamak için çabalar buluyorum ama nerede sen de bunu görecek göz aaahhh ahhhh....

Blog tarihine blog tarihime bak sonra da ikimizin bloglarındaki yazı sayısına... işte o zaman ne demek istediğimi anlayacaksın :))

@Varol : Sen malumafatrus'un iyi hallerine denk geldin edit edile edile kendisi de bir takım şeyleri fark eder oldu, eski yazılarına dönüp benim ve kuşburnunun isyanına ortak olabilirsin istersen :))

varol döken dedi ki...

isyana karşı değiliz... ama bırakın yazsın, bırakınız yazsınlar...

not: hoşuma gitti bu tavır, onu da ayrıca belirteyim, birisi sırf kendi keyfi için blog açıyor, diğeri okuyor, üstüne bir de bunu editliyor... bu tavırda bir dünya istiyorum...

malumafatrus dedi ki...

ne diyeyim hepimiz dahi anlamında ki "de"yiz...

mervetan dedi ki...

bak ya "ki"yi yine ayrı yazmış :)