16 Aralık 2009 Çarşamba

"uçan kuşlar dönmez geri, güz diye"


Düzenli olarak bir şey yemeye bir şey almaya taktığımdan uzunca bir süre de ısrarla küpe alışverişi ile ruhumu teskin ettiğim bir dönem oldu. İtiraf ediyorum bazen halka küpe bile aldım bir umut ama takamadım işte. Bazı küpeleri de çok beğenerek aldım ama bir türlü kendimle özdeştirip takamadım.

Saçlarımın boyutundan ve kulaklarımın ağırlık kaldırma kapasitesine güvenimden ötürü uzun küpeleri sıklıkla tercih ettim. Envai çeşit ve marka diyemeyeceğim ama kendimce hatır sayılır bir arşiv sahibi oldum.

Ama bir noktadan sonra ben aldığım küpelerin kefaretini ödemeye başladım. Ne kadar küpe aldıysam onun yüzde 10’u düşürmek suretiyle kaybettim. Bazen itina gösterdim küpenin arkasına illa bir şey taktım, bazen takmadım her iki şekilde de kayba uğradım. Bazılarının yenisini bulabildim, bazılarını aradım taradım bulamadım, anlayacağınız küpen cumhuriyetimin sınırlarını genişletemedim.

Tüketim çağı insanı olduğumdan da bir süre sonra küpe alma hallerinden sıkıldım. Şimdiyse sürekli aynı küpeleri kullanmaktan sıkıldığım bir noktadayım. Ama fakat ve lakin, artık alacak güzel bir küpeye de denk gelmiyorum. Çoğu ürünler her sene aynıymış gibi geliyor bana, bir kısmının da azıcık farklısını daha önce alıp takmadığımı biliyorum.

Anlayacağınız tüm görmemişliğimle bir küpe çıkmazının içine düştüm. İndirim vakitleri de yaklaşırken Accesorizes ve Yargıcı dışında iyi küpe ( fiyat/performans oranı rasyonel olan) satıcı mağazası önerileri olanların da fikriyatlarını benimle paylaşmalarından fevkalade bahtiyar olurum.

Dertsiz başımın bir diğer derdi de, günümüz kaşkol şal modası. İtiraf edeyim ben öyle boynuna sürekli fular eşarp bağlayabilecek bir insan değilim. Poşunun kendisinden olan modasına fevkalade kıl olsam da diğerlerini alıp takasım var. Hatta az çok kendimi bilmesem şalımsı şeylerden de fazlasıyla alabilirim.

Neyse ki, öncelikle bunların beni fevkalade daraltığını, bu sebeple de 2 saatten fazla takamadığımı biliyorum.

Ayrıca çok kolaymış gibi gözüken model bağlamalarını yapamayacak kadar yeteneksiz olduğumun da farkındayım.

Bu bilinçle bile bazen çok heves ettiğimi itiraf edip, boynumu da bükerek benim gibi dertsiz tasasızlıktan dert ürettiğiniz günler dilerim.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • Spor salonu tercihimin yanlış olduğunu dün Mirgün Cabas’ın Dinamo Fm yayına katılmasıyla anladım. Oysa ki benim de ilk tercihim orası olmuştu, nasıl kandım ben şuanki spor salonuma üye oldum bilemiyorum ( tamamen yalan; satır satır yazdım be süreci). Kendisi ile aynı spor salonunda olsak, sportif hırslı kanka da aramama gerek kalmazdı. Azimle çalışırdım, spor salonunda bulunduğum vakitleri arttırırdım ama işte kader kısmet, yine hayatımdan bir güzellik teğet şeklinde geçip gitti.


  • Ahmet Hakan’ın Ersin Tokgöz’e cevaben yazdığı yazıda, kendinden 3. tekil şahıs şeklinde bahsetmesine takdir edersiniz ki bayıldım. Acaba ben de kendimden malumafatruş diye bahsedersem daha mı objektif olurum, olmadı 1 hafta bu şekil deneyerek kendimi çok uzaklardan bakmanın bir hayrını görüp göremeyeceğimi test edeyim.

ps. Başlık şarkısı Yazmamışlar- Özlem Tekin

2 yorum:

farawaysoclose dedi ki...

brownie harika olmuş, tavsiye ederim, acayip kolay bir tarif :)

malumafatrus dedi ki...

afiyet olsun, tesadüfe bak ki ben de az önce eti brownie yedim akşam yemeği olarak:)

eğer bir sufle tarifi alır, denersen asıl onu benimle paylaşmanı isterim:)