5 Aralık 2009 Cumartesi

"sen benim içimdeki büyük yangınların adı"


  • Turkcell'in Nokia e71 reklamındaki oyuncular göstere göstere rol yapsalar da ben o reklamı beğeniyorum. Gerçi hala kız neden telefonu utanç içinde hediye ediyor onu kavrayamıyorum ama.. Masadaki 3. çocuk, Selena'nın kötü adamı da bu aralar Turkcell'in favori oyuncusu olduğundan ve reklamdaki hallerini sevdiğimden, sevmediğim Şahan Gökbakar'lı Turkcell reklamında da seviyorum kendisini.
  • Dağhan normal hayatta denk geldiğim kadarıyla bana gayet itici bir insan imajı çizdiğinden, kendisinin reklamlarını da çok yapay ve manasız görmekteyim. Şu da var ki Vodafone'un nasıl bir reklam anlayışı var bunu da uzmanlar değerlendirsin istiyorum. Kaç ünlü, kaç ürün, hedef kitle kim falan ve filan?
  • Bu hafta sonumun iki şarkı keşfi oldu, biri malumunuz Açık Adres diğeri ise Yonca Lodi ve Emanet. Zaten Yonca Lodi'yi fazlasıyla saygı duymakta, sesini de pek beğenmekteyim. Bu şarkı da müthiş olmuş. Hava da yağıyor, eve de ruhumuza da kış gelmiş bolca ıhlamurun yanına bu güzel şarkıda bal etkisi yaratıyor..
  • Sevmekten devam edeceksek, ben Yiğit Karaahmet'i de epey sevmeye başladığımı itiraf etmeliyim. Bazen o meşhur grubun üyesi olduğu için pek tabi antipati duyuyorum ama açık sözlülüğü, yalakalıkla uğraşmaması ve yazı üslubuna da kesinlikle sempati duyuyorum.
  • Uzmanların ve bilumum doktorların günde 2 litre su içilmeli uyarısı kadar manasız bulduğum bir öneri yoktur. Kendimi bildim bileli en az 4 litre su içen ve bazen sınırlarını daha da zorlayan bir insana günde 2 litre su içilmesi gerekiyormuş demek ne kadar komik geliyor anlatamam. Kaldı ki bir insanın zorunluluktan ötürü de su içmesini bu koca kafamın algılaması pek mümkün olamıyor.

    • Tv saçmalığından ötürü tv'yi kapatıp müzik dinlemeyi ne zaman tercih etsek, üst kat komşularımızın kavgalarını dinliyoruz. Yani aslında onlar ağırlıklı ortalamada hep kavga ediyor da, biz sessiz kaldığımızda kavgaya naklen yayın da yapıyoruz. Bu sebeple kavga yapan ailelere önerim, evlerinin duvarlarına iyi yalıtım yaptıklarından emin olmaları. Gerçi en yakınından utanmayanlar komşularından neden utansın ama yani eğer utanıyorlarsa, yalıtım şart belirtmek isterim.
    • Dün akşam bir yıldız masalı adlı programda Kutluay konuktu. Hepsini izleyemedim ama izlediğim kısımda kendi kişisel tarihimde gözlerimin önüne sürüldü. Yani salaklıklarımı bazen anlatsam da o hal ve tavrımı size ne kadar doğru yansıtabilirim bilemiyorum. Ama unutmaz bir hafta boyunca bu konuya yoğunlaşırsam, İbrahim Kutluay'ın en büyük hayranı bendim konu başlıklı bir yazı dizisi yapmak gayesindeyim.
    • Ergenlik bu yönden bakılınca çok süper bir dönem. Bir buhrandı yaptım geçti diyebiliyorsun. Misal ben o dönem yaptıklarımı düşündükçe çok gülüyorum kendime, ama işte çocukluk diyor geçiyorsun her şey unutuluyor. Şimdi öyle mi ama her hareketi öncesinde ve sonrasında sorgula, şımarıklıklarının bile muhasebesini yap, kendine hesabını ver, koca bir kasıntılık bütünü.
    • İbrahim Kutluay'a dair tek idrak edemediğim nokta ise şekil şarta yönelik. Acaba kendisi eskiden de çirkindi de ben mi beğeniyordum yoksa yaşlanıp saçlarını uzatınca mı "ben neresini beğeniyormuşum bu adamın yahu" hissiyatı oluştu bende pek emin değilim.
    • Değerli işletmeler ve hanım kızlarımız; türk kahvesini ne kadar güzel yaparsanız yapın, yanındaki suya bir dilim limon koyup getirmiyorsanız kahveyi güzel bir şekilde ikram etmiyorsunuz demektir, bunu da bir bilirkişi olarak hatırlatmak isterim.
    • Eğer çamaşırları makineye siz atıp, asıp, onları toplayıp üstüne bir de ütülüyorsanız çamaşır makinenizin otomatik olduğunu iddia etmeyin lütfen. Dönemimiz şekil şartlarında olsa olsa yarı otomatik çamaşır makinesi sayılır kendisi ki, ben deniz en çok bu yarı otomatik sebepli ev işlerinden yorgun düşüyorum. Ve anne lafı gibi olacak ama zamane kadınlarının gerçekten eski kadınların parmağı bile olamayacağını düşünüyorum ve diyorum ki ev alma yardımcı al. Bence amaç kaliteli hayat ise evli ve çocuklu bir insanın en az iki yardımcısı olmalı.
    • Yazının üslubundan da anlaşılacağı üzere yapılacak işim çok. Sabah uykudan bezelye ve pilav yapacağım daha diye uyanınca, günün devamının pek hayırlı olmasını da beklememek gerekiyor haliyle. Bu anlamda bana destek olan kapalı havaya da teşekkürlerimi sunuyor, depresyonlu ev kadını (desperate housewife'ın çakması gibi oldu) halime geri dönüyorum.
    ps. Başlık şarkısı Yonca Lodi- Emanet

    ps.2. bu yazı vesilesiyle eski yorumcu, hala takipçilerden mordred bey'in de doğum gününü kutlar. yeni yaşında blogumu yorumları ile renklendirmesini dilerim.

    2 yorum:

    varol döken dedi ki...

    * günde 1 bardak su içiyorum...
    * ibrahim kutluay iyiydi, küçükken de iyiydi, tatlı çocuk ibo diye bağırmazdık ona yoksa 18 yaşındayken tribünden...
    * çamaşırları makineye ben atıyorum, ben toplayıp asıyorum, ütüyü de aşağıdaki kuru temizlemeciye veriyorum, bunun için makine yarı otomatik, ben tam otomatiğim, bekarlık sultanotomatik diyebilir miyiz?
    * komşulara gerek yok, yaşasın seslere aaa parti mi veriyorsun neden çağırmıyorsun diye gelen yeni nesil komşular...

    malumafatrus dedi ki...

    Bir erkeğin evlendiğinde çamaşır, ütü yemek dertleri ile uğraşmayacağını düşünüyorsak ( ki istatistikler bunu gösteriyor) bir erkek için bekarlık sultanotomatik diyemeyiz ama kadınlar için bekarlık sultanyarımotomatiklik sayılabilir.