10 Aralık 2009 Perşembe

"sanki bir telaşla başladık bu oyuna"


Değerli merve (kendi kendisini afişe ettiği için ismiyle hitap edeceğiz bundan böyle), blogunda pek afişe etmese de bir tiyatro gönüllüsü ve (amatör ) oyuncusudur. Kar kış 1 Mayıs demeden provalarına gider, tiyatro arkadaşları için ta Kurtköy’den alışveriş yapıp onları Maçka’ya götürmeye üşenmez ve genelde bol prova tek oyun mantığı ile hareket eder. Yani aslında sanat için sanat yapıyoruzun sözlük karşılığıdır kendisi ve ekibi.

Bendeniz de bir dönem bunun için çaba göstersem de tiyatrodan pek anlamam. Anlamamdaki kastım ilişkimizin gayet seviyeli bir birliktelikten öteye geçememesidir. Bir dönem sosyal olacağım diye, bir arkadaşımın gazı ile bir çok oyuna bilet almış, bir kısmına gidip sıkılmış bir kısmına ise gitmeden caymıştım. Bu sebeple de yılda 2 oyundan fazlası dokunur bana.

Yine de tiyatronun da kendimin de hakkını yememek için Berkun Oya’nın Adamlar’ında çok eğlendiğimi de belirtmek isterim. Hatta bu sebeple de Berkun Oya şimdi nerede ne yapıyor acaba sormak isterim. Kendisini en son film festivalinde 00.00 seansında yayınlanacak filmini izlemeye gittiğimde, görüntünün kalitesinden ötürü filmi izletemeyeceğini açıklarken bırakmıştım ben. (oysa ki o film de film festivalinde gideceğim ilk film olacaktı) Ardından Şebnem Dönmez’le dedikoduları dışında bir hayat belirtisi alamadık kendisinden. (bir ara da saçma bir program sunmuştu şimdi hatırladım)

Bu aralar sadece merve değil klan ahalisi de tiyatroya merak sardığından kendimi ve hevessizliğimi azıcık ayıpladım. Bu ayıbımı da en kısa zamanda Seyyar Sahne’nin Tehlikeli Oyunları’nı izlemeye giderek telafi edeceğim. Ve yanılıyorsunuz bunu kusburnu “ bu ay illa bir oyuna geleceksin “ dedi diye değil, şevkimden yapacağım.

Oyunun ne kadar güzel olduğunu de merve arkadaşımız müsait bir zamanda bir yerlerde anlatacağından, ben sadece meraklı izleyiciler için iletişim adresini veriyor ve huzurlarınızdan ayrılıyorum.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • Sinan Tuzcu’nun dizileri madem tutmuyor, kendisi sadece tiyatro oyunu yazmakla kalmasın, bizatihi oynasın da böylece tiyatro heveslileri artsın önerimi de ilgili makamlar duysun istiyorum.
  • Sinan Tuzcu'yu/ya yazıyorum ama Dolunay Soysert’i de çok güzel bulduğumu ayrıca belirtmek istiyorum.
  • Şebnem Dönmez demişken, kendisi bir ara her yerine dövmeler yaptıran Sibel Tüzün kadar nereye çeksen giden bir kadın gibi geliyor bana, yanılıyorsam medya sebepli günah haneme bir çizik daha atılmasını rica ediyorum.

edited by kusburnu.

ps. Başlık şarkısı Adını Sen Koy ile Demet Sağıroğlu'ndan.


4 yorum:

varol döken dedi ki...

tiyatroda bazen çok bağırıyorlar korkuyorum ben...

bir de kafamıza işlemişler tiyatro yarım bırakılmaz diye, iyi de ben orada hayatımı yarım bırakıyorum katlanacağım diye bazı oyunlara...

sıralı konuşmalar bana hep çok acayip gelmiştir... aslında konuk olduğu programda şarkı söyleyen konuk da acayip geliyor... futbol maçı bittikten sonra üstüne konuşmak da... imza günleri de... insanların giyinmesi bile acayip geldiğine göre bana, acayiplik bende...

mervetan dedi ki...

tiyatroyla uğraşan bir insan olarak tiyatrodan nefret ediyorum desem mesela.. devlet tiyatrosu olsun, klasik tiyatro olsun, izlemeyi içim elvermiyor ve ben uzun zaman önce oyunun ortasında çıkılmaz kuralını çiğnemeye başladım. bağıra bağıra konuşarak kendini yücelten tiyatroculardansa seyirciyle duvarsız ve tam bir ilişki kurabilen bir tiyatro yapmaya çalışıyoruz.
neyse, uzatmiyim..

malumafatrus dedi ki...

klasik tiyatrodan nefret ediyorum de bari de beni ve koca yazımı yalancı durumuna düşürme.

evet ben bizatihi tanığım, sizin yapmaya çalıştığınız farklı, ama onu da hemen anlamamı bekleme benden:)

mervetan dedi ki...

demişim zati.. klasik tiyatro tiyatroysa ben tiyatroyla uğraşmıyorum :)