22 Aralık 2009 Salı

"kendi yanlışlığından ve zalimliğinden herkes yargılıyor başkasının hayatını"


Ölümüm bir ev kazasından olmazsa, muhtemelen bir merdiven yuvarlanmasından olacaktır.Merdiven hadisesine karşı tuhaf bir korku var içimde. Merdiven inerken de çıkarken de gözlerim kararacak gibi oluyor ki bazen kararıyor da. Şimdi bunu yazdım diye iki gün sonra düşmem inşallah ama bugüne kadar hep son andan kurtuldum düşmekten. Bir de insan korktukça başına gelir ya, her tarafım envai çeşit merdiven, her anım apayrı bir korku...Yine de durmuş yürüyen metro merdiveni kadar beni ürküten bir şey yok. O çizgiler anında beyin sinyallerimin ayarları ile oynadığından ben yürümeye çalışsam da arkada beynimin belli bağlantıları kopuyor. Ya da sanırım ben kafayı çizdim, dengesizleştim, merdiven bahanesi ile gerçeği inkar ediyorum.

Defne Samyeli’nin eski zaman klibine herkes neden bu kadar şaşırıyor anlamıyorum. Yani o klibi sadece bana yapmadıysa benim gibi o dönemlerde o klibi izleyen birileri de mutlaka olmalıdır diye umut ediyorum. Ayrıca insan gerektiğinde geçmişini satın alabilmeli diye düşünüyorum ben. Yani hata herkes yapıyor. Keşke geçmişe bakıp vay anasını beee şuna bak yeni dökülmüş asfalt yok diyebilsek, ama işte ne yazık ki gençlik birçok hatayı seve seve yaptığınız bir dönem. Bu durumda insan aklı başına gelince bu cd.leri falanları filanları toplatabilmeli, ya da ne bileyim bir şekil yasak koydurmalı, en azından ben ünlü olursam nry ve fery’ye tüm fotoğraflarım için böyle bir yasak koyduracağım.
İçimdeki şüpheci kimlik klibin bu dönemde tekrar hatırlanmasının arkasında da başka sebepler olduğunu düşünüdürüyor bana. Ve ben açıkcası sebebini bilmesem de üzülüyorum Defne Samyeli için.

Oysa ki yakınından köşesinden leopar giyen bir insana derin hissiyatlar beslemem inanın bana pek mümkün değil. Gün gelir bırakın kendime evimebile leopar desenli bir şey alırsam da, o zaman mavi hapı yuttum demektir, bunun da torunlarım için kayıtlara geçirilmesini istiyorum.

Eminönü Hamdi’de dişi kırıldığı için kızan Oray Eğin, derin tepkisini belirtmiş haklı olarak. Bir özür bile dilemediler diye de kızmış. Şahsen benim bir Pazar akşamı ( hele ki o havada) dişim kırılsa, özür dilenmesi falan beni kesmezdi. Ama beni alıp diş doktoruma götürseler , diş doktorunun o saatte çalışma bedelini (maddi manevi )ödeseler, sonra da 1 yıl boyunca her gittiğim yemekte hatırı sayılır bir iskonto yapsalar sanırım onları affedebilirdim.

Servisin fahri enayisi olduğum için herkes ( bahsi geçen 3 kişi) gelip gelmeme olayını bana bildiriyor. Bu sabah da değerli bir iş arkadaşım 6’ya 5 kala, “ben Cuma’ya kadar yokum” diye çok derin bir mesaj attı sağolsun. Evet biraz erken kalkıyor olabilrim ama yine de 6’ya 5 kala kalkmıyorum. Kaldı ki 20 dakika sonra uyanacağım için mesajın gönderildiği vakit benim için elmas değerinde bir uyku vakti demektir ve erken kalkmaktan muzdarip bir insan erken kalkmaktan muzdarip başka bir insan bunu yapmamalıdır. Daha da vahim, uykumun en bal kaymak kısmında ne günden ne de saatten haberim olduğu için “ Cuma’ya kadar” mesajıyla kendime gelmek zorunda kaldım. Önce zaten bugün Cuma değil mi dedim, sonra Perşembe’yse Cuma’ya kadar ne demek dedim, sonra mecburen geriye gidip Salı gerçeğini gördüm ve daha güne başlamadan yıkıldım. Bunun için de enayiliğimin gözü kör olsun diyor, servissiz bir hayatı hayal ediyorum.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • Yeni yılda insan kılığına bürünmüş ve metronun içindekiler inmeden binmeye kalkan ve öküz gibi kapının önünde duran herkes özünü bulsun istiyorum.

  • Dilim tutulsun da taksicilere iyi akşamlar, teşekkürler falan demiyim istiyorum.

  • Aralık ayında hala armut satılmasın, yenilmesin istiyorum.

ps. Başlık şarkısı Kimin Doğrusu- Candan Erçetin

8 yorum:

varol döken dedi ki...

konu tam bir muhammara ama... bu tür tek taraflı haberlere diğer tarafı da dinlemeden inanmıyorum ben... aslında hiçbir basılı ve hatta görüntülü yayın organına da inanmıyorum... gazeteler, hayatın yalanlama merkezleri... böyle bir şey yaşanmış da olabilir, oray eğin haklı da olabilir ama her şey tam böyle olmamış da olabilir... kaldı ki yarın sen gidersin hamdi ye, belki de seni paşalar gibi ağırlarlar, dişin daha kırılmadan yerine yenisini takarlar (saçma oldu ama siz istediniz:)...

diş deyince, lavabosuna sıfır diş fırçası ve macunu koyan yeşilköş eleos restoran ne güzel restoran... günde dişlerini en az 2 kere, en az 2 dakika fırçalayan insan ne sağlıklı insan (birçok hastalığın temel sebebinin dişler olduğu kanıtlanmıştır)

varol döken dedi ki...

defne samyeli'nin klibini daha önce görmüştüm ben... sanırım alkislarlayasiyorum.com da... garip bir şey yok, komik hatta, bu tür programlar yapan kral tv yi hicveden bir programdı o da... eren talu talimatı olabilir ama ben defne ye üzülmezdim, defne de kendine üzülmüyordur, üzülüyorsa üzücü... üstünde durulacak, milliyet yorum altlarında defne bunu senden beklemezdim gerizekalılığında yorumların ötesine gidecek bir olay değil... adam oturmuş günde 8 saat çalıştığı köhne sandalyesinde defne den bir şey bekliyor, beklemediği bir şey olunca da sinirleniyor... vay be:)

bu arada yürüyen merdiveni bilmem ama uçaktan veya camdan düştüğünüzde ölmemeniz için neler yapmanız gerektiğini biliyorum... o da artık bir dahaki posta:)

malumafatrus dedi ki...

Kent fısıltıları referansından ötürü ben hiç güvenmem Oray Eğin'e, kaldı ki Oray Eğin'in dişi kırıldı diye bir restauranta gitmemezlik de yapmam. Sadece gerçekten böyle bir şey yaparsam, asabiyetimi nasıl telafi edilebilir diye şimdiden planımı yapıyım istedim, yoksa kendimi biliyorum o anki acımla fevri davranırım, çekilin başımdan diyerek mekanı terkedirim muhtemelen:))

gazetelere yorum yazan insanları da müsait bir vakitte uzun uzun okuyup, anlayabilmeyi gerçekten çok istiyorum. anlamasam bile bu konudan da sosyolojik olmayan bir çıkarım yapmayı kendime not ediyorum.

Aslı dedi ki...

Ya o merdiven sorunsalının aynısı bende de var. Gittikçe kötü oluyor. Hatta koşu bandından bile ürker oldum, sanki bir an başım dönip düşeceğim gibi gelmeye başladı. Göz veya kula bir yerde bir sorun olabilir belki. Yaşlılığımı düşünmek istemiyorum bile.

malumafatrus dedi ki...

bir gözümde alerji olduğu için tek lensle ( 5 numara miyop'tan bahsediyoruz) hayatımı idame ettirdiğim bir dönem çok yaşardım bu sorunsalı. O zaman kaybettiğim denge hala yerine gelmedi sanırım bende de ve şimdi denge derslerinde başarısızlığım bile bu sebepli olabilir. Belki düşersem korkumdan kurtulurum diye de uyduruk bir hipotezim var ama bunun için kendimi merdivenden atmayı şimdilik düşünmüyorum.

Aslı dedi ki...

O zaman ben de miyopum ama haberim yok :)
Bence de hipotezi unut, gerek yok, kırık kalça falan :)

farawaysoclose dedi ki...

ya neden servis şöförünün cep numarasını alıp ona söylemiyorlar, seni üzüyorlar?! direk kaptanla muhatap olsunlar :))

malu dedi ki...

çünkü ben akşam o servisle dönmesem de gelmeyeceğini haber veren insanlara, ben gitmiyorum ama haber veririm diyen bir enayiyim:)) bana her şey müstahak anlayacağın.