6 Aralık 2009 Pazar

"kalbin ömürlük bende emanet"




Türkiye'de her sabah mesaiye gider gibi kahveye giden ve bütün gününü kahvede/lokalde geçiren kaç tane erkek olduğu ve neden oralara gittikleri araştırılsa, bu ülke için hatırı sayılır bir sosyolojik çalışma olur diye düşünmekteyim. Biz faniler bir mucize olmazsa torun sahibi olacağımız yaşta emekli olacağız. Benim anne ve babam ise ben daha üniversiteye giderken emekli oldu. Büyük devletimiz emekliler sıkılmasın biraz daha çalışsın diye düşünerek bir karar aldı ama her zamanki gibi ayarı kaçırdı. İyimser bir açıdan bakınca eğer ölmeden emekli olursak, emeklilik sonrası ne yapacağız derdimiz olmadığı için kendimizi şanslı sayabiliriz. Aynı iyimserliğe sahip olmayan erken emeklilerin bir kısmı ihtiyacı olduğu bir kısmı da boş duramadığı için çalışmaya devam ediyor.

Ama büyük bir yüzde ise günlere, dikiş türünden bilumum kurslara, sosyal örgütlerin faaliyetlerine katılıyor ve en önemlisi de kahveye veyahut balığa gidiyor.

İnsanoğlu çeşit çeşit. Bir insanın boş durma, durabilme yetisi ise doğuştan gelişen bir özellik bence. Misal ben deniz öyle süper çalışkan bir insan değilim. Bunun sebebi babamdan gelen genlerim ve aslan burcu olmam diye de süper bir mazeret uydurabilirim. Ama buna rağmen serviste giderken müzik dinlemeden, uyumadan boş boş bakınmaktan çok sıkılırım. Hatta sadece müzik dinlemek bile sıkıcı gelir, kitap ve müzik dinlemeyi tercih ederim uykudan bayılmadığım vakit. Tv karşısında da önümde bir bilgisayar veyahut bir kitap illa olsun isterim. Yeteneğim olsaydı kazak da örebilirdim mesela.




Bunun için koca bir gün boyunca boş duran, hatta işten gelip evde Tv karşısında sadece duran insanları pek anlayamam ( eleştirmem o ayrı). Üsküdar- Anadoluhisar okul yollarında gözlerimi açmaya çalışırken, kar kış demeden balık tutmak için sahilde hazır bekleyenleri anlamam da pek tabi ki kolay olmadı. Aynı şekilde Arnavutköy'de dipdibe balık tutarken oltalarını birbirine karıştırmayan, kimsenin saçına montuna takılmayan insanları anlamam da pek kolay olmadı. Ama sonra dedim ki boş boş vakit öldürmektense balık avlamak için saatlerce beklemek, sabahın köründe evden çıkmak kar kış dinlememek çok daha mantıklı.

Aslında şu da var ki ihtiyaç sebepli olmayan avlanmaya şiddetle karşıyımdır. Hele ki avlanma sporu gibi saçma sapan kalıpları kabul edemem. Misal Ufuk Güldemir'in de ölmek üzereyken başka canlıları öldürerek hayata tutunmayı denemesi de benim beynimde tanımlanamayacak bir durumdur. Balık tutmak da ne kadar masum görünürse görünsün bir avlanma türüdür. tek farkı avlanan hayvan bazen canlı olarak ele geçirilip, göz dağı verilerek tekrar yurduna bırakılır. Bazıları da ekmek parası olur. Yine de saatlerce balık bulabilmek için boş boş oturmak da sabır taşı olmayı gerektirir. Olabilenlere bravo diyor, yaz mevsiminde biz sahilde yürümeye heveslilere de azıcık nefes aldırmalarını rica ediyorum.

"Peki bu yazının ana fikri nedir? "diyenlere kısaca özet yapmak gerekirse;
  • Balık tutmak avcılığın en kabul edilebilir kolu olabilir;
  • Keyif amaçlı hayvanları katledenleri, bir de avcılık kanalları açanları bir ömür boyu anlayamamayı umut ediyorum.
  • Zamanını boş durarak geçirebilenlere şapka çıkartırken, onlar gibi olmamayı da kendime kariyer hedefi olarak seçiyorum.

ps. Başlık şarkısı Emanet- Yonca Lodi


10 yorum:

mervetan dedi ki...

balık tutmak bir nevi rehabilitasyon sanırım. ama o kalabalığın sebebi boğaza balık yağdı duyumunun alınmış olması. dolayısıyla rehabiltasyon kimsenin umrunda olmak. önemli olan akşam yemeğini bedavaya getirmek.

guvenek dedi ki...

cagdas balik tutmaya asikti, kucuklugunden beri babasiyla tekneyle acilir tutarlarmis, kendisi de sahilden devam ediyordu.

o ders calismasina yardimi oldugunu iddia ediyordu, dedigine gore anatomi kitabini bir elinde olta varken ezberlemis:)

guvenek dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
malumafatrus dedi ki...

ben koca bir gün balık tutmak için beklesem zaten direk nirvanaya varırım ama işte bekleyebileceğimi sanmam, en iyimser halimle oltam bir yerlere takılır ve kopar bu sebeple eve dönerim.

guvenek dedi ki...

ya cagdas bey kiraliyo luks bi tekneyi lake michigan'da. ayaklarini uzatiyo guverteye. aciyo onune dvdyi, eski ameliyatlari izlemeye basliyo. oltaya balik gelirse titriyor, cagdas da lutfedip cekiyor.

bunun adi sabirsa benden dehset balikci olur:)

ama onun disinda senin dedigine katiliyorum.

varol döken dedi ki...

ben de televizyona bakıp saatler geçiriyorum... ama tv kapalıyken... bu durumlara bir yorumunuz var mı?

varol döken dedi ki...

zamanını boş durarak geçirebilenlerden çok, zamanını ayıracak çok az şey bulabilenler ve onların bir başucu kitabı var... bu sene de 50. yılı ve özel baskısı çıktı...

bilin bakalım hangi efsane kitap bu?

malumafatrus dedi ki...

aylak adam olabilir mi acaba?

tv bağımlılığı yaratmak konusunda çok iddialıyım:) 1 haftalık seans sonrasında tv kapalı durunca huzursuz olacak haliyet-i ruhu herkese büründürebileceğimi sanıyorum

varol döken dedi ki...

bildiniz ve chuck palahniuk'un son kitabı tekinsiz i kazandınız:) idefix bir tane fazla yollamış, bütün kitaplarını okur da sıra ona gelirse haberiniz olsun...

Adsız dedi ki...

http://lumerkoz.edu So where it to find, http://riderx.info/members/Buy-Meridia-Online.aspx kwhs khasras http://www.comicspace.com/paxil/ returnedto http://soundcloud.com/zetia zijwegen sadans http://riderx.info/members/Buy-Celebrex-Online.aspx ceus sgbc http://www.lovespeaks.org/profiles/blogs/buy-famciclovir skydivers scoreboard