3 Aralık 2009 Perşembe

"insan bir anlık mutluluğu bir ömre sayar mıydı? "



  • Kadın erkek farketmez canım ve güzelim’i bolca kullanan insanları sevmem. Hele ki münasebetimin orta karar olduğu insanların bana canım demesine süper gıcık da olabilirim. Bir de bazı mağazaların şuursuz insanları hele ki annenizle alışverişe gitmişseniz canıma meylederler, meymeletsiz bakışlarım ile kendilerini dövmek isterim. Kıl olma kulvarımda canı olmayanlara canım diyenler de yer alır.
  • Ama işte kedi sevmeye başlamak gibi, yaşlandıkça değiştiğimden şimdi belli sınırlar içinde canım gıcıklığım azalıyor. Misal flörtöz olmak amaçlı canım diyen erkekleri hala itici bulurken; koçum aslanımsın ya mealinde canım dendiğinde artık sinir olmuyorum. Tabi burda karşımdaki kişinin not defterimdeki puanı da bir kriter oluyor, yani gıcık olduğum biri ne amaçla olursa olsun canım dediğinde de sinir olabilirim. Sınırlar bir kere delindiğine göre ileride sürekli canım’lı konuşan bir insana dönüşür müyüm acaba korkusu da sarıyor tabi beni haliyle.
  • Ben sanırım hayatımda yaptığım değişimler ile 30 yaş buhranı yoluna girdim. Yani hayatımda hiç spor yapmamış bir insan değildim ama geçen sene bir spor salonuna, hele ki popüler bir spor salonuna bu kadar kolay adapte olacağımı söyleseler gayet güler geçerdim. Hele ki yavru kedileri eve götürmek isteyeceğimi (Bandırma sınırlarında böyle bir şeyi düşündüm zaten, İst.’de halen aklıma gelmiyor bu fikriyat) söyleseler, sen beni hiç tanımamışsın der, bir de üstüne asabiyet yapardım. Yani yapmam sandıklarımı yapmaya başladığıma göre sarışın da olabilirim gibi geliyor bana.
  • Gerçi şu var, daha geçenlerde sarışınlar aptaldır aforizmasını umwandlung yaparak “Aptallar sarışın olur” türünde bir beyanatta bulundum, bu sebeple de en azından o dediğim unutulmadan, bir de büyük bir depresyona girmeden o konuya şimdilik heveslenmemem çok daha sağlıklı olacak.
  • Nazar olayına inanan bir bünye olarak, insan evladının kendi kendisine nazar değdirmesini mantıklı bir çerçeveye oturtamıyorum. Yani hisseden ben, yaşayan benken kime niye nazar değiyor diyorum ama vallahi de billahi de oluyor. Ne zaman gözlerimin kuruluğu geçti desem, ne zaman uzun zamandır uçuk çıkartmıyorum desem bunlar pat diye çıkıveriyor karşıma. Ya bu hadise aslında secret vb birşey böyle diyerek aslında olmasını sağlıyoruz. Bence insanın kendi kendine nazar değdirmemesi için bildiğimiz nazarlıktan başka birşey kullanılmalı, netekim bunların insanın şom ağızlığına bir çare olmadığı aşikar.
  • İşten çıkarken telefonlarımı çantama atıyım diye hiç düşünmüyorum ama her akşam telefonlarımı çantada buluyorum. Şuursuz bir refleksle hop diye çantama atıyor oluşum ve bunun farkında olmayışım - kısmi otomazisyon- beni ciddi anlamda üzüyor.
  • Bir de görsel hafıza hadisesi var. Daha önce de söylediğim gibi hiçbir şifremi bir yere yazmıyorum. Ama ilgili ekrana geldiğim anda otomatik olarak yazıyorum. Veya sporda eşyalarımı koyduğum dolabı sorsanız bilmiyorum ama oraya gittiğimde şıp diye oraya yöneliyorum ( gerçi 2 gündür 4 kere başka dolaplara şifre girdim ama!!!) Aslında bunda şikayet edilecek bir yan yok, sadece hafif şuursuzluk veyahut yarı bilinç gibi geliyor bana, ondan hakkında dırdır yapmak istiyorum.
  • Ido’ya bilmem kaçıncı kez mail attım ve x-ray hadiseleri hakkında dırdır yaptım. Yakında ismimi kara listeye koyup ( beğenmiyorsanız başka yolla gidin hanımefendi) ve bana bilet satmazlar diye de acaba artık başka accountlardan mı mail atsam diyorum. Sonra da diyorum ki CRM diye dünya yıkılıyor, zaten müşteri de her zaman haklıydı, ondan yılma, aynı azimle yazmaya devam et diye kendi kendime gaz veriyorum.
  • Aynı azimle yazı yazmak da isterdim ama şu an takatin t'sine bile sahip değilim. Bu kondisyon denilen şeye 2 haftaya kadar sahip olmazsam yine hayatın adaletinin kulaklarını çınlatmak zorunda kalacağım.
Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Bence insan bünyesinde kas oranı arttıkça beyin faaliyetleri azalıyor. kendimden çıkarak böyle bir tümevarıma ulaştım. Aslında şimdilik sadece şüphe duyuyorum ama ilerleyen vakitte kendimdeki gelişimi takip ederek, tezimi çatır çatır savunurum
ps. başlık şarkısı Mustafa Ceceli- Bana Uyar

son paragraf hariç edited by kusburnu.

2 yorum:

varol döken dedi ki...

yavru kedileri bandırmadan getirirken, çarşı içindeki dönerciden de 3.5 porsiyon sardırıp getirseniz... herhangi bir spor salonuna önüne bırakın, ben koşarak gider alırım ve inanın sadece teşekkürler yazarım, canım falan eklemem...

malumafatrus dedi ki...

IDO 2 saat dese de,gerçekte İst- Bandırma ulaşımı 2.20 dakikayken, o dönerleri buraya getirip o lezzete gölge düşüremem, canınız çektiği vakit deniz otobüsüne atlamanızı öneririm. hatta sabah kahvaltısı için tostçu Mehmet amca'nın yeni büfesinden de tost yiyebilirsiniz bence.
Ben orası yüzünden eskiden İst'da severek iskender yemezdim, neyse ki sonra Levent garaj'ı keşfettim de burda da ruhumu güzelce doyuruyorum.