31 Aralık 2009 Perşembe

"düşünüyorum ne kadar yer etmiş olabilir"


2009’daki edebiyat ve müzik karnem;

Bir Orhan Pamuk kitabını yıllar sonra ansiklopedi gibi olmasına rağmen başladım ve bitirebildim, (itiraf ediyorum sevdim de)

Hamdi Koç ile gecikmeli bir tanışma yaşadım, arayı kapatmak için hızlandırılmış bir program aldım,
Hakan Günday ön yargımı yıkmak için Ziyan’ı okudum, pek bahtiyar oldum, sonra eskilerden ortaya bir karışık yaptım sanırım bu sebeple de kendisine dair karışık hissiyatlar edindim.


Tatilde şuursuzlukla aldığım hissiyatlı kız romanlarından birini okudum ve çok da sevdim, ama sonra yazarın romantik kategoride satılan kitaplarının önünden geçip almaktan hep son anda caydım.

Aşk’ı okumasam da tasavvuflu kitaplardan bir kuple çaldım ( Ahmet Ümit; Bab-ı Esrar; İhsan Oktay Anar Suskunlar) ama devamını getiremedim.

Ayça Şen’in kitabını da hevesle aldım ama Saatçi Bayrı’nın onda birini bile maalesef bulamadım.

New York Times’da bir numara diye pazarlanan kitapları da okudum , çok şükür hiçbirinden de pişman olmadım.

Sıfır diye 11 Eylül’den bahseden bir kitap aldım. İnatla bitirmiş olmama rağmen yılın en manasız kitabı olarak kendisini aday gösterebilirim.

Kürk Mantolu Madonna’yı da utanıyorum ama daha bu sene okudum, çok etkilendim mi utanmadan söylüyorum hayır etkilenmedim.

Harlan Coben’i bolca okusam da eski dost wilbur smith’i de bir türlü ( iğrenç kitap kapaklarından ) okuyamadım.

Yiğit Okur ve Marc Levy’yi de bolca okudum ama en en güzel kitaplarını daha önceden okuduğum için bu seneye damgamı vuran kitapları olmadı.

Kenanımın Bora Uzer etkili albümü çıktı, en sevdiğmi şarkı Etme ve Aşkolik oldu, çok dinledim, Etme’yi bugün olsa yine dinlerdim.

Yılın en güzel iki keşfi Jehan Barbur ve Jülide Özçelik oldu, seneye de dinlenilir kendileri gibi geldi bana.

Koca yıl bir sürü Sakin konserine gitmeye niyet ettim, gerçekleştirebilme yüzdem ne yazık ki yüzde sıfırda kaldı.

Sanırım yaz konseri olarak sadece bir konsere gittim.

Travis tekrar gelip konser versin diye bekledim gelmediler, albüm çıkarsalar da olurdu onu da yapmadılar.

Ayça’nın albümü de bu sene çıktı, (onun da konserine gittim hakkım yenmesin) Kalpsizsini başta olmak üzere de birçok şarkıyı bağrıma bastım.

Chris Martin Fix You’yu Gwenth Paltrow’a babasını kaybettiği vakit yazmış, bunu öğrenince şarkıyı daha da hissiyatlı dinledim. ( son durumda Chris abimin başkaları ile öpüşme hadisesi ne oldu, boşanacaklar mı, boşanmasınlar)

Şevval Sam Güldünya şarkılarında Kibritçi Kız’ı söyledi, ona da kendi güzelliğine de öldüm bittim.





Son vakitte Candan Erçetin albümü çıktı, ilk dinlenildiğinde “bu ne ya” dense de, sonradan sevildi, Özür dilerim’i de kendim dışımda herkesi bıktıracak kadar çok dinlenildi.


ps. Başlık şarkısı Şebnem Ferah- İstiklal Caddesi Kadar

3 yorum:

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

fark yaratan bir liste olmuş hakikaten beğendim..

sanırım en klasik olan ise; "aşk" romanı olmuş. ama suç sizde değil elif şafak 300 bin satmış ondan heralde :)

şimdiden iyi seneler.
yeni yılda daha güzel bir blog ve daha çok okuyucunuz olsun inşallah..

malumafatrus dedi ki...

aşk'ı klasik olduğu için okumadım zaten, aman yanlış anlaşılma olmasın çünkü 2009'da "d&R'da kitap bakarken aşk'ı okudun mu sen?" diye konuşanlardan olmamak için gerçekten özen gösterdim.

Bu arada tüm güzel dilekler için teşekkürler ediyor ve bilmukabele diyorum.

ps. bir de ben de tanımadığım bloglarda siz'i kullanarak yorum yazsam da benim blogumda kimse sizli yorum yapmasın, bu cibiliyetsiz blogumda ciddi olmak zorunda kalmasın istiyorum:)

varol döken dedi ki...

kürk mantolu madonna, türk edebiyatının ve hatta dünya edebiyatının en güzel içsel aşk romanıdır, tabi ki benim şahsi kriterlerimce...

aynı kriterlere göre kenan doğulu yakarım romayı kenan olarak kalmalı, şevval sam benim şarkılarımı okumalı, tindersticks benim eve gelmeli, gerisi de koyvermeliydi...