17 Aralık 2009 Perşembe

"bugün zaman akmasın dursun ben içinden geçeceğim"


Şu an yaşadığımız her şeyin bir rüya olduğunu iddia etsem, aksini kim ispat edebilir bana?

Bir günün 24 saat, bir yılın 365 gün olmasının sebeplerini hatırlıyorum da bir hafta neden 7 gündü, bu konuda hafızamda hiçbir şey canlanmıyor.

Karşımda sağlam bir argüman yoksa, bir haftayı 6 güne indirgeme önerimi gerekli mercilere sunacağım, ban aarka çıkacak tüm aklı evelleri “writing to reach you” çatısı altında toplanmaya davet ediyorum.

Ya da dünya Cuma günleri kendi etrafındaki dönüşü 48 saatte tamamlasa mesela diyorum.Uzay çağı uzay çağı diyorlar da artık bir hayrını görsek diye istiyorum..

Bunlar olmazsa bir Perşembe kalkıp, bugünün Cuma olmadığına nasıl inanabilirim ki diye herkese inatla ve süper bir kararlılık ile yaklaşıp, herkese kuşku tohumu ile altüst edeceğim. Ve bu konuda o kadar iddialı olacağım ki, birden Cuşembe günleri tarikatını kuracağım.

AnlayacağınIz full force isyan sebepli hayal halindeyim ve bu haftadan çok ama sıkıldığımı da yüzüne söylemekten utanmamaktayım ( sanırım daha çok yoruldum)

Genelde her şeye evet diyen bir insan değildim ama bu aralar her şeye muhalefet olmak gibi bir dürtü var içimde. Ya herkese gıcık ya da her şeye muhalefetim ki sanırım yaşlanmak da böyle bir şey. Bir süre sonra da herkesi anlamaya ve olduğu gibi kabul etmeye başlar, kişisel değişimimi pek güzel şekilde tamamlamış olurum.

Futboldan ofsayt kaldırılsın mı diye film yapılıyorsa, hayatımızda Salı günü olmazsa ne kaybederiz ki türünden de bir beyin fırtınasına ihtiyacımız var bence. Konuya gösterdiğim ilgi ve alakadan ötürü söz konusu tartışmayı bir yazı dizisi olarak hazırlamayı da kendime görev edinirim.

Eğer bu zaman hilelerinden bir gün kazanır ve evde saçma sapan rahat rahat oturursam, takip ettiğim yan gözle baktığım tüm blogları tekrar inceleyip, ilişki ağını çıkartmak istiyorum.

Şöyle ki, kim kimi gerçekten tanıyor, kim kimin hayatını yüzünü görmese dahi kime neden kızdığını en yakından bile iyi biliyor, kim aslında eskiden tanışmıyordu ama bu blog sayesinde can ciğer kuzu sarması oldu, kim yakın arkadaş olmasına rağmen görüşmüyor ama blgo aracılığı ile arkadaşının da hayatını takip ediyor, kimin hayatına dair bir çok detay biliyorsunuz ama yanınızdan geçse tanımazsınız bu ağı bir amme hizmeti olarak yeni okura sunacağım. Bir de okurun ve blog sahibesinin mesleklerini yazılarına istinaden tüm şizofrenim ile uyduracağım.

Ve evet anlaşıldığı üzere kafayı çizmeye de fevkalade yakınım.

Bu yazıdan çıkartılmayacak notlar;

  • Sensörlü olan her şeye de gıcığım. Musluk, peçetelik falan tamamen zaman kaybı ki bunu illa kullandıranlara göre su ve havlu tasarrufu zaman kaybından daha değerli. Bir el yıkamak bu kadar işkence vermemeli insana, değil mi ama?

  • Daha önce pınar beyaz'ın kullandığı bir formattı ve ben onu nedense daha eğlenceli bulmuştum, ama yine de http://www.yeniyilgelmedenkendinegel.com/ sitesi geyik muhabbetleri için yaratıcılık sıkıntısı çekenlere yardımcı olabilir gibi geldi bana, ondan beyin fırtınası sonrası bilgi yağmurunu da yazımın sonuna iliştirmek istedim.

ps. Başlık şarkısı Şebnem Ferah- Gözlerimin etrafındaki çizgiler.

1 yorum:

Fery... dedi ki...

madem hayal kuruyoruz günlere dair hayalimi sunmak istiyorum ben de ve pek tabiiki kabul görmesini :))

her gün Cumartesi olsun...