22 Aralık 2009 Salı

"ben senin yüzündeki çizgi ya da dünündeki anı"


-Vejeteryan okurların okumaması dileğimle-

31 Aralık'ı yılın geri kalan 364 gününden farklı bir şekilde kutlamayı istememin sebebi çocukluğuma dayanır. Benim için minik bir fare iken bir kasabada lojman hayatı sürmenin avantajları saymakla bitmez. Çocukluğumu çok detaylı bir şekilde hatırlamasam da ( kendi kendime terapi gibi oldu bu) geçmişi genel olarak güzel diye nitelendirmemin en büyük sebebi de lojmanın o koca bahçesinde geçen uzun ve şuursuz saatlerim olabilir.

O dönemler yılbaşı yemekleri bizim evde ve upuzun bir masa etrafında yenilirdi (Ferzan Özpetek filmleri misali). Anneciğim iş anlamında yıl sonu en yoğun döneminde olmasına rağmen yemeklerini birkaç gün önceden yapar, mutlaka kabak tatlısını da hazırlardı. Menünün en önemli yemeği pek tabi ki hindi olurdu. İşin yazıya bahis olan kısmı ise, o hindinin en erken 1 hafta önceden alınıp bahçede beslenmesiydi.

Serde çocukluk olduğundan hindiyle 1 hafta süresince kanka olan ben zavallı hayvancağızın kesilişini falan tabi ki görmezdim ama dünkü kankamı hapur hupur yemeye de hiç itiraz etmezdim. şimdi düşünüyorum da ne vicdansız bir şeymiş bu çocukluk yahu? İnsanda azıcık travma oluşur değil mi? Yok valla ben hemen unutuyordum o kısa dostluğu, giriyordum "yeni yıl yeni yıl herkese kutlu olsun" moduna.



Şu vakit bu yazıyı da yıllar sonra travmam oluştu demek amaçlı değil, güzel ve kocaman bir evim olsun yeni yılda her sene küçük bir gruba yemekler düzenleyeceğim ama hindi servis etmeyeceğim demek için yazıyorum. Hindi etini de çok uzun zamandır yemediğimi bu yazı vesilesiyle idrak ettiğimden, herhalde tadını sevmiyorum diye düşünüyorum.

Yazının gizli ana fikri ise, yılbaşı için bir plan yapmaktan an itibariyle vazgeçmiş olmamdır. Çocukluğumu güzel hatırlamaya devam etmek güzel ama çocukluğumu kazık kadar olmuş halime taşımak konusunda ısrarcı olmaya hiç gerek yok.

Bu sebeple 2009'a elveda, hindilerin ruhuna el fatiha.
(kendimden iğrendim resmen)

Bu yazıdan çıkartılmayacak itiraflar;

Eski zaman yemeklerindeki en büyük eğlencemiz de kendi kolalarımız yerine bilinçli bir yanlışlıkla büyüklerin içtiği votkalı kolaları içmekti. ve o zamanki votka tadı ile şu an içtiğim votkaların arasındaki bir koca ömür tadı var ki, bu iyi mi kötü mü karar veremiyorum.

ps. Başlık şarkısı Yonca Lodi- Emanet

7 yorum:

mervetan dedi ki...

ben de hala hiçbir plan yapmadım, yapmıcam da heralde. şu an tek bir yere davet edildim, o da halamlara gidip aile eşrafıyla birlikte arabaşı içip Tv izlemek. sonra da kuzu kuzu eve dönmek..

Nuray dedi ki...

çocukluğumda da yılbaşının hiçbir anlamı yoktu şimdi de yok. özellikle bu plan program hadiseleri sonuçlanmayınca gıcık bile olabiliyorum bu yılbaşlarına :) gerçi ne zman sonuçlandı ki bizim plan programımız. hindiyi de sevmem zaten.

Fery... dedi ki...

her ne kadar yapma bir mutluluk geçici bir heves olduğunu bilsem de her tarafın süslenmesi ışıklar benim hoşuma gidiyor ama 31 Aralık akşamı eğlenmek durumundayız fikri bayıyor açıkçası zoraki eğlence gibi geliyor bana dolayısıyla öncesindeki atmosfer değişikliğine varım ama 31 Aralık Akşamı eğlenelim coşalım fikrine yokum...

malumafatrus dedi ki...

napıyım yani yeni yıl vakitlerinde çağırmıyım mı ileride sahip olacağım ( kira da olabilir sorun değil) koca mutfaklı güzel yemek yapılan evime sizi?

Fery... dedi ki...

haaa yoookkk beni çağır büyük masada hoş sohbetlerle ferzan özpetek sahnelerinde yemek yemeyi severim ben :)

varol döken dedi ki...

hayatımda hiç yılbaşında hindi yiyen türk ailesi görmedim:) en kral tavuğu büyük alırdık biz... hele ki eskiden hindi dediğin nişantaşı şütte'den başka yerde satılmazdı, bizse dikilitaş'ta oturuyorduk:)

çocukluk masum falan bir şey değildir hakikaten... zaten insanın masum olması gibi bir durum da yoktur... hiçbir şey değilse gelecek nesillerin kanı var elimizde... yine de ben bir kedinin hayatımı kurtarmış olarak, çocukluğumu kurtarmış olduğuma inanıyorum:)

yeni yıla gelince... yıllardır aklımdadır, bu sene yine denk düşmedi ama bu blog şahit olsun ki bir yeni yıla halı sahada dansöz oynatarak gireceğim (maç yapacağız tam 24te hakem kıyafetini çıkarıp dansöz kılığına bürünecek orta sahada ve hayır elbette hakem erman toroğlu değil lale orta taifesinden olacak:)

malumafatrus dedi ki...

o eskilerde İstanbul dışında yaşayınca, hele ki o yaşadığın memlekette tavuk, hindi falan filan gayet özgürce dolaşınca, yılbaşında hindi yiyen türk ailesi olmanın pek orjinalliği kalmıyordu inan bana. Ama ısrarla her sene yılbaşı için kabak tatlısı yiyen türk aile yoksa, orada orjinalliğimizi konuşturabiliriz.

dansöz, halı saha falan iyi hoş güzel de, yeni yıla uygun olarak kar yağarsa o dansöz kızcağız zatürre olmaz mı yahu?

Günün anlam ve önemine uygun olarak o zaman sizin takım da forma olarak noel baba kıyafeti, karşı takımda fosforlu yeşile çalan noel baba kıyafeti giysin diyorum o zaman ben.