25 Aralık 2009 Cuma

"belli etmeyiz ama iki korkağız, biz aslında"


Sorumluluk;
Kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi, sorum, mesuliyet.

Efendim bugün dertsiz başımıza dert edilenelim köşesinin konuğu sorumluluk.

Bugün (yazı geç yayınladığından aslında dün) yine enayi gibi işim olmayan sayısız konuyu sırtıma kambur olarak yüklediğimden, bu gereksiz özelliğimin kaynağına inmek, mümkünse de çözüm üretip, kendisinden kurtulmak benim için en büyük gaye oldu.

Kendimi irdeleme faslına geçmeden önce müsadenizle çuvaldızı başkasına batırmak ve işini sahiplenmeyen, sorumluluğun bilincine varmayan/ varamayanları da dövmek ve dövmek istiyorum.

Sonrasında da güzel dayak yeme faslı bana geliyor. Herkesin derdini dert edinerek bu hayat geçmez ben kendime de söyleyeyim.

Bu aşırı sorumluluk hadisesi sanki genetikle ilgili değildir diye düşünmekteyim. Yani bir ailenin iki çocuğu da farklı farklı oluyorsa yetiştirme tarzıyla da pek alakalı olmadığından, hepsinden birazcık çalarak insan karakteriyle etkileşiyor olması gerektir diye bilimsel olmayan bir tez üretiyorum. Ama ben çocuğum olsa ona sorumluluk dersi nasıl verilir bilmem misal. Annemle babam bana ne yaptılar da bu gereksiz sorumluluğu edindim onu da hatırlayamıyorum.

Ama insanların işini kendime dert edip çözmeye kalkmayı, bunun için de başka işinin sorumluluğunu idrak edememişlerin peşinden koşmayı, tepesinde boza pişirmeyi hiç ama hiç sevmiyorum. Kısacası dürterek çalışan insanlardan gerçekten nefret ediyorum. Zaman yönetimi ve önceliklendirme yetenekleri olmayanları da takdir edersiniz ki anlayabilmem pek mümkün olamıyor.

Peki sonrasında ne mi oluyor? gereksiz üzüntü, gereksiz yorgunluk, gereksiz asabiyet. Ne için sorusunun ise cevabı pekala yok.

Şimdi yazarken idrak ettim; annem "önce yapılacakları bitir sonra keyif sürersin" derdi hep bana. İşte hep bu ince işlemelerle yaktı benim başımı. Şimdi aşırı sorumluluk halininin oluşturduğu herkesin işini yapmak gayretiyle sonsuz!! kariyer yeteneklerimi ve gençliğimi tüketiyorum. Gün itibariyle de bu irdelemeyi yapıp, içimi döktüğümden iki kuplelik tatilime resmen giriyorum.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Hafta içi 6'da kalkan kaç şuursuz Cumartesi sabahları 8.00'de kendiliğinden uyandığı için mutlu olur ki?
  • Değerli Boyner; gecenin 4.00'ünde msj gönderdiğin için uzunca bir süre seni boykot edip alışveriş etmeyeceğim, neden gelmiyor bu kız diye düşünme, suçu kendinde ara.
  • Ve Boyner'in aristokrat abisi Beymen; senden alışveriş yapmadım, yapmak gayesinde de değilim, sırf bir vakit advantage kart aldım diye bana zırt pırt msj gönderme; o kadar para kazanıyorsun doğru düzgün bir CRM çalışması yaptır.
ps. başlık şarkısı Candan Erçetin- Nedense Sustum
Ps.2 Konuyla alakasız resmimizin adresi.

4 yorum:

Aslı dedi ki...

Kaynağa inmiş gibisin. "İş bitsin önce" yaklaşımı, gerekirse beceremeyenin elinden alıp, işi bitirmeye götürüyor insanı. Bu durumda o beceremeyen aynı kalıyor, sen daha fazla yoruluyorsun.
Tembelliğinin, beceriksizliğinin sonucunu yaşamayınca; nasılsa sen varsın, yetişirsin mantığında, ne onlar değişiyor ne de her işe koşan sen.
Çok yorucu bu.

Fery... dedi ki...

sağ el olmaktan vazgeçmedikçe biz bunu ölümüne yaşarız yapcak bir şey yok...

( f ) ( k ) ( h ) dedi ki...

şu boykot edilecekler listesine turkcell'i de ekleyebilir miyiz? artık yeter yaa gacanin bi yarısı üst üste 3 mesaj atıyor ve baktığımda 3 mesajda aynı!

cinayet sebebi bu başka bir şey değil..
bunu da ekle listeye! pilisss

malumafatrus dedi ki...

ben de birini acilen aradığım ama ulaşamadığım vakit, "ulaşamadığınız kişiye turkcell'in konuş gönder msjı gönderin" türünden çıkarcı mesajlarına deli oluyorum. Yani aslında bu msj hadisesinde balık tamamıyla baştan kokuyor.