12 Aralık 2009 Cumartesi

"bekleme romantik olmamı, sana ilgim içgüdüsel"



Her Cumartesi sabahına bir Hakan Günday yazısı ile başlamak adetten gibi oldu ama bu cumartesi de şans bu ya kendisinin Buket Aşçı ile programını izledikten sonra fikriyatlarımı belirtmeden duramazdım.

Efendim malumunuz Hakan Günday hayatıma kısmen yeni girdiği için ben kendisine ilk defa Tv'de bugün izledim. Röportajları ve kitapları ile kafamdan oluşturduğum tipten çok mu farklıydı, hayır değildi. Ama ve ama; yani anlayamadığım bir Berkun Oya'lık sezdim kendisinde.

Tamam ses tonu pekala güzel. Ama o vurgular, o ben bu dünyadan değilim hali, o bir saniye düşünüp cevap verme falan Berkun Oya'nın kendi programındaki haline benzettim ben epeyce, bu yüzden de biraz yapay buldum. Ve şunu belirtmekte de fayda görüyorum; kitapların kaç sattı sorusuna bilmiyorum cevabı veren adam, Tv programına çıkmamalıdır. Hayır tv programına da çıkıyorsa da, sıkı takip etmem arada bilgi sahibi olurum türünden nispeten yumuşak cümleler kurmalıdır. Bir de bir yazar istemezse kitapevi yine de bolca reklam yapar mı bunu da bilmiyorum. Yani çok satmak amacıyla yazmazsınız, sonrasında da satışı önemsemezsiniz belki ama yine de ya şuraya da reklam vermesek gibi bir tepkiniz olamaz mı? Bence olmalı çünkü. İnsan saçma sapan her yerde kitabının reklamını görmemeli.


Bu arada kendimi kahvaltıya kaptırdığımdan mıdır bilinmez Hurşit Ziya'nın gerçekten akrabası olduğu türünden bir konuşma sezinledim, öyleyse kitabın manasızca bitmesini anlayabilirim. Değilse şizofreni boyutumdan ötürü kendimi tebrik ederim.

Her şeye rağmen kendisini kitaplarının arkasındaki saçma sapan fotoğrafları ve radikal kitap röportaj fotoğraflarından daha canlı halde gördüğüm için mutlu ve bahtiyarım.

Bu arada hava sayesinde Piç'i de bugün bitiririm belki türünden hayallerim var. Bitirince de çözdüm seni Hakan mealinde bir yazı da yazmam gerekecek, bu sebeple "artık püffff" diyenler olacaktır, ben şimdiden uyarıp bilinçli yazıcı sorumluluğumu yerine getireyim.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • politik gündem çerçevesinde olup bitenleri, aslında arkasındaki gerçekleri bana özetleyecek bir politik danışman arıyorum. Nuray Mert'le haftada bir saat kahve içsem, danışmanlık ücretini de ödesem türünden derin hayallerim var. İlk gördüğüm yerde kırmızı donlu noel amcalara bu dileğimi de iletmek istiyorum.
  • Aralık'ın son haftasına kadar yeni yılda yapılacaklar konusunu haber yapmayan tüm gazeteleri de lüzumsuz ve birbirinin kopyası olmakla çöpe atmak istiyorum.
  • Bir okur sevdiği yazarın imza gününe neden gider acaba? Başka yazılarda da bunu tartışmayı düşünüyorum.
ps. Başlık şarkısı Redd- Deliyim

4 yorum:

malumafatrus dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
malumafatrus dedi ki...

programın tekrarını okudum Ziya gerçekten akrabasıymış ve bu yüzden de nedense tuhaf bir şaşkınlık içindeyim.

Ayrıca kendisine sorulan kadın okurun var mı sorusuna verdiği umut ediyorum cevabına istinaden söylüyorum; umudun gerçeğe dönüştüğü nokta için bu blogu okuması şart:))

mervetan dedi ki...

hakan günaydan geçtim de şu kırmızı donlu noel babaya çok güldüm. kırmızı donu giymesi gereken dilek dileyecekler değil miydi? noel babanın da mı donu kırmızıydı? kih kih..

mervetan dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.