2 Aralık 2009 Çarşamba

"bakınca her fotoğrafına dudaklarım mühürleniyor"


Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.

Efendim değerli Ece Erken’in hafta sonu
röportajının bende oluşturduğu ana fikir budur. Yani bir insan Demet Akalın ile kanka ise kendisinin paragöz olmaması beklenemez, beklenmemelidir. Bir insan kocasının o kadar zengin olduğunu başlarda bilmediğini belirtiyorsa, kendisine asla ama asla inanılmamalıdır.

Kusura bakmazsanız, bizatihi tanımadığım için medyadan tanıdığım Ece Erken’i kendi kendime yargılayacağım. Engin röportajdaki bazı beyanatlardan kendi anladıklarımı ve yorumlarımı yazmadan geçemeceğim.

Düşünün özel sağlık sigortam bile yok (gülüyor). Ama Tuncer’leyken vardı. O her şeyi düşünürdü, benim düşünmeme gerek kalmazdı.
(Özel sağlık sigortasını Tuncer düşünür müydü, parasını mı verirdi? Çok merak ettim kendisinin ssk’sı var mı acaba?)

Yani her şeyi elinin tersiyle ittin. 4 katlı lüks bir villa, hizmetçiler, aşçılar, şoförler...


Şimdi yemeğimi yemek sepetinden şipariş ediyorum (gülüyor). Hâlâ yemek yapmaktan nefret ediyorum. Evet böyle bir aileye gelin gittim ama ben yokluk içinde büyümedim ki. Aslan gibi emekli albay bir babanın kızıyım. Hep el üsünde tutuldum, ne istesem alındı. Her zaman şımarık büyütüldüm.

(Anne babaların en büyük hedefi kendisine olmayanı ve her zaman en iyisini çocuklarına sunmaktır, bu anlamda “el üstünde tutulmak, ne istesem alındı” demek o meşhur Türk aile yapısının göz bebeği çocukların en belirgin özelliklerinden değil midir? Daha da önemlisi yemeğimi yemek sepetinden sipariş etmek, iyi bir durumu mu kötü bir durumu mu tavsir ediyor ben onu pek çözemedim, hayır ben bugüne kadar yemek sepetinden 2 kere sipariş verdim, hizmetçim de yok yemek de yapmıyorum, bu durumda çok mu zenginim, çok mu el üstünde tutuldum acaba onu çözmeye çalışıyorum)

Artık hayatına girecek olan erkek zengin olmalı diye bir düşüncen var mı?

Benim hiç öyle bir kriterim olmadı. Zaten Tuncer öyle lüks yaşayan bir insan değil ki. Hani ben onun zengin olduğunu bile bilmiyordum. O benim için sadece aşık olduğum adamdı.

(Bu satırlara gülmeniz için bekleyip röportajın devamını da okumanızı rica edeceğim.)

Nasıl yani?

Tuncer bana hep derdi ki; “Bu ilişki senin sayende bir yere geldi.” Gerçekten de öyle. İlişkimizin ilk 4 yılı resmen Tuncer’in kapısında süründüm. Çünkü Tuncer kendini uzun soluklu bir ilişki için hazır hissetmiyordu, yıllarca peşinden koştum. Evine gidip kapısını çalıyordum kapıyı açmıyordu. Arkadaşları “Yazık kıza, al eve” diyorlarmış yine de açmıyordu. Saatlerce ağlayarak, kapıyı açmasını bekledim. Tatile gittiğini öğreniyordum, peşinden gidiyordum. Yüzüme bile bakmıyordu. Gece kulübünde peşindeydim. O kadar kıskanıyordum ki hiç normal değildim. O benim için Twilight filmindeki (Alacakaranlık) Edward’tı. Yani sonsuz aşkımdı. Evliliğe nasıl ikna ettin?Ne zaman ki bu ilişki kesin olarak bitti dedim ve ayrıldım işte o zaman “Evlenelim” dedi. Zaten düğünümüzde de “Ece’nin fendi Tuncer’i yendi” demiştim. Evlilik istemeyen bir adamı evliliğe ikna ettim, boşanmak istemeyen bir adamı da boşanmaya. Benimle ne evlenmeyi ne de boşanmayı istedi. Çünkü evliliğe sıcak bakmayan bir adamdı. Zaten erkek ve kadın ilişkilerinde şöyle de bir gerçek var; erkek kadını kaybetmeden onun değerini anlamıyor. 8 yıl birlikte oldum bana evlenme teklifi etmedi. Ne zamanki “bye bye” dedim teklif o zaman geldi. Aslında Tuncer bana çok çektirdi. Açıkçası 8 yılın ilk 4 yılı o bana, son 4 yılı da ben ona çektirdim. Kadın unutmaz derler ya ben de o 4 yıl yaşadıklarımı hiç unutmadım aslında.

(Ece Erken’in psikolojisini anlamamız tabi ki çok zor. Ama yani umut ediyorum ki bu söylediklerine gazeteyi okuyunca pişman olmuştur. Aşkın gururu olmaz, olamaz diyelim tamam da, yani bu gurursuzluğu da apaçık ortaya sunmak hele ki bunu bir başarı gibi yansıtmak ne fena bir şey yahu. Bir erkeği evliliğe ikna etmek cv’de yazması gereken bir özellik midir Allah aşkına? Sizinle evlenmek istemeyen bir erkeği buna ikna etmek... Allah yazdıysa bozsun diyorum.)

Yoksa eski kocam 10 numara bir insandı. Öyle ki 1,5 yıllık boşanma sürecimizde sanki evliymişiz gibi sorumlu davrandı. Hatta parmak iziyle girdiğimiz evimizin kapısındaki manyetik cihaz sadece ikimizin parmak iziyle açılıyor. Bu da, o eve benden başka bir kadının girmediğinin en büyük göstergesi

(Öncelikle anlamadığım şu, bu çift 4 katlı villada hizmetçiler ile falan kalmıyor muydu? Bu durumda sadece iki kişinin parmak iziyle açılan bir kapı çok rasyonel gelmiyor bana. Hadi bunu geçtim, iki evleri var diyelim; Ece Erken’in 10 numaralı kocası eve başka bir kadınla girerken o kadının parmak izini de bir yerlere mi okutuyor acaba? Yani kendisi için aldatılmak (ki ayrılık sürecinde aldatılmak da olmaz sanki) evin kilidini bir başka kadına açmaksa, geniş bakış açısından ötürü kendisini tebrik etmek istiyorum.)

Peki bu evlilik niye bitti?Dediğim gibi anlaşamıyorduk. Belki büyük konuşuyorum ama benim yerimde başka bir kadın olsa Tuncer ile evliliğini asla bitirmezdi. Tuncer hem çok yakışıklı hem de Türkiye’nin en iyi ailelerinden bir tanesinin çocuğu. Karakter olarak da kimse ona laf edemez. Bu mesleğe giren kızların yüzde 80’i zengin koca bulma amacıyla bu işlere giriyor. Benim ise hiç öyle bir amacım olmadı. Benim yerimde başka biri olsa Tuncer’den asla boşanmazdı. Çocukluğundan bu yana kendi ayakları üzerinde duran bir kızım. Bu yaşıma kadar da kimsenin parasına tenezzül etmedim. Huzurum kaçınca da boşandım.

(Öncelikle kusura bakmasın ama bu mesleğe giren kızların %80i içindedir benim için Ece Erken. Kocasını böyle tarif eden bir kadından başkasını da beklemek çocukluk olur netekim. Türkiye’nin en iyi ailelerinden bir tanesinin çocuğu seni uçakta herkes içinde hırpalıyorsa, sorarım sana ne olacak o iyi aile? Çocukluğundan bu yana kendi ayakları üzerinde duran Ece Erken, neden özel sağlık sigortası bile yaptırmıyor onu yine anlayamıyorum ben işte.)

Ama boşanırken 2 milyon lira tazminat istedin.

Bunu ben istemedim. Öyle bir haldeydim ki bunu düşünecek durumda bile değildim. Şimdi olsa kitap yazarım ama boşanma sürecimde cahilce davrandım. Ne derlerse “Tamam” dedim. Ne zaman ki dava dilekçem medyaya düştü o anda kendime geldim. Tuncer’e hemen ondan hiçbir şey istemediğime dair bir kağıt imzalayıp, gönderdim. Bu parayı isteyecek yapıda bir insan olsaydım evliliğimi bitirmezdim.

(Bu kısma çocuklar inanmıştır belki, ama kusura bakmasın ben sadece ve bolca güldüm)


Bundan sonra hayatına girecek erkekte nelere dikkat edeceksin?

Kesinlikle Aslan burcu olmamalı (gülüyor). Boğa ve Aslan hiç anlaşamıyor. Yeni bir ilişki düşünecek durumda değilim, yasımı tutuyorum. Dibine kadar acımı yaşıyorum. 8 yılı unutmak çok zor. Ne zaman ki Tuncer’in hayatına yeni bir kadın girer o zaman hatıraları toprağa gömerim. Ama biliyorum ki Tuncer benim kadar kimseyi sevemez. Ben de onun kadar kimseyi sevemem.

(Röportajda bana hitap eden en önemli kısım. İnatçı Boğa ile katır inatlı Aslan ikilisi:)Ama kendime dayanarak şunu söyleyebilirim Boğa Erkeği ile Aslan Kadını; Aslan Erkeği ile Boğa kadınından zor da olsa daha iyi bir ikili olabilirler. ( şahsen ben de sevmem zaten Aslan erkeklerini:P))

İlk kavgamızı balayımızda yaşadık. Erken kalkmıyorum diye bana kızmıştı. Sabah 6’da kalkıp “Denize girelim” derdi ben ise uyumak istiyordum (gülüyor). Evlilik sözleşmemiz olsaydı ne ben o kadar uzun uyurdum, ne de o sabahın köründe kalkıp, denize gitmek isterdi (gülüyor).

(Bahsi geçen ilk kavgamız lafını evlilik sürecindeki diye düşünmek istiyorum. Yoksa kendi anlatıklarına göre 8 sene boyunca yaşanılan kavganın haddi hesabı olmamalı. Şaka da olsa kendisine evlilik sözleşmesine de bu kadar anlam yüklememesini salık veriyor, bundan sonraki hayatında da zenginlik ve mutluluk diliyorum.)


ps. Başlık şarkısı Özgün- MÜhür

2 yorum:

varol döken dedi ki...

hakan günday dan yaptığınız alıntıyı alıntılamak için gelmiştim, sonuçta unutur insan, okuyup unutmak lazım o adamı... tam önceki kayıtlara basıyordum ki ece erken malumatfuruşluğunuzu gördüm, haklıdır herhalde diyip geçecekken, aslan erkeğini sevmediğinize gözüm çarptı (bu da ece erken kadar yalandır tabi, baştan sona okudum, gözüm de çarpmadı seğirdi)

sevin yani aslan erkeğini ne var yani, onlar ki sevgi ve şefkatten başka hiçbir şeye ihtiyaç duymazlar... esirgemeyin bunu onlardan, isterseniz uzak durun kafeslerin arkasından...

böyle...

malumafatrus dedi ki...

bir aslan burcu olarak kendimden başka aslanlarla yan yana gelince, aynada kendimi görmüş gibi olduğumdan, halimden pek memnun olmuyorum açıkcası:)) Tabi şu da var şu derin burç bilgime dayanarak bir aslan erkeğini bir koca erkeğinden ve pek tabi akrep erkeğinden daha sempatik olacaktır her halükarda.

ve evet bir aslan burcu olarak sevilmek de en büyük hakkımız, zaten aslan burçlarından ala sevilcek insan grubu da yok bu dünyada değil mi? çok devrik oldu cümle ama , demek istediğimi anlattığımı umut ediyoru.