6 Kasım 2009 Cuma

"uzak dur yakınıma bu mesafe beni bozar"



  • Kendimle çelişmek gibi olacak ama gerçekten çok işim var. Aslında yapmak istediğim çok şey var ki, asıl bu tam anlamıyla kendimle çelişmek oluyor. İş anlamında da yapmam gerek çok şey var, çok şeyin üstüne bir de kendime başka işler çıkartıyorum bir hevesle, kişisel gelişim babında da şunu da bunu da yapsam hissiyatım mevcut, sonra yazacak bir sürü yazım var, eve karşı da iyice özensiz olmaya başladım; bunları düşünüp off ki off yapıyorum ve bu sebeple de trafikte geçirdiğim her vakite daha çok isyan ediyorum.

  • Aslında otomotiv sektöründe çalışıp, trafiğe küfretmek çok ironik. Zaten ben de zaman zaman kendimi sigara içmeyen ama tütün firmasında çalışan biri gibi hissediyorum. Ayrıca insanın akıllısının da işi ile evi arasında 15 dk'lık mesafe olmasını gerektiğini savunurken yollarda gençliğimi heba etmemi de ayrı bir karaktersizlik olarak görüyorum. Sanırım iş alemi ekmek parası ayağına bizi karaktersiz yapıyor, ya da sadece ben bu kadar tutarsızlığı kendime yakıştıramadığım için bahaneler buluyorum.

  • Belki böyle bir fonksiyon vardır, hatta bence outlook'da kesin vardır ama maillerde de bir "yönlendirme" hadisesi olsun istiyorum. Varsa böyle bir teknoloji beni de bilgilendirin de cahil cahil konuşmayayım istiyorum.


  • Bir de saçma ama şöyle bir iddiam var. Dediğim gibi ben hiçbir şifremi bir yerde saklamam. Şimdi Allah tabi korusun ama başıma bir şey geldi, öldüm gittim, bu blog iptal edilsin isterim. Veyahut yok ama facebook accountum var, ölmüşüm ama fotoğraflarda yaşıyorum. Yani şöyle bir hadise olsa, mesela ben gmail'le bir mutabakata varsam ve desem ki, bana birşey olursa ya tüm bilgilerimi şu x kişi ile paylaş, ya da taleple herşeyi cancel et, güzel olmaz mı? Cuma cuma niye böyle şeyler düşünüyorum bilmem ama siz ölmüş arkadaşınızı facebook listenizde sürekli görmek ister misiniz, ben sanırım istemem. Veyahut yıllar sonra bir arkadaşım aklıma geldi, kendisine mail attım, cevap alamıyorum, "vay nankör" falan filan diye de kendisine isyan ediyorum. Ama dese ki gmail bana artık bu adres kullanılmıyor şekerim, bunun için de bahtiyar olurum. Bunların hepsi aslında uygulanan şeylerse teknolojik ilerlememin sadece twitter'la sınırlı kalmasını çok vahim buluyorum.

  • Twitter demişken, kusburnu geçenlerde isyan etti; kış gelince neden erkekler hemen süveter giyer diye. Orda kendisine fikriyatımı belirtmiştim, buradan da konuyu açmak isterim. Efendim bence erkekler bir örnek giyinmeli diye bir kural çıksa, forma olarak önerim gömlek üzeri kazak alta jean olurdu. İş ortamında da kravat zorunluluğu yoksa gömlek kazağı varsa gömlek ve süveteri takdirle izlerim. Belirli bir yaştan sonra bir kıyafet tarzıyla da markalaşmak istersem tercihim aynı olur, sürekli gömlek üstü kazakla yaşabilirim. Zaten tam da bu sebeple süper sıkıcı ve düz bir insan olarak kategori edilebilirim.


  • Yetiştiremediğim işlerden mütevellit daha az uyumak gibi bir hayalim var, ama onun pek mümkünatını olmadığını biliyorum. Zaten hava karardığından artık kitap okuma hızım da azaldı, bu anlamda da vicdan azabı çekiyorum. Nefes'den sonra bir cesaretle Hakan Günday'ın Ziyan'ını okumaya cesaretlendim, bu hafta sonu elimdeki kitabı bitirip, ona da başlamayı hayal ediyorum.


  • Hafıza konusuna değinmeden bir hafta geçmediğim için bugünde sahip olduğum tek cevher konusunda iki kelam etmek isterim. Bence (ki bunu daha önce Işık Menderes de söylemişti) insan kendinde omlayan birşeyi anlayamaz. Bir nevi bilgisayar programı gibi düşünün, sizde word yüklü değilse dosyayı açamazsınız ya o hesap. Bunun için ben hafızasız olanları anlayamıyorum, hafızasız olanlarda beni. Beni hafızasız olanları değer vermiyorlar olarak görüyorum, hafızasızlar ise benim kendilerini fazla önemsediğimi düşünüyorlar. Aslında hiçbiri tam olarak doğru değil. Bu sebeple kartvizitime, şu şu şirkette çalışır, pozisyonu budur, en belirgin özelliği güçlü hafızasıdır diye yazırmayı planlıyorum.


  • Sayın Mirgün Cabas zaten biliyordur ama kendisine bir nevi amme hizmeti olarak PR faaliyeti sunmak isterim. Google analytics der ki, herkes Mirgün Cabas evli mi sorusunu merak etmiş, benim blogum da buna cevap olmuş. hergün belirli bir sayıda insan bu soruyu google'a soruyor, kendim de merak etsem de bunu hiç google'a sormadığım için yine de bu sonuçlar bana tuhaf geliyor.


  • Anlayacağınız malumafatrus aydınlanmaya ve kamuoyuna aydınlatmaya devam ediyor sayın okur. Zamanı olsa aydınlanma fenerine de dönecek işte ama ne yaparsınız günler çok kısa geliyor ( ve evet şu anda kendisine çok gülüyor)
ps. Space'deki yazı ve renk çeşitlerini kesinlikle buradan daha zengin buluyorum ve oradaki yazılarımın formatlarını daha çok seviyorum.

ps.2. Başlık şarkısı Duman- Yalnızlık Paylaşılmaz

ps.3. Resmimiz ise takipedilesi bir blog aracılığı ile buradan.

3 yorum:

kusburnu dedi ki...

gömlek üstü kazak eyvallah da süeter olmuyor ya, ezik bi görüntü veriyor bence. aman sırtım üşümesin de kollarıma nolursa olsun mantığı. bi anne kollaması sonucu giyilmiş gibi, sanki anne "aman evladım sırtını sıkı giyin" demiş gibi.bi de süeter var beter süeter var. bisiklet yaka olanlar bi nebze de, V yaka olanlar yok mu.. bi de aradan kravat çıkar falan tam o V den.. grrrr

malumafatrus dedi ki...

Bizim şirkette kravat zorunluluğu olmadığı için herkesin gömlek üstü kazak giymesini isteyebiliriz öyleyse. Boşu boşuna süveterle uğraşmasınlar. Süveter liseden kaldığı için muhtemelen de antipati yaratıyordur bünyende.

kusburnu dedi ki...

olabilir lakin erkek yoktu bizim lisede. biz giyiyorduk o da eşit irençlikte oluyodu gerçi :)