3 Kasım 2009 Salı

"sanki bir şeyler eksik hayatında "


Babam benim gibi popüler kültür insanı bir kızın babasından beklenmeyecek şekilde haber odaklıdır. Bıraksanız ne yazık ki 7/24 haber ve tartışma programı izleyebilir. Bendeniz de geçen tatilimde ucundan kıyısından konuya dahil olunca ne yazık ki bu ülkenin gerçeklerinden mütevellit içim şişti. Az haber az kaygı dedim kendi kendime. Tv'yi az ile, gerçeklerden kaç dedim sonra da bunları diyen ben değilmişim gibi tıpış tıpış Nefes Vatan Sağolsun'u izlemeye gittim.

Geçen hafta Günlerin Getirdikleri'nde Hülya Tanrıöver'i izleyerek film hakkında az biraz bilgi sahibi olmuştum.Nedense dedikleri o zaman bana fazla önyargılı gelmişti. Filmden çıkınca önyargının haylü yüksek olduğundan iyice emin oldum. Aslında bir de geçen sene bu zamanlarda da filmin fragmanını görüp, eyvah eyvah demiştim.

Benim üniversite döneminde en sevdiğim vergi hocam epey de üst düzey bir yönetici ve bürokrattı. Kendisi birgün Kıbrıs konusu hakkında konuşurken, ne doğru ne değil açıkcası emin değilim der ve Rauf Bey'le konuşmaya gidince o bize konuyu öyle bir anlatıyor ki, bir bıçak alıp Güney Kıbrıs'ı işgale gidebilecek gibi hissedebilirsiniz demişti. Ben de bu filmin başlarında işte aynen öyle düşündüm. Aslında sonunda da pek farklı düşünmedim. Şimdi bu dediğimle tutarsız olacak ama filmi bir tarafı destekler olarak da nitelendiremem. tabi ki bazı popülist kısımları olacak, filmi bir belgeselden (Kan Uykusu mesela) ayıran unsur da bu zaten. Ben şahsen filmden militarist duygularla ayrıldım onu da itiraf edeyim. Ha yarın askere gitcek bir oğlum olsa böyle düşünümeyeceğimi de hissediyorum.

Filmin şansız olduğu kısım, işlediği konu sebepli filme sanatsal gözle pek bakılamaması. Ben bu boşluktan istifade sanattan anlamayan yanımla şunu belirtmek isterim ki, görüntüler muhteşem. Bulut olayı ile hadise bitmiştir. Bir de 3 yılda biten bir film falan olması, çektikleri sıkıntıları okumak cidden insanın yüreğini bir kötü yapıyor.

Bence filmin en kötü yanı izlediklerinizi "film bu ya" diyerek unutup gitme ihtimaliniz olmaması. bu filmin belki benzeri, belki daha beter yaşandı ve yaşanıyor bu ülkede. Ve ben bu sebeple oğulları askerde olan annelerin bu filmi asla izlememesini dilerim. daha da fenası çocuklarını "vatan uğruna!!!" kaybetmiş ailelerin hiç ama hiç izlemesini umut ederim.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Hülya Tanrıöver bu filmi bir feminist olarak beğenmediğini söylemişti. Askerlik hadisesi gibi erkek egemen bir konuda kadın unsurunu aramak ne derece doğru açıkcası ben de bunu sorguluyorum.
  • Filmin komedi kısmının da hakkını vermek isterim. Hele ki İbo ve materyalist kısmı beni bitiren sahnelerden biridir.
  • Bünyeniz kışa, havanın erken kararmasına ve domuz gribine alışmaya çalışıyorsa ve kendinizi daha da tüketmek istemiyorsanız izleyeceğiniz filmlerde önceliği bence bu film almamalı.
  • Genel tarzım gereği yine filmde en sevdiğim insan Barış karakteri oldu. Film ve dizilerin de böyle 2.cil ve mükemmel bir karakterleri oluyor ki, ben de bunların hepsini pek sevdim bugüne kadar. Yönetmenlerimizi bu doğru seçimlerinden ötürü de tebrik ediyoruz.
  • Ve bence bu film gişe rekorunu da pekala kıracaktır.
  • Aslında filme dair daha çok şey yazacaktım ama aklım azıcık dağınık (malumunuz uyku vaktim geldi) bu sebeple film hakkında başka yazılar da yazabilirim, sizi şimdiden uyarıyım.
ps. Başlık şarkısı Mor ve Ötesi- Eksik


1 yorum:

Fery... dedi ki...

pazar günü gidelim dedim pazar filmi değil ağır gelri dediler ağır geleceğini biliyorum bu haftasonu gideyim ben en iyisi...